Asayiş

AİHM Kararı: 'Bijî Abdullah Öcalan' Sloganı Suç Değil

İzmir'de "Bijî Abdullah Öcalan" paylaşımıyla ceza alan yurttaş, AİHM’in ihlal kararı sonrası yargılandığı davada "ifade özgürlüğü" gerekçesiyle beraat etti.

Abone Ol

İzmir Menemen Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2016 yılında başlatılan soruşturmanın temelini, bir yurttaşın kişisel sosyal medya hesabından yaptığı Kürtçe paylaşımlar oluşturuyordu. İddianameye ve yerel mahkemenin ilk cezalandırma kararına konu olan ifadeler arasında "Her bijî Abdullah Öcalan", "Bijî berxwedana Kurdistan" ve "Bijî berxwedana Kobanê" sloganları yer alıyordu. Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 2018 yılında bu paylaşımları "terör örgütü propagandası" kapsamında değerlendirerek sanığa 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası vermiş ve hükmün açıklanmasını geriye bırakmıştı. Ancak bu karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) ifade özgürlüğü kriterlerine çarpmasıyla sekiz yıl sonra tamamen hükümsüz kaldı.

AİHM’den "İfade Özgürlüğü" Vurgusu ve Beraat Kararı

İç hukuk yollarında Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) başvuruyu "dayanaktan yoksun" bularak reddetmesi üzerine dosya 2020 yılında AİHM’e taşındı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 5 Eylül 2023 tarihinde açıkladığı kararda, söz konusu sloganların şiddete çağrı içermediği ve ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığına hükmetti. Türkiye’yi manevi tazminat ödemeye mahkum eden bu karar, yerel mahkemede yeniden yargılamanın yolunu açtı. 26 Mart 2026 tarihinde sonuçlanan yeni yargılamada mahkeme, AİHM içtihatlarını esas alarak, daha önce ceza konusu olan bu sloganların suç teşkil etmediğine karar verdi ve sanığın beraatine hükmetti.

Avukat Fatma Demirer: "Sloganlar Şiddet İçermiyor"

Dosyanın avukatı Fatma Demirer, beraatle sonuçlanan bu sürecin ardından yaptığı değerlendirmede, yargıdaki çelişkili uygulamalara sert eleştiriler getirdi. Özellikle son Newroz kutlamalarında "Bijî Serok Öcalan" veya "Bijî berxwedana Kobanê" sloganları attığı için insanların hala gözaltına alındığını ve tutuklandığını hatırlatan Demirer, bu durumun hukuki bir belirsizlik yarattığını ifade etti. Demirer, bir yandan devletin İmralı ile görüşmeler yürüttüğü bir süreçten geçildiğini, diğer yandan bu görüşmelere konu olan isimle ilgili slogan atanların cezalandırılmasının halkta hukuka yönelik güvensizlik oluşturduğunu savundu.

Demokratik Haklar ve Kürt Kimliği Üzerindeki Baskılar

Karar sonrası yapılan açıklamalarda, sadece sloganların değil, sarı, kırmızı ve yeşil renkler gibi kültürel sembollerin de suç unsuru olarak görülmesinin Kürt kimliğine yönelik bir tahammülsüzlük göstergesi olduğu belirtildi. Avukat Demirer, AİHM’in verdiği bu beraat kararının bir emsal teşkil etmesi gerektiğini ve devletin artık Kürt meselesine bakış açısında yasal bir değişikliğe gitmesinin şart olduğunu vurguladı. Somut bir samimiyet ve güven ortamı yaratılmak isteniyorsa, şiddet çağrısı içermeyen bu tür ifadelerin artık birer soruşturma konusu olmaktan çıkarılması gerektiği kanaati paylaşıldı.