Yazar Hüseyin Kalkan, Yeni Yaşam gazetesinde kaleme aldığı yazısında 2025 yılının Kürt sanatı açısından bir “ara bilanço” sundu. Kalkan, barış ikliminin görece genişlediği bu dönemde Kürtçe sanatın konserlerden festivallere, sinemadan tiyatroya uzanan geniş bir alanda yeniden görünürlük kazandığını vurguladı. Yazıda özellikle Amed merkezli kültürel hareketliliğin, Kürt sanatı açısından tarihsel bir eşiğe işaret ettiği ifade edildi.
Kalkan’a göre Abdullah Öcalan’ın bir manifestoyla başlattığı “Barış ve Demokratik Toplum” süreci, yalnızca siyasal tartışmaları değil, kültürel üretimi de doğrudan etkiledi. İstanbul’daki toplantıda açıklanan çağrının ardından festivaller, kültürel etkinlikler ve Kürtçe konserler art arda geldi. Önceki yıllarda yasaklar nedeniyle dinleyicisiyle buluşamayan birçok sanatçı için yeni bir alan açıldı. Yazıda, 2025 yılı boyunca gerçekleşen sanat etkinliklerinin önemli bir bölümünün Kürtler açısından tarihsel anlam taşıyan Amed’de yoğunlaşmasının altı çizildi. Aynı yıl içinde film festivali, belgesel film festivali ve tiyatro festivallerinin peş peşe yapılması bu duruma örnek olarak gösterildi.
Sürgünden Sahneye Uzanan Bir Dönüş
Hüseyin Kalkan, yazısında barış süreciyle birlikte sürgünden dönerek dinleyicisiyle buluşma imkânı yakalayan gruplardan birinin Koma Amed olduğunu belirtti. Kalkan’a göre Koma Amed’in Amed’de verdiği konser, yalnızca bir müzik etkinliği değil, tarihsel bir buluşma olarak kayda geçti. Amed Büyükşehir Belediyesi ile Peyas (Kayapınar) Belediyesi öncülüğünde, Sanatça’nın organizasyonuyla 30 yıl aradan sonra düzenlenen konserin yüz binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştiği hatırlatıldı.
Yazıda konser alanında “Berî her tiştî Kurd im” ve “Jiyan bi Kurdî xweşe” yazılı dövizlerin açıldığı, grubun kurucusu Evdilmelik Şêx Bekir’in posterinin taşındığı aktarıldı. Kalkan, grubun sembolleşen şarkısı “Tu kulîlka azadî yê, strana welatê me yî”nin sözlerinin yer aldığı Amedspor bayrağının da konser alanında dikkat çektiğini belirtti. Türkiye ve Kürdistan’ın farklı kentlerinden gelen katılımcıların sloganlar, zılgıtlar ve halaylarla konsere katıldığını vurgulayan Kalkan, sahneye asılan “Kulîlkên Azadiyê Pêşwaziya Aştiya Civakî Dikin” pankartının da dönemin ruhunu yansıttığını ifade etti.
Kalkan, konserde Şivan Perwer, Hesen Şerif, Hozan Şemdin, Xelîl Xemgîn, İlkay Akkaya, Hozan Dilovan ve Gulistan Perwer’in görüntülü mesajlarının yayımlandığını; Selçuk Mızraklı ve Selahattin Demirtaş’ın mesajlarının izleyiciyle paylaşıldığını hatırlattı. Buna karşın Koma Amed’in İstanbul konserinin yasak gerekçesiyle gerçekleştirilemediğine de dikkat çekti.
Amed’i Kürt Sinemasının Merkezi Olarak Okumak
Kalkan’ın yazısında 2025 yılı, Kürt sineması açısından da Amed merkezli bir yıl olarak ele alındı. Amed Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, Ortadoğu Sinema Akademisi ve Sinebîr yürütücülüğünde düzenlenen 3. Amed Uluslararası Film Festivali’nin “Dinya bi çîrokan tê ba hev / Dünya hikâyelerle bir arada” şiarıyla gerçekleştirildiği hatırlatıldı. Festival kapsamında 84 film ve belgeselin izleyiciyle buluştuğu, çok sayıda atölye çalışmasının yapıldığı aktarıldı.
Yazıda festivalin ödül töreninde verilen ödüller tek tek anılırken, Ali Kemal Çınar’ın ikinci kez ödül almasının Kürt sinemasında süreklilik açısından önemli olduğuna dikkat çekildi. Kalkan, festivalin yalnızca bir yarışma alanı değil, aynı zamanda Kürt sinemasının hafızasını kuran bir platform olduğunun altını çizdi.
Dil Mücadelesi Sanat Alanına Yansıdı
Hüseyin Kalkan, yazısında 2025 yılını Kürtçe açısından da kritik bir eşik olarak değerlendirdi. Birçok Kürt kentinde Kürtçe kurslarının açıldığını, Kürtçenin resmi dil ve eğitim dili olması talebiyle toplantı ve çalıştayların düzenlendiğini belirtti. Wan’da yapılan “Kürt Dil Mücadelesi İçin Strateji ve Politikalar” çalıştayını hatırlatan Kalkan, bu etkinlikte dil üzerindeki baskıların ve çözüm önerilerinin kapsamlı biçimde tartışıldığını vurguladı.
Kalkan’a göre 21 Şubat Anadil Günü ve 15 Mayıs Kürt Dili Bayramı’nda dünyanın birçok yerinde gerçekleştirilen eylemler, Kürtçenin yasal statü talebini daha güçlü biçimde görünür kıldı. Amed’de 750 kurumun imzasıyla açıklanan deklarasyon ise bu talebin toplumsal karşılığını ortaya koydu.
Belgesel, Tiyatro ve Rojava Vurgusu
Kalkan, FilmAmed Belgesel Film Festivali’nin dokuzuncu yılında yeniden güçlü bir katılımla gerçekleştiğini, Jinwar Köyü’nü konu alan açılış filminin kadın özgürlük mücadelesini merkezine aldığını yazdı. Amed Tiyatro Festivali’nde ise Türkçe, Kürtçe ve Ermenice oyunların sahnelenmesini, çok dilli kültürel hafızanın yeniden kurulması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.
Yazının Rojava bölümünde ise 5. Rojava Uluslararası Film Festivali’nin savaş koşullarında kültürel direnişin simgesi haline geldiği vurgulandı. Kalkan, Rojava’daki sinema ve sanat faaliyetlerinin, halkların hikâyelerini canlı tutan bir direnç alanı yarattığını ifade etti.
Bir Dönemin Kültürel Fotoğrafı
Hüseyin Kalkan, yazısını 2025’in Kürt sanatı açısından bir “ara bilanço” olduğu tespitiyle tamamladı. Yıl boyunca Türkiye ve Rojava’da gerçekleşen kültürel etkinliklerin tamamına yer vermenin mümkün olmadığını belirten Kalkan, dengbêj gecelerinden festivallere uzanan bu hareketliliğin, kısmi barış ortamının sanatı nasıl beslediğini açıkça gösterdiğini ifade etti. Yazı, Kürtçenin bir sanat dili olarak daha fazla alan bulduğu yılların çoğalması temennisiyle son buldu.




