Diyarbakır

Hilmi Akyol: Kürt Kültürü Derlemeleri Asimilasyon Fikrini Çöpe Attı

Hilmi Akyol, Kürt sözlü kültürünü kayıt altına alma serüvenini ve dengbêjlik geleneğinin önemini Dicle TV’ye anlattı.

Abone Ol

Modern dünya unutmaya programlanmışken, Hilmi Akyol 40 yıldır Mezopotamya’nın tozlu yollarında bir halkın "hatırlama hakkını" savunuyor. 1960 yılında Hazro’nun Dersil köyünde doğan, ömrünün 65 yılını Diyarbakır’ın her taşını ezberleyerek geçiren Hilmi Akyol; bugün sadece bir yazar değil, Kürt zargotin geleneğinin yaşayan en büyük arşivcilerinden biri.

Dicle TV’ye konuşan Akyol, kamyon şoförlüğü yaptığı yıllarda vites koluyla teyp tuşu arasında kurduğu o hayati bağı ve bugün 30. cildine ulaşan devasa külliyatının perde arkasını anlattı.

Direksiyon Başında Arşivcilik

1960 yılında Diyarbakır’ın Hazro ilçesine bağlı Dersil köyünde doğan Akyol, henüz altı aylıkken ailesiyle birlikte Diyarbakır merkeze taşındı. Çocukluk ve gençlik yıllarını bu şehirde geçiren Akyol’un sözlü kültürle ilişkisi ise oldukça erken yaşlarda başladı. Ortaokul yıllarında dengbêj kasetleri toplamaya başladığını belirten Akyol, bu süreci şöyle anlatıyor:
“Babam ve abim kamyoncuydu. Tatillerde onlarla birlikte yolculuklara çıkardım. Bir yandan muavinlik yaparken bir yandan da dengbêj kasetleri topluyordum.”

1984 ile 1991 yılları arasında Irak ile Türkiye arasında tanker şoförlüğü yapan Akyol, bu dönemin hayatında belirleyici bir kırılma yarattığını ifade ediyor. Irak Kürdistanı başta olmak üzere bölgedeki pek çok şehirden kasetler toplayan Akyol, aynı zamanda Türkiye’nin Kürt illerinde de bu arşivi genişletti. Duhok, Musul, Zaho ve Hewlêr’den Cizre, Nusaybin ve Batman’a uzanan bu yolculuk, onun sözlü kültürle kurduğu bağı derinleştirdi.

Dengbêjlik, binlerce yıllık sözlü Kürt edebiyatını günümüze taşıyan bir köprü

Akyol’a göre dengbêjlik yalnızca bir müzik türü değil. Bu geleneğin taşıdığı anlamı şu sözlerle ifade ediyor:
“Benim için dengbêjlik, binlerce yıllık sözlü Kürt edebiyatını günümüze taşıyan bir köprüdür. Hem müziktir hem hafızadır.”

Bu yaklaşım, onun yıllar süren derleme çalışmalarının da temelini oluşturuyor. Diyarbakır’da kurulan ve sözlü kültürün kurumsal anlamda korunmasına katkı sunan Dengbêj Evi projesinin de önemli isimlerinden biri olan Akyol, bu sürecin kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirtiyor. 2007 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile yürütülen çalışmalar sonucunda açılan Dengbêj Evi’nde yapılan kayıtlar, onun en kapsamlı eserlerinden biri olan antoloji çalışmalarına da zemin hazırladı.

Akyol, burada yapılan kayıtların önemini şu sözlerle anlatıyor:
“Dengbêj Evi’nde yaptığımız kayıtlarla dengbêj antolojisinin ilk cildini tamamladık. Bu çalışmalar, sözlü kültürün kayıt altına alınması açısından çok kritikti.”

"Huseynê Kurdî": Bir Kahramanlığın İzinde

Bugüne kadar yüzlerce hikâye ve destan derleyen Akyol, bu anlatıların her birinin kendisinde derin izler bıraktığını ifade ediyor. Ancak içlerinden biri, onun için ayrı bir yerde duruyor: “Derlediğim çok sayıda hikâye beni etkiledi ama en çok ‘Huseynê Kurdî’ destanı beni hem sevindirdi hem de derinden etkiledi.”

Akyol’un çalışmaları yalnızca geçmişi kayıt altına almakla sınırlı değil. Aynı zamanda sözlü kültürün geleceğe taşınmasına da odaklanıyor. Hâlihazırda üzerinde çalıştığı projeler de bu sürekliliğin bir parçası. “Dengbêj û Çîrokbêjên Amedê” serisinin yeni ciltlerini hazırladığını belirten Akyol, bu kapsamda 28, 29 ve 30. kitaplar üzerinde çalıştığını söylüyor.

Asimilasyona Karşı Yazılı Direniş

Sözlü kültürün yazıya aktarılması meselesine de değinen Akyol, bu süreci tek boyutlu bir koruma olarak görmüyor. Ona göre bu aynı zamanda bir dönüşüm:
“Bu çalışmalar hem bir korumadır hem de yeni nesillere ulaştırmadır. Aynı zamanda Kürt sözlü edebiyatını diğer halkların edebiyatlarıyla yan yana koymaktır.”

Bugün Kürt sözlü ve yazılı kültürünü korumaya yönelik çalışmaları da değerlendiren Akyol, mevcut çabaları olumlu bulmakla birlikte yeterli görmediğini ifade ediyor. Buna rağmen son yıllarda yapılan çalışmaların önemli bir ilerleme kaydettiğini vurguluyor.

"Asimilasyon Fikri Çöpe Atılmıştır"

Kürt kültürüne yönelik on yıllardır süregelen yok sayma ve asimilasyon politikalarına dair net bir duruş sergileyen Akyol, yapılan derleme çalışmalarının politik bir zafer olduğunu savunuyor:

"Sözlü Kürt edebiyatı derlemeleri, kültür alanındaki asimilasyon politikalarını ve yok sayma fikrini çürütmüş, çöpe atmıştır."

Bu sözler, Akyol’un çalışmalarının yalnızca kültürel değil, aynı zamanda tarihsel ve politik bir anlam taşıdığını da ortaya koyuyor. Onun derlediği her hikâye, kayda aldığı her klam; yalnızca bir anlatı değil, aynı zamanda bir hafıza mücadelesi olarak okunuyor.

Bugün Dengbêj û Çîrokbêjên Amedê gibi kapsamlı eserlerle bu mirası yazılı hale getiren Akyol, bir halkın sözlü tarihini gelecek kuşaklara aktarmaya devam ediyor. Onun hikâyesi, bireysel bir çabanın nasıl kolektif bir hafızaya dönüştüğünün en somut örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.