Aralarında futbolcuların da bulunduğu çok sayıda kişiyi dolandırdığı gerekçesiyle 102 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan Seçil Erzan davasında gerekçeli karar açıklandı. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, Erzan’ın suçları işlerken bankayı temsilen hareket etmediğine hükmetti.
Mahkeme, Erzan’ın mağdurlardan elden para aldığı, bu paraların bankacılık sistemine girmediği ve bankanın maddi varlıklarının kullanılmadığı tespitine yer verdi. Bu nedenle eylemlerin “banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık” ya da “zimmet” suçunu oluşturmadığı; zincirleme dolandırıcılık kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Banka aracı sayılmadı
Gerekçeli kararda, Erzan’ın banka müdürü olmasının tek başına bankanın suçta araç olarak kullanıldığı anlamına gelmediği vurgulandı. Bankacılık zimmeti yönünden sisteme girmiş bir para bulunmadığı, üçüncü kişilere ait paraların zimmete konu olamayacağı ifade edildi.
Mağdurların iradesi sakatlandı
Kararda, Erzan’ın “yüksek getirili, kapalı fon” iddiasıyla mağdurların iradelerini sakatladığı, fonun Denizbank faaliyeti gibi sunulduğu ancak fiilen bankayla ilgisinin bulunmadığı kaydedildi.
Arda Turan yönünden yapılan değerlendirmede, Erzan’ın yaklaşık 13,9 milyon ABD doları aldığı, bunun 6,4 milyon ABD dolarını iade ettiği; kalan kısmın ödenmediği kabul edildi. Ödemelerin “anne hastalığı” gibi gerekçelerle ertelendiği belirtildi.
Fatih Terim bakımından ise eylemin dolandırıcılık değil, güveni kötüye kullanma kapsamında kaldığı değerlendirilerek bu yönde hüküm kuruldu. Buse Terim dosyasında da dolandırıcılık kastının bulunduğu sonucuna varıldı.
Ateş ve Aydoğdu’ya beraat
Eski banka yöneticileri Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu hakkında ise, suça iştirak ettiklerine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildi. Mahkeme, MASAK raporlarında bu isimlere para aktarımına ilişkin veri bulunmadığını vurguladı.





