Kadınların yalnız olduğu geceleri sahneye taşıyan çok dilli opera “Laissez durer la nuit” (Gece Sürsün), barok müzikten Kürt klamlarına uzanan bir yolculuk sunuyor. Dünya prömiyerini gerçekleştiren performans, Almanca, Fransızca, Kürtçe, Gürcüce, Türkçe ve İtalyanca dillerinde sahneleniyor. Sahnedeki beş kadın karakter, geceyi farklı perspektiflerden anlatıyor. Diller birbirine karışıyor, birbirine yanıt veriyor ve izleyici hem bir ağıt hem de ritmik bir anlatım içinde yolculuğa çıkıyor. Operanın temel teması, kadınların gece yaşadığı yalnızlık ve zorluklar; bu yalnızlığı yavaş yavaş birlikte aşma süreci.

Diyarbakırlı şarkıcı ve bağlama sanatçısı Eylül Nazlıer, Kurmancî ve Zazakî kısımlarını seslendiriyor. İlke TV’den Zilan Azad’ın haberine göre, Nazlıer projeye katılımını şöyle anlattı: “Projenin yazarı Julia Deit-Ferrand barok ve geleneksel müziği bir araya getirmek istemişti. Bana sahnede izledikten sonra Kürtçe yapmayı teklif ettiler. Böylece tradisyonel müzik kısmını Kurmancî ve Zazakî yaptık.” Nazlıer, sahnede oyunun bir parçası olmanın kendi deneyiminde büyük bir fark yarattığını söylüyor: “Normalde hikayeler kafamda olur ve sadece dile dökülür. Şimdi kahramanı olup yaşıyorum. Özellikle oyunun sonunda kendi bestelediğim bir şarkıyı bütün kadınlarla birlikte söylüyoruz. Bu kız kardeşlik ve beraber olma hali bende çok güçlü duygular uyandırıyor.”

Performansta geleneksel müzik kısmını üstlenen Nazlıer, Kürt dilini ve kültürünü sahneye taşımaktan söz ediyor: “Dili ve halayı sahneye taşıdım. Bütün orijinallikleriyle, hiç bozmadan. Bu, sahnede tatlı bir paylaşım yarattı; hem onların müzik ahlakını tanıdım hem de kendi kültürümü gösterdim.” İzleyici geri dönüşleri oldukça olumlu oldu. Göçmen nüfusun yoğun olduğu İsviçre’deki şehirde sahne performansı izleyicilerle duygusal bir bağ kurdu. Nazlıer, performansın en kısa sürede kendi şehri Amed’de de sahnelenmesini istiyor. Son söz olarak, kadınların yalnız olduğu geceleri hep birlikte el ele tutuşup gündüze çevirmeyi umduğunu ekliyor.

“Laissez durer la nuit” performansı, barok eserler, geleneksel Kürt ezgileri ve elektronik müziği bir araya getiriyor. Yaklaşık bir buçuk saat süren opera, kadınların sürgün, yas ve kayıp temaları etrafında kurulan hikayelerini anlatıyor ve çok dilli yapısıyla sahneleniyor. Operada Georg Friedrich Händel ve Antonio Vivaldi gibi barok dönem bestecilerinin eserlerinin yanı sıra Eylül Nazlıer, Marie Delprat ve Janiv Oron’un müzikleri de yer alıyor. Sahneleyenler arasında mezzosoprano Julia Deit-Ferrand, sopranolar Serenad Uyar ve Iris Keller ve Kürt sanatçı Eylül Nazlıer bulunuyor. Elektronik müzik düzenlemeleri Marie Delprat’a ait ve performans 12 yaş üstü izleyiciye açık.





