ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Pazar günü yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’nin geçici cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ile “şahsen” görüştüğünü ve bu temasların çatışmaların durdurulmasında belirleyici rol oynadığını söyledi. Rubio, Trump’ın, IŞİD tutuklularının transferini kolaylaştırmak ve entegrasyon müzakerelerinin devamını sağlamak amacıyla devreye girdiğini ifade etti.
Slovakya’nın başkenti Bratislava’da Başbakan Robert Fico ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Rubio, Trump’ın ateşkesi sağlamak için Ahmed el-Şara ile iki kez görüştüğünü belirtti. Rubio, “Çatışmalar başladığında Başkan Trump, el-Şara ile bir değil, iki kez şahsen görüştü. ‘Savaşları durdurun ki oradaki IŞİD mahkumlarını başka yere taşıyalım ve yeniden entegrasyon üzerinde çalışmak için daha fazla zamanımız olsun’ dedi” ifadelerini kullandı.
Ocak ayı sonlarında uluslararası arabuluculukla varılan ateşkes, Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri ile Şam’a bağlı silahlı gruplar arasındaki çatışmaları sona erdirmişti. Söz konusu mutabakat, Suriye’nin kuzeydoğusundaki sivil ve askeri kurumların kademeli olarak Suriye devlet yapısına entegrasyonunu öngörüyor.
5.700 IŞİD tutuklusunun Irak’a transferi
ABD ordusu, Perşembe günü yaptığı açıklamada, 23 günlük bir operasyon kapsamında Suriye’nin Kürt kontrolündeki bölgelerinden Irak’a 5 bin 700 IŞİD erkek tutuklusunun transferinin tamamlandığını duyurdu. Bu adımın, ateşkes ve entegrasyon süreciyle bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.
Rubio ayrıca, ABD’nin Münih Güvenlik Konferansı sırasında dört Avrupa ülkesiyle yapılması planlanan “Ukrayna toplantısını” atladığını açıkladı. Gerekçe olarak ise “Suriye ve Kürtlerle yürütülen görüşmelerin önceliğini” gösterdi.
Konferansın oturum aralarında Suriye geçici Dışişleri Bakanı Asaad al-Shaibani, Suriye Demokratik Güçleri Genel Komutanı Mazloum Abdi ve Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi dış ilişkiler eş başkanı İlham Ahmed’in bir araya geldiği bildirildi. Rubio, “Bir araya geldiler, Kürt lider de oradaydı” diyerek toplantıyı “tarihi bir buluşma” olarak nitelendirdi.
HTS geçmişi ve ABD’nin tercihi
Rubio, Suriye’deki mevcut yönetimle ilgili temkinli bir yaklaşım benimsediklerini de dile getirdi. Şara’nın, Abu Mohammed al-Jolani takma adıyla Beşar Esad rejimini deviren ve artık feshedilmiş olan Hay’at Tahrir al-Sham’ı yönetmiş bir isim olduğunu hatırlattı. HTS, geçmişte El Kaide bağlantılı bir örgüt olarak biliniyordu.
ABD’nin önünde iki seçenek bulunduğunu ifade eden Rubio, ya ülkenin “on sekiz farklı parçaya bölünmesine, uzun süreli iç savaşa, istikrarsızlığa, kitlesel göçe, teröristler için bir oyun alanına dönüşmesine, IŞİD’in her yerde kol gezmesine ve İran’ın yeniden güç kazanmasına” izin verileceğini ya da geçici yetkililerle çalışılıp çalışılamayacağının test edileceğini söyledi.
Rubio, ABD’nin ikinci yolu tercih ettiğini belirterek, “Bu geçici yetkililerle, Başkan Şara ve ekibiyle çalışmanın mümkün olup olmadığını görmek istiyoruz. Mantıklı olan bu” dedi. Şara’nın şu ana kadar verdiği sözleri tuttuğunu ifade eden Rubio, bu sürecin devam etmesi gerektiğini vurguladı.
“Bu gidişattan memnunuz. Bu gidişatı sürdürmemiz gerekiyor. İyi anlaşmalarımız var. Şimdi asıl önemli olan uygulama ve bu konuda çok aktif olacağız” diyen Rubio, Suriye’nin Dürzi, Bedevi ve Alevi topluluklarıyla da yeni anlaşmalara ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Geçen yıl Dürzi çoğunluklu Süveyda vilayetinde yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların yaşandığını, Alevi çoğunluklu kıyı bölgelerinde ise sivil kayıpların daha da yüksek olduğunu hatırlattı. Bu bölgelerdeki şiddet olaylarında Şam’a bağlı güçler birçok kayıptan sorumlu tutulmuştu.
ABD’nin Suriye politikası, IŞİD tutuklularının transferi, Kürt güçlerle entegrasyon müzakereleri ve geçici yönetimle işbirliği başlıklarında yeni bir döneme işaret ediyor.




