Diyarbakır Surları, insanlık tarihinin kesintisiz izlerini taşıyan yapısı nedeniyle 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi. Karar, surlarla birlikte Hevsel Bahçeleri’ni kapsayan “kültürel peyzaj alanı” statüsüyle alındı.
Binlerce yıllık savunma sistemi
Diyarbakır Surları’nın temellerinin Roma İmparatorluğu döneminde atıldığı, daha sonra Bizans, Artuklu, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde genişletilip onarıldığı biliniyor. Yaklaşık 5,8 kilometre uzunluğundaki surlar, 82 burç ve dört ana kapısıyla, dünyanın ayakta kalan en uzun ve en iyi korunmuş şehir surları arasında gösteriliyor.
UNESCO, surların farklı uygarlıkların mimari izlerini tek bir yapıda birleştirmesini ve yüzyıllar boyunca savunma işlevini kesintisiz sürdürmesini “evrensel üstün değer” olarak tanımlıyor.
Hevsel Bahçeleri ile kültürel bütünlük

Surların hemen altında yer alan Hevsel Bahçeleri, Dicle Nehri ile surlar arasında uzanan ve yaklaşık 8 bin yıllık tarım geçmişine sahip bir alan olarak kabul ediliyor. Bahçeler, kentin gıda ihtiyacını karşılaması ve ekolojik dengeyi koruması nedeniyle UNESCO dosyasında surların ayrılmaz parçası olarak değerlendirildi.
Neden UNESCO listesinde?
UNESCO’ya göre Diyarbakır Surları:
-
Mezopotamya’daki şehirleşme tarihini somut biçimde yansıtıyor,
-
Farklı dönemlerin askeri ve mimari tekniklerini bir arada barındırıyor,
-
Doğal çevreyle (Hevsel Bahçeleri) kurduğu ilişkiyle benzersiz bir kültürel peyzaj oluşturuyor.
Koruma ve tartışmalar
UNESCO statüsü, surların ve çevresinin uluslararası koruma altında olmasını sağlasa da, bölgede yürütülen restorasyon ve kentsel dönüşüm çalışmaları zaman zaman uzmanlar ve meslek odaları tarafından eleştiriliyor. Yapının özgün dokusunun korunması, UNESCO kriterleri açısından kritik önem taşıyor.
Diyarbakır Surları, bugün yalnızca bir savunma yapısı değil; Mezopotamya’nın çok katmanlı tarihini yansıtan, Türkiye’nin en önemli kültürel miras alanlarından biri olarak kabul ediliyor.





