Gazeteci Fatih Altaylı, bir programda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “ömür boyu görevde kalması” tartışmasına dair yaptığı değerlendirmede, halkın yüzde yetmişinin böyle bir öneriye karşı çıktığını söyledi. Altaylı, Osmanlı döneminden örnek vererek “Bu millet hoşuna gitmediği zaman padişahını boğmuş bir millettir” ifadelerini kullandı. Bu sözlerin ardından Altaylı, 21 Haziran 2025’te gözaltına alındı, 22 Haziran 2025’te tutuklanarak İstanbul Silivri’deki Marmara Cezaevi’ne gönderildi.
Dört yıl iki ay hapis cezası
Mahkeme, 26 Kasım 2025’te Altaylı’ya dört yıl iki ay hapis cezası verdi. Kararda, “verilen ceza miktarı dikkate alındığında kaçma şüphesi bulunduğu” belirtilerek adli kontrolün yetersiz kalacağı ifade edildi. Bu nedenle Altaylı’nın tutukluluk halinin devamına hükmedildi.
Cezaevinden mektup: “Tahliye beklemiyordum”
Cezanın ardından Altaylı, 6 Ekim’den beri ara verdiği YouTube yayınlarına döndüğünü duyurdu ve cezaevinden bir mektup paylaştı. Altaylı, tahliye edilmeyi beklemediğini belirterek şöyle yazdı:
“Bavulumu hazırlamamıştım, zaten cezaevinde bavul yasak. Tahliye olanlar eşyalarını siyah çöp torbalarıyla taşıyor. Perşembe teslim edilen kantin siparişlerini bile vermiştim. Geçmiş davalara bakarak tahliyeyi bekleyen infaz koruma memurları buna şaşırdı. Avukatlarım da tahlihe edileceğimden emindi.”
Altaylı, mektupta Galatasaray Lisesi’nden sınıf arkadaşı avukat Coşkun Coşar’ın değerlendirmesine de yer verdi. Coşar’ın mütalaayı inceledikten sonra “Sulh ceza hâkimliğine sevk yazın, iddianamen ve mütalaan aynı elden çıkmış. Bu da tahliye niyetleri olmadığını gösteriyor. Adalet bekleme” dediğini aktardı.
Arka plan
Altaylı hakkında verilen karar, sosyal medyada ve basın özgürlüğü tartışmaları içinde geniş yankı buldu. Yargı sürecine ilişkin itiraz mekanizmalarının işletileceği bildirildi.