Dünya

3. Kürt Film Festivali’nin sembolü saç örgüsü oldu

Düsseldorf’ta düzenlenecek 3. Kürt Film Festivali, “saç örgüsü” sembolüyle Rojava direnişine selam gönderiyor; açılış “Heval Birako” filmiyle yapılacak.

Abone Ol

3. Kürt Film Festivali, bu yıl politik ve kültürel bir mesajla izleyici karşısına çıkıyor. 17-19 Nisan 2026 tarihleri arasında Düsseldorf’ta düzenlenecek festivalin sembolü, Rojava direnişiyle özdeşleşen “saç örgüsü” olarak belirlendi.

Festival, Rojava’ya yönelik saldırıların sürdüğü bir dönemde organize edilirken, açılışın da bu bağlamda bir mesaj taşıması hedeflendi. Etkinlik, 90 dakikalık “Heval Birako” filmiyle başlayacak. Programda ayrıca “Rojava rûmeta me ye” adlı kısa film ve “Hemo” belgeseli de yer alıyor.

Programda geniş coğrafyadan yapımlar var

Festival kapsamında 3 uzun metrajlı film, 8 belgesel ve 17 kısa film izleyiciyle buluşacak. Yapımların coğrafi dağılımı ise dikkat çekiyor: Rojava’dan 3, Türkiye’den 11, Rojhilat’tan 5, Federe Kürdistan Bölgesi’nden 7 ve uluslararası alandan 3 film programda yer alıyor.

Festival, Kürt sinemasının farklı coğrafyalardaki üretimlerini bir araya getirerek hem sanatsal hem de politik bir hafıza alanı oluşturmayı hedefliyor.

“Saç örgüsü” direnişin simgesi

Festival hazırlık komitesi üyesi Serhat Hulaku, bu yılın sembolüne ilişkin yaptığı açıklamada, Rojava’daki kadın savaşçıların deneyimlerine işaret etti. Saldırılar sırasında bir kadın savaşçının saç örgüsünün kesilmesinin ardından, örgünün direnişin simgesi haline geldiğini belirten Hulaku, bu nedenle logoda saç örgülü bir kadın figürüne yer verdiklerini söyledi.

Temalar: yasaklar, göç ve direniş

Festivalde gösterilecek filmler; Rojava devrimi, Rojhilat’taki kolberler, Kürt dili üzerindeki yasaklar, Türkiye’deki Kürtlerin durumu ve zorunlu göç gibi başlıkları ele alıyor. Aynı zamanda Kürtçe müzik üzerindeki baskılar da yapımların önemli temaları arasında yer alıyor.

Kısa film kategorisinde her bölgeden bir filme ödül verilecek, uzun metrajlı yapımlar için ise dört onur ödülü takdim edilecek.

Hulaku, festivalin yalnızca bir sinema etkinliği değil, aynı zamanda zor koşullar altında üretilen filmlerin görünürlük kazanması açısından önemli bir platform olduğunu vurgulayarak, “Bu filmler savaş, zorluk ve yasaklar altında çekiliyor. Tüm halkımızı festivali sahiplenmeye çağırıyoruz” dedi.