Vanlı atlet Recep Arslan, spor kariyerindeki engelleri, sürgün hikayesini ve uluslararası arenadaki hedeflerini ANF'ye değerlendirdi. Türkiye’de elde ettiği derecelere rağmen Kürt kimliği nedeniyle milli takıma alınmadığını ve sistematik bir ayrımcılığa maruz kaldığını belirten Arslan, bugün Almanya’da Kürdistan adıyla parkurlara çıkıyor. Arslan’ın hikayesi, sadece bir sporcunun başarı azmini değil, aynı zamanda kimlik mücadelesinin atletizm pistlerine yansıyan politik boyutunu da gözler önüne seriyor. Almanya’nın farklı kentlerinde kazandığı maratonlarla adından söz ettiren başarılı sporcu, şimdi rotasını 12 Nisan’daki büyük Hannover Maratonu’na kırmış durumda.
Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?
Adım Recep Arslan, Wanlıyım. 2010 yılından beri atletizm yapıyorum. Küçük yaşta kardeşim ile spora başladım.
Wan’da başlayan atletizm yolculuğunuz şu an Almanya’da sürüyor. Türkiye’de atletizme devam etmemenizde belirleyici unsur neydi?
Türkiye’de spor yaptığım dönemlerde birkaç Türkiye şampiyonasında derece aldım ama milli takıma alınmadım. Kardeşim Cumali Arslan da aynı şekilde başarı elde etse de o da hiçbir zaman milli takıma kabul edilmedi. Aslında milli takıma kabul edilmeme nedenimiz Kürt kimliğimize bağlı olmamızdı. Bu durum da ister istemez Türkiye Atletizm Federasyonu’nu rahatsız ediyordu. Çünkü atletizmde çoğunluk Kürt olsa da kimse açıkça kimliğini ön plana çıkaramıyor. Federasyonun sporcular üzerinde büyük bir baskısı var ve bu yüzden ben ve kardeşim özgürce kimliğimizle yarışmak için Almanya’ya gitmek zorunda kaldık.
Peki Almanya serüveniniz nasıl başladı?
Türkiye’den yola çıktık. Önce Bosna-Hersek’e geldik. Bosna-Hersek’ten 12 gün boyunca yürüyerek Almanya’ya ulaştık ve aklımda olan tek şey kimliğimizle spor yapmaktı. Almanya’ya vardıktan kısa süre sonra kardeşimle birlikte antrenmanlara başladım ve yarışmalara katıldım. Freiburg Maratonu, Bremen Maratonu, Karlsruhe Maratonu ve daha birçok maratonu kazanarak Kürt kimliğimi ve Kürdistan adını her alanda duyurdum. Öte yandan kardeşim de aynı şekilde Almanya’da birçok başarı elde etti. Bu başarılarımızı gören Türkiye Atletizm Federasyonu, Kürt sporculara uyarılarda bulunarak kimsenin bizimle görüşmemesi gerektiğini telkin ediyordu.
Acaba sporcuların sizden etkilenmesinden mi çekiniyordu federasyon?
Evet, ben ve kardeşim Kürt kimliğimizle yarıştığımız için Türkiye’deki Kürt sporcular kimliklerine daha fazla sahip çıkıyordu. Bu durum da federasyonun milliyetçi yaklaşımını etkiliyordu. Neticede Atletizm Federasyonu’na kayıtlı çok sayıda Bakurlu genç Kürt var.
Avrupa’da Kürt kurumları sizin başarılarınızı nasıl karşıladı?
Biz Bakur Kürdistanlı genç sporcular olarak daha fazla başarı elde etmek istiyoruz ama maalesef Avrupa’da yaşayan Kürt kurumlarından yeterince destek gördüğümüzü söyleyemem. Hatta üzülerek belirtmeliyim ki bize destek olmaktan kaçınılıyor. Sayın Remzi Kartal ve KCDK-E önceki dönem eşbaşkanları dışında kimse bizi desteklemedi. Daha üzücü olanı ise Almanya’daki bazı Türk kulüplerinin bize sponsor olmak istemesiydi. Elbette bunu kabul etmedik çünkü tek amacımız halkımızı temsil etmek. Umarım Avrupa’daki Kürt yetkililer tüm Kürt sporcularını destekler.
Önümüzde Hannover Maratonu var. Hazırlıklarınız ne aşamada?
Yaklaşık üç aydır 12 Nisan’daki büyük Hannover Maratonu’na hazırlanıyorum. Uzun zamandır bu yarış için çalışıyorum ve burada önemli bir başarı elde ederek Kürt sporcu kimliğimi ön plana çıkaracağım. Kardeşim Cumali Arslan da 28 Mart’ta İngiltere Şampiyonası’nda 10 kilometrede ikinci olarak önemli bir başarı kazandı. Ben de Hannover Maratonu’nda şampiyon olup bu başarımı halkıma adayacağım. Önümüzde daha birçok şampiyona var ve Kürdistan’ı ve halkımızı daha güçlü temsil etmenin onuruyla bu yarışmalarda yer almaya devam edeceğim.