Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, Bodrum açıklarında yaşanan ve en az 19 kişinin hayatını kaybettiği tekne faciasına ilişkin yaptığı açıklamada, olayın münferit bir kaza olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Ağ, yaşanan ölümlerin sistematik politikalardan bağımsız ele alınamayacağını belirterek, yetkililere kapsamlı bir çağrıda bulundu.
Açıklamada, son dönemde art arda yaşanan benzer olaylara dikkat çekilerek, göçmen ölümlerinin süreklilik kazandığına işaret edildi. Buna göre, 24 Ekim 2025’te Muğla’da 18 kişinin, 9 Mart 2026’da Antalya’da 14 kişinin ve 21 Mart 2026’da yine farklı bir olayda 22 kişinin yaşamını yitirdiği hatırlatıldı. Bu örneklerin, yaşananların tesadüfi değil, belirli politikaların sonucu olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi.
Ölümler “kaza” değil, politikanın sonucu
Ağ tarafından yapılan değerlendirmede, sınır politikalarının giderek daha sert ve militarize bir yapıya bürünmesinin, göçmenleri daha tehlikeli güzergâhlara yönelttiği belirtildi. Güvenli ve yasal geçiş yollarının kapalı olmasının, insanların hayatta kalabilmek için riskli yolculuklara mecbur bırakıldığını ortaya koyduğu ifade edildi.
Bu çerçevede, denizlerde ve sınır hatlarında yaşanan ölümlerin “kaçınılmaz kazalar” olarak sunulamayacağı, aksine doğrudan politika tercihleriyle bağlantılı olduğu vurgulandı. Açıklama, göç yönetiminde güvenlik odaklı yaklaşımın insan hayatı üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor.
Şeffaf soruşturma ve hesap verilebilirlik çağrısı
Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, yaşanan son facia başta olmak üzere tüm benzer olaylar için bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesi gerektiğini belirtti. Sorumluların ortaya çıkarılması ve hesap verilebilirliğin sağlanmasının, benzer ölümlerin önüne geçilmesi açısından kritik olduğu ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, yalnızca olay sonrası müdahalelerin değil, önleyici politikaların da hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu kapsamda güvenli ve yasal göç yollarının oluşturulması, en temel çözüm önerileri arasında sıralandı.
“Yaşam hakkı pazarlık konusu olamaz”
Ağ, göçmenlerin yaşam hakkının hiçbir koşulda siyasi ya da idari pazarlıkların konusu haline getirilemeyeceğini belirterek, bu ilkenin evrensel insan hakları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Yapılan açıklamada, bu yöndeki taleplerin sürdürüleceği ve kamuoyunun bilgilendirilmeye devam edileceği kaydedildi.
Göçmen ölümlerinin önlenebilir olduğuna dikkat çeken açıklama, mevcut politikaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ederken, insan odaklı ve hak temelli bir yaklaşımın zorunluluğunu bir kez daha gündeme taşıdı.