DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM’deki grup toplantısında yaptığı kapsamlı konuşmada, Kürt meselesi başta olmak üzere Türkiye’nin temel ve köklü sorunlarının çözümü için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde bir “Liderler Zirvesi” düzenlenmesi çağrısında bulundu. “Artık ayrımızı gayrımızı bir tarafa bırakalım. Türkiye’nin iyiliği ve barışı için siyasi liderler olarak bir araya gelelim, çözümü konuşalım” diyen Bakırhan, böyle bir buluşmanın geleceği birlikte kuracak siyasal iradeyi güçlendireceğini söyledi.
TBMM bünyesinde çalışmalar yürüten Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırlayacağı ortak rapora da değinen Bakırhan, 100 yıllık bir meseleyi konuşurken herkesin sorumluluk alması gerektiğini belirtti. Hazırlanacak raporun somut bir yol haritası ve belirgin bir siyasi takvim içermesi gerektiğini ifade eden Bakırhan, “Bu rapor Kürt meselesini terör parantezine almamalıdır” dedi.
“Eski dille yeni Türkiye raporu olmaz”
Bakırhan, Meclis’te yürütülen çalışmaların yeni bir siyasi dille ele alınması gerektiğini vurgulayarak, tarihsel korkulara ve tabulara sıkışmış bir yaklaşımın çözüm üretmeyeceğini söyledi. “Tarihi işler, yeni bir siyasi dille yapılır. Eski dille yeni Türkiye raporu çıkarılamaz” ifadelerini kullanan Bakırhan, demokratik çözümün asimilasyon mantığına ya da güvenlik eksenli dar çerçevelere hapsedilmemesi gerektiğini belirtti.
Konuşmasının önemli bir bölümünü ekonomi başlığına ayıran Bakırhan, emeklilerden gençlere kadar toplumun geniş kesimlerinin yaşamaktan çok hayatta kalma mücadelesi verdiğini söyledi. Faiz ödemeleri, yolsuzluk algısı ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin eleştirilerde bulunan Bakırhan, “Bu kadar yolsuzluğun, faizin, israfın olduğu bir ülkede yoksula bir şey düşer mi?” diye sordu.
Ortadoğu mesajı ve Öcalan vurgusu
Dış politikaya da değinen Bakırhan, Dışişleri Bakanı’nın Suriye’den sonra Irak’a işaret eden sözlerinin diplomatik kriz yarattığını belirterek, Irak makamlarının Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi’ni çağırdığını hatırlattı. Irak ne Libya’ya ne de Suriye’ye benzer diyen Bakırhan, Irak’ta yaşanacak bir hareketliliğin Suriye’den İran’a, Yemen’den Lübnan’a kadar geniş bir coğrafyayı etkileyebileceğini ifade etti. Türkiye’nin etnik ve inançsal fay hatlarını tetikleyen senaryolardan uzak durması gerektiğini belirten Bakırhan, Şengal, Mahmur ve Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik tehdit dilinin barış sürecine zarar vereceğini söyledi.
Çözümün Kürtlerle stratejik ve tarihi ittifaklar kurmaktan geçtiğini savunan Bakırhan, demokratik bir Ortadoğu birliği önerisinde bulundu. Halkların yerinden yönetim haklarının güvence altına alındığı, etnik ve mezhepsel üstünlüklerin olmadığı, sınırların ve egemenliklerin karşılıklı saygı temelinde korunduğu bir bölgesel vizyon çağrısı yaptı.
15 Şubat’ın Kürtler açısından sembolik önemine değinen Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın 27 yıldır İmralı’da çözüm iradesi ortaya koyduğunu savundu. 22 Ekim’de yapılan barış çağrısı ve 27 Şubat sürecine atıf yapan Bakırhan, Öcalan’ın çatışmalı ortamı demokratik siyaset zeminine taşıdığını ileri sürdü. Öcalan’ın rolünün kamuoyuna doğru anlatılmadığını belirten Bakırhan, kalıcı ve sürdürülebilir barış için statü ve çalışma koşullarının fiilî değil, resmî ve yasal düzenlemelerle güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
Heyetin İmralı’da yaptığı son görüşmeye de değinen Bakırhan, Öcalan’ın “Günü değil tarihi kurtarmaktan söz ediyoruz. Tarih de Kürtsüz olmaz” mesajını aktardı. Sürecin hızlı ve güçlü ilerlemesi için iktidar ve muhalefetin dahil olacağı bir koordinasyon mekanizmasına ihtiyaç olduğunu belirten Bakırhan, çözümün siyasi ve hukuki zeminde, kapsayıcı ve yenilikçi bir perspektifle ele alınması gerektiğini ifade etti.





