TBMM Genel Kurulu’nda söz alan DEM Parti Milletvekili Beritan Güneş Altın, gündemdeki düzenlemeyi sert sözlerle eleştirdi. Güneş, ekonomik krizin faturasının bir kez daha yurttaşlara kesildiğini belirterek, trafik cezalarındaki artışın bu politikanın parçası olduğunu söyledi.
Yasanın artık cezayı tanımlayan değil, cezanın bizzat içine yerleştirildiği bir araca dönüştüğünü ifade eden Güneş, bu yaklaşımın adil ve eşit bir yaşamı imkânsız hale getirdiğini vurguladı. Vergiler, zamlar ve artırılması planlanan trafik cezalarıyla “savaş ekonomisinin bedelinin halka ödetildiğini” dile getirdi.
“Trafik cezaları siyasi yaptırıma dönüştürülüyor”
Güneş, trafik cezalarının yalnızca idari bir uygulama olmaktan çıkarılarak siyasi bir yaptırım aracına dönüştürüldüğünü savundu. Özellikle Rojava’ya yönelik saldırılara karşı yapılan protestolara dikkat çeken Güneş, bu eylemlere katılan yurttaşların hedef alındığını öne sürdü.

Türkiye’de, Rojava’daki gelişmelere tepki göstermek için sokağa çıkanların “eyleme gidiyor” gerekçesiyle durdurulduğunu ve yalnızca belirli plakaların çevrildiğini belirten Güneş, barışçıl protesto hakkını kullanan yurttaşlara trafik cezası kesildiğini söyledi. Bu uygulamaların Kürtlerin onuruna, varlığına ve kimliğine yönelik sistematik bir baskı olduğunu dile getirdi.
“Kürt’e farklı hukuk uygulanıyor”
Konuşmasında somut örnekler veren Güneş, Nusaybin’de Rojava protestoları sırasında konvoy yapan yurttaşlara ceza kesildiğini, “Rojava onurumuzdur” diyen bir aileden dört kişiye otobüs yolculuğu sırasında çeşitli gerekçelerle trafik cezası uygulandığını aktardı.
Bu uygulamaların düşmanlık anlamına geldiğini savunan Güneş, trafikte, mahkemede, sokakta ve stadyumda Kürtlere karşı farklı bir hukuk işletildiğini ifade etti. Sınırın öte yanında Kobani’ye yardımın engellendiğini, sınır kapılarının kapalı tutulduğunu, bu tarafta ise Kürtlerin yaşam hakkının korunmadığını söyledi.
Mersin’de Kobani bağlantılı bir cinayeti de hatırlatan Güneş, valilik açıklamalarının fail lehine bir dil kullandığını öne sürerek, devletin Kürtlerin haklarına erişimini engellemek için yüz yıldır farklı yöntemler geliştirdiğini savundu. Güneş, bu politikalara rağmen sonucun “hüsran” olacağını ifade etti.




