CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Av. Dr. Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’de giderek derinleştiği belirtilen çocuk yoksulluğuna ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na yazılı soru önergesi sundu. Tanrıkulu, önergesinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yanıtlaması istemiyle çocuk yoksulluğuna dair kapsamlı sorular yöneltti.
Tanrıkulu, yaptığı açıklamada Türkiye’de yoksulluğun artık geçici bir ekonomik sorun olmaktan çıktığını ve kuşaklar arası aktarım riski taşıyan ciddi bir sosyal krize dönüştüğünü ifade etti.
“Her üç çocuktan biri yoksullukla mücadele ediyor”
Kamuoyuna yansıyan verilere dikkat çeken Tanrıkulu, Türkiye’de yaklaşık 26 milyon hanenin yüzde 51,8’inin yoksul veya çok yoksul kategorisinde bulunduğunu belirtti.
Tanrıkulu, 21 milyon 817 bin çocuktan yaklaşık 7 milyon 34 bininin yoksulluk sınırının altında yaşadığını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Bu tablo, Türkiye’de her üç çocuktan birinin yoksullukla mücadele ettiğini göstermektedir. Çocuk yoksulluğu yalnızca gelir eksikliği değildir; eğitimde fırsat eşitsizliği, yetersiz beslenme, sağlık hizmetlerine erişim sorunları ve sosyal dışlanma gibi ciddi sonuçlar doğurmaktadır.”
Diyarbakır’daki durum da soruldu
Tanrıkulu, önergesinde çocuk yoksulluğunun illere ve bölgelere göre dağılımının açıklanmasını isterken, özellikle Diyarbakır’daki çocuk yoksulluğuna ilişkin verilerin de paylaşılmasını talep etti.
Soru önergesinde ayrıca şu başlıklar yer aldı:
- Yoksulluk sınırı altında yaşayan çocuk sayısının yıllara göre değişimi
- Diyarbakır başta olmak üzere illere göre dağılım
- Yoksul hanelerde çocuk başına düşen ortalama gelir
- Çocuk yoksulluğunu önlemeye yönelik sosyal yardım programları
- Son 5 yılda çocuklara yönelik sosyal yardım bütçesi
- Yeterli ve dengeli beslenmeye yönelik programların varlığı
- Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) programından yararlanan çocuk sayısı
- Önümüzdeki 3 yıl için planlanan sosyal politika ve eylem planları
- “Çocuklar yoksullukla değil umutla büyümeli”
Tanrıkulu, sosyal devlet anlayışının çocukların yoksulluk içinde büyümesine izin vermemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Sosyal devlet ilkesi, çocukların kaderine terk edilmesini değil; onların eşit, sağlıklı ve onurlu bir yaşam sürmesini güvence altına almayı gerektirir. Çocukların yoksullukla değil umutla büyüdüğü bir Türkiye mümkündür.”