Bugün 1 Ocak. Takvimler yeni bir yılın başlangıcını gösterirken, Türkiye’de özellikle Kürtler için bu tarih başka bir anlam daha taşıyor. Kimliğine bakan milyonlarca insanın doğum tarihi aynı: 01.01. Bu durum, basit bir tesadüf ya da bireysel bir tercih değil; uzun yıllara yayılan yapısal bir kayıt sorununun sonucu.
Özellikle 1980’ler ve 1990’larda Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde doğumların büyük bölümü evlerde gerçekleşti. Hastanelerin sınırlı olması, ulaşım zorlukları, yoksulluk ve devletle kurulan mesafeli ilişki, doğumların resmi kayda geçmesini geciktirdi. Birçok aile için doğum günü, hatırlanan bir gün değil, sezilen bir zaman aralığıydı.
Nüfus kayıt işlemleri ise çoğu zaman yıllar sonra yapıldı. Doğum günü net olarak bilinmediğinde, sistemin sunduğu en kolay tarih tercih edildi: 1 Ocak.
Kayıt Eksikliği Değil, Yapısal Bir Sorun
1 Ocak’ın bu kadar yaygınlaşmasının arkasında yalnızca teknik nedenler yok. Dönemin politik koşulları, bu tabloyu doğrudan şekillendirdi. Kürtçe’nin yasaklı olduğu, okuryazarlık oranlarının düşük kaldığı, devletle temasın çoğu zaman güvenlik eksenli kurulduğu bir ortamda, nüfus kaydı sıradan bir idari işlem olmaktan çıktı.
Birçok Kürt ailesi için nüfus, gündelik hayatın parçası değildi. Zorunlu askerlik, vergilendirme ve cezai yaptırımlar, devlet kayıtlarından uzak durmayı teşvik eden unsurlar haline geldi. Bu nedenle çocuklar doğduğunda değil, ihtiyaç duyulduğunda kayda geçirildi. Kimi zaman okula başlarken, kimi zaman askere gitmeden önce, kimi zaman da şehirde yeni bir hayat kurulurken.
Bu gecikmeli kayıtlar sırasında doğum tarihi, çoğu zaman geriye dönük ve tahmini olarak yazıldı. Ay ve gün sorulduğunda net bir cevap alınamayan durumlarda, memurlar için en pratik çözüm 1 Ocak oldu.
Dil, Göç ve Sessiz Tanıklıklar
Bu süreci derinleştiren bir diğer unsur ise dildi. Kürtçe’nin kamusal alanda yasaklı olduğu yıllarda, nüfus müdürlüklerinde kendini ifade etmek birçok kişi için mümkün değildi. Türkçe bilmeyen ya da sınırlı konuşabilen yurttaşlar, doğum tarihlerini doğru aktaramadı. Mevsimler karıştı, aylar yanlış anlaşıldı, günler silindi.
Tanıklıklar, bu tabloyu açık biçimde ortaya koyuyor. Dengbêj İbrahim Pîrikî, resmi kayıtlara göre 1 Ocak doğumlu. Ancak gerçek doğum gününü bilmediğini söylüyor. Ona göre bu durum, bireysel bir eksiklikten çok, kimliğin tanınmadığı bir dönemin sonucu. “Bir halkın dili, ismi ve tarihi yasaksa, doğum günü de 1 Ocak olur” sözleri, bu kolektif deneyimi özetliyor.
Benzer şekilde tarihçi ve yazar Said Veroj da doğum günü 1 Ocak olanlardan. Veroj’a göre kayıt sorunlarının temelinde, kurum eksikliği kadar politik nedenler de var. Devletle kurulan mesafenin, doğum tarihlerini de belirsiz hale getirdiğini vurguluyor.
Aynı Tarih, Farklı Hikayeler
Diyarbakır’da yaşayan birçok yurttaş, hangi gün doğduğunu bilmediğini ifade ediyor. Seyitxan Ceneviz, babasının kendilerine hiç tarih söylemediğini anlatıyor. Hacı Adil Bozkurtan ise toplam 12 kardeşin tamamının kimlikte aynı doğum tarihine sahip olduğunu söylüyor. Mihemed Coşar’ın anlatımı da benzer: Kimliklerini çıkardıklarında neredeyse yirmi yaşındaydılar.
Bu örnekler, 1 Ocak’ın bireysel bir tercih olmadığını, aksine kolektif bir deneyimin sonucu olduğunu gösteriyor. Aynı tarihte doğmuş gibi görünen milyonlarca insan, aslında farklı hayatlara, farklı hafızalara ve farklı kayıplara sahip.
Bir Yanlışlıktan Ortak Hafızaya
Zamanla 1 Ocak, bir kayıt hatası olmaktan çıktı. Kürt toplumu içinde sembolik bir anlam kazandı. Bugün bu tarih, yalnızca bir doğum günü değil; geç kayda geçmiş hayatların, ertelenmiş kimliklerin ve görünmez bırakılmış hikayelerin ortak işareti olarak anılıyor.
Son yıllarda doğum kayıtları büyük ölçüde düzelmiş durumda. Hastane doğumlarının yaygınlaşmasıyla birlikte çocukların doğum tarihleri artık doğru şekilde kayda geçiriliyor. Ancak 1 Ocak, geçmişte yaşananların izini taşıyan bir hafıza tarihi olarak varlığını sürdürüyor.
Bu nedenle 1 Ocak, Kürtler için sadece yeni bir yılın başlangıcı değil. Aynı zamanda aynı geçmişi paylaşanların günü. Gerçek doğum günleri bilinmese de, ortak bir hikaye bugün hâlâ hatırlanıyor.