Bugün, gazeteci Metin Göktepe’nin gözaltında öldürülmesinin 30. yıl dönümü. Göktepe, mesleğini yaptığı sırada yaşamını yitirmesi ve ardından yürütülen dava süreciyle Türkiye’de basın özgürlüğü ve cezasızlık tartışmalarının simge isimlerinden biri olarak anılıyor.
Metin Göktepe kimdir?
Metin Göktepe, 1968 yılında Sivas’ta doğdu. Evrensel gazetesi muhabiri olarak çalışan Göktepe, özellikle emek, insan hakları ve toplumsal olaylara ilişkin haberleriyle biliniyordu.
Metin Göktepe nasıl öldürüldü?
Göktepe, 8 Ocak 1996’da İstanbul Alibeyköy’de, cezaevinde öldürülen tutukluların cenazesini izlemek ve haberleştirmek için bulunduğu sırada gözaltına alındı. Eyüpsultan Spor Salonu’na götürülen Göktepe, burada polisler tarafından dövülerek öldürüldü.
Yetkililer ilk aşamada “duvardan düşme” iddiasını öne sürdü. Ancak otopsi raporu, Göktepe’nin ölümünün şiddetli darp sonucu gerçekleştiğini ortaya koydu.
Dava süreci ve verilen cezalar
Metin Göktepe’nin ölümü kamuoyunda büyük tepki yarattı. Uzun süren yargılama sonucunda altı polis memuru, “kasten adam öldürme” suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Daha sonra cezalar indirildi; sanıklar yaklaşık beş yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildi.
Dava, Türkiye’de gözaltında işkence, devlet şiddeti ve cezasızlık tartışmalarının sembol dosyalarından biri olarak kayıtlara geçti.
Basın özgürlüğü açısından önemi
Metin Göktepe’nin öldürülmesi, Türkiye’de bir gazetecinin haber takibi sırasında yaşamını yitirmesi nedeniyle basın tarihine geçti. Olay, meslek örgütleri ve insan hakları savunucuları tarafından yıllardır basın özgürlüğüne yönelik en ağır ihlallerden biri olarak anılıyor.
Her yıl 8 Ocak’ta gazeteciler ve sivil toplum örgütleri tarafından anılan Göktepe, “Gazetecilik suç değildir” ve “Unutmadık, affetmiyoruz” sloganlarıyla hatırlanıyor.
Metin Göktepe’nin ölümü, aradan geçen 30 yıla rağmen, Türkiye’de gazetecilerin çalışma koşulları ve ifade özgürlüğü tartışmalarında güncelliğini koruyor.