Yönetmen ve yapımcı Ezel Akay, sanatı yalnızca estetik bir üretim alanı olarak değil, toplumu dönüştürme potansiyeline sahip güçlü bir anlatı alanı olarak ele alıyor. Milliyetçilikten devlet–sanat ilişkilerine, mizahın iktidarla kurduğu gerilimli bağdan Kürt meselesine kadar uzanan değerlendirmeleri, Türkiye’de entelektüel alanın daraldığı bir dönemde dikkat çekici bir çerçeve sunuyor.

Medyascope’tan Emir Berke Yaşar’ın Ezel Akay ile gerçekleştirdiği bu kapsamlı söyleşi; sanatın popülerlikle ilişkisini, iktidarın eleştiriye tahammülsüzlüğünü ve Kürt hareketinin Türkiye’de yarattığı demokratik birikimi tartışmaya açıyor.

“Kürt hareketi demokratik ve kadın merkezli bir gelenek yarattı”

Kürt meselesini Türkiye’de demokrasi tartışmasının merkezine koyan Akay, Kürt hareketinin ulaştığı noktanın yalnızca Kürtler açısından değil, tüm toplum için önemli kazanımlar ürettiğini dile getirdi. Kürt hareketinin Türkiye’nin en demokratik içerikli siyasal geleneğini ortaya çıkardığını belirten Akay, aynı zamanda ülkedeki en güçlü kadın hareketinin de bu zemin üzerinden geliştiğini söyledi. Bu sürecin Türkiye için faydalı olduğunu vurgulayan Akay, Kürtlerin demokrasi mücadelesini bu topraklarda sürdürmesini arzu ettiğini, ancak halkların kendi kararlarını ve örgütlenme biçimlerini belirleme hakkına da saygı duyulması gerektiğini ifade etti.

“Kimlik siyaseti geleceği tıkıyor”

Türk ve Kürt kimliklerinin siyasal tartışmalarda mutlaklaştırılmasını eleştiren Akay, bu kavramların kendisi için geçmişe ait olduğunu söyledi. Sürekli olarak tarihsel hesaplaşmaların gündemde tutulduğunu belirten Akay, toplumun geleceğe dair ortak bir hayal kurmakta zorlandığını ifade etti. Kimlikler üzerinden yürütülen siyasetin, birlikte yaşam ihtimalini zayıflattığını savunan Akay, gelecekte bu kavramların yalnızca kültürel düzlemde var olduğu bir toplumsal yapı arzuladığını dile getirdi.

“Barış zor ama mecbur”

Barış sürecine ilişkin değerlendirmelerinde Akay, geçmişte yaşanan ağır ihlallerin ve kayıpların inkâr edilemeyeceğini söyledi. Savaşta hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun Kürtler olduğuna dikkat çeken Akay, bu yükle yaşamaya devam etmenin mümkün olmadığını belirtti. Çözüm sürecinin adının gereğini yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Akay, barışın bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Akay’a göre, siyasal iktidar kimlikleri çatışma aracı olarak kullanmaktan vazgeçtiğinde ve süreç halka bırakıldığında, barışın önünde gerçek bir engel kalmayacak.

“Sanat, iktidarla kurduğu ilişki yüzünden baskı altında”

Röportajda sanat–iktidar ilişkisine de değinen Akay, devletlerin kendileriyle dalga geçilmesini bir zayıflık olarak gördüğünü söyledi. Mizah yoluyla iktidarı eleştiren sanatçıların tarih boyunca baskıya uğradığını belirten Akay, Karagöz ve Hacivat örneği üzerinden devletin mizaha tahammülsüzlüğünü anlattı. Akay’a göre, iktidar eleştirisi içeren sanat her dönemde riskli oldu ve olmaya devam ediyor.

“Popüler olmak başka, popülist olmak başka”

Sanatın popülerlikle ilişkisine de değinen Akay, sinemanın yüksek maliyetli bir sanat dalı olduğunu ve izleyiciyle buluşmak zorunda olduğunu ifade etti. Popüler olmakla popülist olmak arasında ayrım yapan Akay, geniş kitlelere ulaşan anlatılar kurarken kendi sözünü söylemenin mümkün olduğunu dile getirdi. Akay’a göre, sanatın dönüştürücü gücü tam da bu noktada ortaya çıkıyor.

“Milliyetçilik hiçbir yere götürmüyor”

Milliyetçilik eleştirisini sert biçimde dile getiren Akay, milliyetçiliğin sanatın evrensel doğasıyla çeliştiğini söyledi. Vatanseverlik ile milliyetçilik arasındaki farkın altını çizen Akay, milliyetçi hezeyanların yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da ciddi yıkımlar ürettiğini ifade etti. Tarihsel filmlerde ve kültürel üretimde iktidarların kendi meşruiyetlerini yeniden üretmeye çalıştığını savunan Akay, bunun sanatsal yaratıcılığı daralttığını belirtti.

Türk girişimci Gökçe Güven ABD’de tutuklandı
Türk girişimci Gökçe Güven ABD’de tutuklandı
İçeriği Görüntüle

“Entelektüel alan iktidar baskısı altında”

Türkiye’de entelektüel alanın giderek daraldığını söyleyen Akay, sanata ve kültüre yeterli yatırım yapılmadığını vurguladı. Sanatçıların temel ihtiyacının güvenceli bir yaşam alanı olduğunu belirten Akay, kültürel üretimin yalnızca sanatçılar için değil, toplumun tamamı için dönüştürücü bir işlev taşıdığını ifade etti.

“Demokratik sosyalizm bir zorunluluk”

Dünya görüşünü demokratik sosyalizm olarak tanımlayan Akay, kapitalizmin yalnızca kârı öncelediğini, eğitim ve sağlık gibi alanların piyasa mantığına bırakılamayacağını söyledi. Toplumun ürettiği değerin yine toplum tarafından kullanılabilmesi gerektiğini savunan Akay, eşitsizliklerin derinleştiği bir dünyada sosyal adaletin vazgeçilmez olduğunu ifade etti.