26 Mart 1994 sabahı, Şırnak’ın merkezine bağlı Kuşkonar ve Koçağılı köylerinde hayat her zamanki akışındaydı. Baharın gelişiyle birlikte erkeklerin bir kısmı tarlalarda çalışmaya gitmiş, kadınlar ve çocuklar ise günlük rutinlerine başlamıştı. Saatler 10:30’u gösterdiğinde gökyüzünde beliren savaş uçakları ve bir helikopter, bu iki sivil yerleşimin üzerine ölüm yağdırmaya başladı. Türkiye yakın tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan bu olay, arkasında 38 sivilin cansız bedenini ve yok edilmiş iki köyü bıraktı. On yıllar sürecek hukuk mücadelesi ise devletin "uçmadık" dediği gökyüzünde, uçakların kayıtlarını bulma çabasıyla geçti.
İnkârın Duvarları ve Kanıtlanan Gerçeklik
Olayın hemen ardından resmi makamlar saldırının sorumluluğunu PKK üzerine yıktı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, facianın bir kaza olduğunu ima ederek "uçaklardaki kayışların gevşemesi sonucu bombaların düştüğü" yönünde teknik olarak açıklanması güç bir beyanda bulundu. Ancak köylülerin tanıklıkları çok daha sistematik bir saldırıyı tarif ediyordu. Tanıklar, önce bir helikopterin köyler üzerinde dolaşarak işaret fişeği benzeri bir cisim bıraktığını, ardından jetlerin dalış yaparak bombaları bıraktığını anlattı. İçişleri Bakanlığı’nın "terörist gruplara yönelik hava harekatı" açıklaması ile Genelkurmay’ın "o gün o bölgede uçuşumuz yoktu" savunması arasındaki çelişki, dosyanın yıllarca askeri ve sivil yargı arasında gidip gelmesine neden oldu.
AİHM Kararı ve 2,3 Milyon Euroluk Mahkumiyet
İç hukuk yollarından sonuç alamayan kurban yakınları, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. Mahkeme sürecinde yapılan araştırmalar, Türkiye’nin iddialarının aksine bölgede o gün herhangi bir çatışma yaşanmadığını ve saldırının tamamen sivillere yönelik olduğunu ortaya koydu. AİHM, Türkiye’yi yaşam hakkını ihlal etmekten ve etkili soruşturma yürütmemekten suçlu bularak, kurban ailelerine toplamda 2,3 milyon euro tazminat ödenmesine hükmetti. Bu karar, uluslararası alanda köylerin TSK tarafından bombalandığının tescili niteliğindeydi.
Sivil Havacılık Kayıtları: Tanyer 60 ve Kaplan 05
Dosyanın zamanaşımına uğramasına aylar kala, Diyarbakır Barosu’nun ısrarlı takibi sonucu hayati bir belgeye ulaşıldı. Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden gelen uçuş kayıtları, askeri makamların yirmi yıl boyunca sürdürdüğü "uçuş yoktu" savunmasını çürüttü. Kayıtlara göre, 26 Mart 1994 günü bölgede iki ayrı operasyon icra edilmişti: 10:24’te kalkan "Tanyer 60" kodlu iki F-4 uçağı ve 11:00’de havalanan "Kaplan 05" kodlu, üzerinde MK-82 tipi bombalar taşıyan iki F-16 uçağı. Bu teknik veriler, tanıkların uçak sesleri ve bombalama saatleriyle birebir örtüşüyordu.
Toplu Mezarlar ve Silinen Hafıza
Bombardımanda ölen 38 kişinin 7’si henüz bebekti; kurbanların büyük çoğunluğunu kadınlar, çocuklar ve yaşlılar oluşturuyordu. Kuşkonar’da 25, Koçağılı’da 13 kişi hayatını kaybetti. Sağ kurtulanlar, parçalanmış bedenleri çarşaflara toplayarak köy meydanlarında açılan toplu hendeklere defnetmek zorunda kaldı. Saldırıdan sonra köyler tamamen boşaltıldı ve haritadan silindi. Hayatta kalanlar Mersin, Adana ve Siirt gibi illere göç ederek hafızalarındaki ağır travmayla yaşamaya çalıştı. Bugün Kuşkonar ve Koçağılı, sadece hukuki bir dosyanın adı değil, adaletin yirmi yıl boyunca gökyüzünde asılı kaldığı bir trajedinin simgesidir.