Fransa’nın önde gelen gazetelerinden Libération, Rojava’da Kürt kadınlara yönelik artan saldırılara dikkat çeken kapsamlı bir feminist çağrı yayımladı. Gazete, uluslararası kamuoyunu ve dünyanın dört bir yanındaki kadınları Kürt kadınlarıyla açık ve güçlü bir dayanışma örmeye davet etti. “Bu halkı, bu kadınları, bu umudu feda etmeyelim” başlığıyla yayımlanan metinde, Rojava’da kadınların öncülüğünde inşa edilen özgürlükçü ve demokratik modelin sistematik biçimde hedef alındığı vurgulandı.
Kadınların kurduğu özgürlük modeli hedefte
Libération’da yer alan çağrıda, Rojava’da kadınların yalnızca bir savaşın tarafı değil, aynı zamanda eşitlikçi ve demokratik bir toplumsal düzenin kurucu öznesi olduğu hatırlatıldı. Kadınların eşbaşkanlık sistemiyle siyasette söz sahibi olduğu, özsavunma mekanizmaları oluşturduğu ve yaşamın her alanında öncü rol üstlendiği Rojava deneyiminin, cihatçı grupların saldırılarıyla yok edilmek istendiği ifade edildi. Metinde, kadınlara yönelik cinayetlerin, kaçırmaların, işkencenin ve cinsel şiddetin münferit değil, sistematik bir politika haline geldiğine dikkat çekildi.
Saldırılar askeri değil ideolojik bir savaş
İmzacı kadınlar, Rojava’daki saldırıların sıradan bir askeri çatışma olarak ele alınamayacağını vurguladı. Bu saldırıların doğrudan kadın özgürlüğünü, toplumsal eşitliği ve kadınların yıllar içinde elde ettiği kazanımları hedef alan ideolojik bir savaş niteliği taşıdığı belirtildi. Erkek egemen ve cihatçı zihniyetin, kadınların kurduğu bu alternatif yaşam modelini ortadan kaldırmayı amaçladığına işaret edilirken, uluslararası toplumun sessizliğinin saldırıların sürmesine zemin hazırladığı ifade edildi.
Sessizlik suç ortaklığı anlamına geliyor
MA’nın aktardığına göre çağrıda, kadınların bedenleri üzerinden yürütülen şiddet politikalarına karşı suskun kalmanın kabul edilemez olduğu açık bir dille dile getirildi. Metinde yer alan, “Rojava’da kadınlar yalnızca kendileri için değil, tüm dünya için bir umut inşa etti. Bu umudun yok edilmesine göz yummak, suça ortak olmaktır” ifadesiyle, uluslararası kamuoyuna doğrudan sorumluluk yüklendi. Devletler, uluslararası kurumlar ve insan hakları örgütleri açıkça tavır almaya çağrıldı.
Libération’da yayımlanan çağrının ilk imzacıları arasında Pınar Selek, Ariane Ascaride, Hanna Assouline, Michèle Bernard, Sarah Durocher, Leana Enel, Annie Ernaux, Sepideh Farsi, Lio, Carole Mesrobian, Elisabeth Nicoli, Sabine Salmon ve Michèle Vitrac-Pouzoulet gibi tanınmış isimler yer aldı. İmzacı listesinin kamuoyuna açık olduğu belirtilirken, çok sayıda feminist, akademisyen ve sanatçının çağrıya destek verdiği kaydedildi.
Fransız feministler ve aydınlar, Rojava’daki direnişin yalnızca yerel bir mücadele olmadığını, evrensel bir kadın özgürlük mücadelesi anlamı taşıdığını vurguladı. Metnin sonunda, dünyanın dört bir yanındaki kadınlara, demokratik kurumlara ve özgür basına seslenilerek, Kürt kadınlarıyla dayanışmanın büyütülmesi ve bu saldırılara karşı güçlü bir uluslararası ses yükseltilmesi çağrısı yapıldı.