HTŞ saldırıları sonrası Halep’te on binlerce sivil yerinden edildi. Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd’de altıncı gün ateşkes ilan edilirken, binlerce Kürt'ün zorunlu sürgünü anbean kameralara yansıyor.
Abone Ol
Halep’te on binlerce Kürt, HTŞ saldırılarının ardından gözyaşları içinde yaşadıkları mahallelerden çıkarıldı. Suriye’de cihatçı Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında 4 Ocak Pazar günü Şam’da yapılan “entegrasyon” görüşmelerinden anlaşma çıkmamasıyla birlikte Halep’te çatışmalar başladı ve bu süreç sürgünle sonuçlandı. HTŞ güçlerinin Kürtlerin yoğun yaşadığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri ile Süryani nüfusun bulunduğu Beni Zeyd’e yönelik saldırılarının altıncı gününde bugün ateşkese varıldığı duyuruldu.
HTŞ yönetimi, önceki günlerde Beni Zeyd ve Eşrefiye mahallelerinde “kontrolün sağlandığını” açıklarken, Şeyh Maksud’da çatışmaların sürdüğü bildiriliyordu. Ateşkesin ilan edilmesi, ABD’nin “Suriye Valisi” gibi hareket ettiği belirtilen Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Halep gündemiyle HTŞ lideri Ebu Muhammed el Colani ve “Dışişleri Bakanı” Esad Şeybani ile yaptığı görüşmeden saatler sonra geldi.
Barrack, yaptığı açıklamada “Tarafları derhal çatışmaları durdurmaya ve 10 Mart ile 1 Nisan 2025 tarihlerinde imzalanan anlaşmalar doğrultusunda yeniden diyaloğa dönmeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.
SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, dün uluslararası tarafların arabuluculuğunda, “Yaralıların, mahsur kalan sivillerin, yaşamını yitirenlerin ve Asayiş güçlerinin Rojava’ya tahliyesini güvence altına almak amacıyla” ateşkese varıldığını açıkladı.
Abdi, arabuluculara seslenerek, “İhlallerin durdurulması ve yerlerinden edilmiş kişilerin evlerine güvenli şekilde dönebilmeleri için verilen sözlere uyulması” çağrısında bulundu.
Ateşkese ilişkin iç güvenlikten sorumlu Kürt güçleri olan Asayiş’ten yapılan açıklamada, Şeyh Maksud’daki Halid Fecir Hastanesi’nin boşaltıldığı bildirildi ve “Bundan sonra güçlerimiz mücadelelerini çeşitli yollarla sürdürecektir” denildi. Açıklamanın ardından yaşamını yitirenlerin cenazelerinin ve yaralıların Haseke’ye tahliye edildiği aktarıldı.
Kuzey ve Doğu Suriye (Rojava) Özerk Yönetimi, yaptığı açıklamada saldırıların asıl hedefinin “Kürt varlığı ve demografik değişim” olduğunu belirtti; “savaş suçları ve ağır ihlaller işlendiğini” kaydederek uluslararası toplumu ve insan hakları örgütlerini duruma müdahil olmaya çağırdı. Açıklamada, “Savunma Bakanlığına bağlı silahlı grupların iki mahalleyi ele geçirmesi bir zafer olarak nitelendirilemez; bu, devleti temsil ettiğini iddia eden bir otorite tarafından işlenmiş bir ihanet ve ağır bir suçtur” denilirken, “İslam’ı savunduğunu iddia eden bir otorite cenazelere saygısızlık ediyor ve açıkça savaş suçları işliyor. Her iki mahalledeki sakinlerimizden evlerinde kalmalarını rica ediyoruz. Yerlerinden edilmiş olanların geri dönmesini istiyoruz” ifadelerine yer verildi.
Yaşananlar ve yapılan açıklamalar, Kürtlerin Fırat Nehri’nin batısındaki varlığının sona erdirilmek istendiğine işaret ederken, saldırılar sırasında HTŞ güçleri tarafından otobüslere bindirilerek yıllardır yaşadıkları mahalleleri gözyaşları içinde terk etmeye zorlanan, çoğu kadın ve çocuk olan Kürt sivillerin görüntüleri bu durumu doğruluyor. Yoğun IŞİD saldırılarının yaşandığı dönemlerde bile Halep’i terk etmeyen Kürtlerin evlerine ve topraklarına geri dönüp dönemeyeceği ise büyük bir belirsizlik olarak duruyor.
Gelişmelerden haberdar olmak istiyor musunuz?
Google News’te dicletv.com sitemize
abone olun.