13 Ocak’ı 14 Ocak’a bağlayan gece, Kürt coğrafyasında takvimler değişir. Resmî kayıtlarda sıradan bir kış günü gibi duran bu tarih, Kürtler için yılın eşiğidir. Serê Salê, yani “yılın başı”, sadece bir takvim devri değil; kuşaktan kuşağa aktarılan bir hafıza, gündelik hayata sinmiş bir kültür ve uzun süre görünmez bırakılmış bir toplumsal pratiktir. Bugün birçok kentte daha az hatırlansa da, Kürtlerin yaşadığı her evde bu gecenin izine rastlamak mümkündür.
Serê Salê’nin kökeni, Miladi takvimin dışına taşar. Rumi takvime dayanan bu yeni yıl anlayışı, güneş yılı esas alınarak şekillenmiştir. Bu nedenle Serê Salê, yalnızca folklorik bir gelenek değil; Mezopotamya’nın kadim zaman algısının günümüze taşınmış bir biçimidir. Kürtler için yıl, 1 Ocak’ta değil; 13 Ocak gecesi sona erer ve yeniden başlar.
Bir Takvim Meselesi Değil, Bir Hafıza Alanı
Serê Salê’nin uzun yıllar boyunca “görünmez” kalmasının nedeni yalnızca takvim farklılığı değildir. Modernleşme süreçleri, ulus-devletin resmî zaman rejimi ve kültürel merkezileşme politikaları, yerel ve çok katmanlı zaman algılarını sistemli biçimde geri plana itti. Kürtlerin 13 Ocak’ta kutladığı yılbaşı, bu yüzden kamusal alanda uzun süre yer bulamadı; evlerin içine, mahalle aralarına, çocukların oyunlarına sıkıştı.
Bu görünmezlik, geleneğin gücünü azaltmadı; aksine onu gündelik hayatın içine daha fazla gömdü. Serê Salê, resmî törenlerle değil, kapı kapı dolaşan çocuklarla, mutfakta hazırlanan tatlılarla, akşam sofralarında anlatılan hikâyelerle yaşatıldı. Bu yönüyle Serê Salê, Kürt kültüründe kamusal değil; kolektif bir ritüel olarak varlığını sürdürdü.
Kapı Kapı Dolaşan Yeni Yıl
Serê Salê’nin en canlı yüzü çocuklardır. 13 Ocak gecesi, çocuklar çeşitli kılıklara girerek ev ev dolaşır. Erkek çocuklar kadın kıyafetleri giyer, kız çocuklar erkek kılığına bürünür; yüzler soba isiyle karartılır, sakallar yapılır. Bu geçici kimlik değişimleri yalnızca bir eğlence değildir; toplumsal rollerin askıya alındığı, mizahın ve tersine çevirmenin hâkim olduğu bir alan açar.
Kapılar, belirli sözlerle çalınır. “Serê salê binê salê, Xwedê zarkî bide vê malê” ya da “Xwedê kurekê bide vê malê, Amîn” gibi cümleler, yeni yıla dair dilekleri taşır. Ev sahipleri çocuklara yiyecek, para ya da evde ne varsa verir. Vermemek, ritüelin bozulması anlamına gelir; çünkü Serê Salê paylaşım üzerine kuruludur.
Kalikê Sersalê ve Tersine Düzen
Serê Salê’nin bir diğer figürü Kalikê Sersalê’dir. Yılbaşı dedesi olarak anılan bu karakter, davul-zurna eşliğinde sokaklara çıkar, bilmeceler sorar, şakalar yapar. Kalikê Sersalê, otorite figürü değildir; aksine düzeni bozan, normları ters yüz eden bir karakterdir. Yeni yılın eşiğinde eski düzenin askıya alınması, bu figür aracılığıyla görünür kılınır.
Bu tersine çevirme pratiği, Serê Salê’yi yalnızca eğlenceli değil, politik olarak da anlamlı kılar. Toplumsal rollerin geçici olarak değişmesi, hiyerarşilerin gevşemesi ve herkesin bu oyuna dâhil olması, Kürt kültüründe yeni yılın eşitlik fikriyle ilişkilendirildiğini gösterir.
Baskı, Kesinti ve Bugün
Serê Salê, her zaman kesintisiz yaşatılmadı. Özellikle 1990’lardan itibaren artan güvenlik politikaları, sokağın ve kamusal alanın daralması, bu tür geleneklerin görünürlüğünü azalttı. Kentleşme, zorunlu göç ve kültürel kopuşlar da Serê Salê’nin kuşaklar arası aktarımını zayıflattı. Bugün birçok genç, bu geleneği aile büyüklerinin anlatılarından biliyor.
Son yıllarda ise Serê Salê yeniden kamusal alanda görünür olmaya başladı. Dernekler, kültür merkezleri ve yerel inisiyatifler aracılığıyla Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Batman, Siirt ve İstanbul gibi kentlerde kutlamalar düzenleniyor. Bu etkinlikler, Serê Salê’yi folklorik bir nostaljiye hapsetmeden, yaşayan bir kültür olarak yeniden kurmayı amaçlıyor.
Serê Salê, bugün hâlâ bir soru sormaya devam ediyor: Zamanı kim belirler? Hangi takvim meşrudur? Hangi bayram kamusaldır? 13 Ocak gecesi verilen yanıt nettir. Kürtler için yeni yıl, hâlâ Serê Salê ile başlar.