Dünya

Mohenjo-daro'da Tarih Değişti: Mezopotamya ile Yarışıyor

Yeni radyokarbon analizleri, İndus Vadisi'nin ikonik şehri Mohenjo-daro'nun kökenlerini M.Ö. 3300'e kadar geri çekti. Şehir, sanılandan eski ve karmaşık çıktı.

Abone Ol

Pakistan’ın Sindh eyaletindeki Larkana bölgesinde yer alan antik Mohenjo-daro şehri, arkeoloji dünyasını heyecanlandıran yeni bulgularla gündemde. 2025-2026 kazı sezonunda elde edilen radyokarbon verileri, şehrin kentsel kökenlerinin sanılandan yüzyıllar öncesine, M.Ö. 3300’e kadar uzandığını kanıtladı. Bu keşif, Mohenjo-daro’yu antik Mısır ve Mezopotamya’nın en erken şehirleriyle çağdaş ve rakip bir konuma yükseltiyor.

Şehir Duvarının Sırrı Çözüldü

Dr. Asma Ibrahim ve Dr. Jonathan Mark Kenoyer liderliğindeki uluslararası ekip, sahanın ünlü Stupa Höyüğü'nün batısında yürüttükleri çalışmalarda önemli bir yapıya odaklandı. 1950'de Sir Mortimer Wheeler tarafından bir "sel barajı" olarak tanımlanan devasa kerpiç yapının, aslında yüzyıllar boyunca genişletilmiş çok evreli bir şehir duvarı olduğu anlama geldi.

  • Erken Evre: Duvarın en alt katmanlarından alınan numuneler, yerleşimin "Olgun Harappa" döneminden (M.Ö. 2600) çok önce, M.Ö. 2700-2600 civarında başladığını gösterdi.

  • Kot Diji Mirası: Duvarın altındaki derin sondajlarda bulunan Kot Diji tarzı çömlekler, Mohenjo-daro’nun sıfırdan inşa edilmediğini, zaten var olan köklü bir topluluktan evrildiğini ortaya koydu.

Kentsel Planlamanın Öncüsü

Mohenjo-daro, standart pişmiş tuğlaları, gelişmiş drenaj sistemleri ve ızgara planlı sokak yapısıyla Bronz Çağı’nın en sofistike şehirlerinden biri olarak biliniyor. Yeni veriler, bu kentsel mükemmelliğin bir anda ortaya çıkmadığını; aksine sosyal, ekonomik ve mimari sistemlerin yüzyıllar süren deneysel bir sürecin ürünü olduğunu kanıtlıyor. Şehrin en parlak döneminde 40.000 kişilik bir nüfusa ev sahipliği yaptığı tahmin ediliyor.

Farklı Devirlerin İzleri Bir Arada

Saha sadece İndus Medeniyeti’ne değil, sonraki dönemlere de ışık tutmaya devam ediyor. 2023 yılında aynı bölgede bulunan ve birbirine kaynamış halde ele geçen 5,5 kilogramlık Kuşan İmparatorluğu dönemi sikkeleri (M.S. 2-5. yüzyıl), bölgenin İndus medeniyetinin çöküşünden bin yıl sonra bile stratejik önemini koruduğunu gösteriyor.

Arkeologlar, gelecekteki kazılarda şehir duvarının tam rotasını çizmeyi ve antik ticaretin, güvenliğin nasıl organize edildiğini anlamak için ana giriş kapılarını tespit etmeyi hedefliyor.