Türkiye’de her yıl yüzlerce kadının ölümü “yüksek bir yerden düşme” ya da “atlama” olarak kayıtlara giriyor. Resmi istatistiklere göre bu neden, kadın intiharları içinde giderek daha büyük pay alıyor. Ancak mağdur aileler ve kadın hakları savunucuları, çok sayıda vakanın yeterince soruşturulmadığını ve cinayet şüphesinin erken safhada elendiğini savunuyor.
“Kızım o yükseklikten atlamış olamaz”
İzmirli hemşire Şebnem Köker’in babası Abdullah Köker, kızının İstanbul’da bir otel odasından düşerek öldüğü iddiasına itiraz ediyor. Köker, kızının yükseklik korkusu olduğunu, balkona dahi çıkamadığını söylüyor. Olaydan sonra karakolda kendisine yöneltilen ilk sorunun “İntihara meyilli miydi?” olması, ailede soruşturmanın baştan bu yönde şekillendiği kanaatini güçlendirdi.
Ailenin aktardığına göre olay yerine savcı gitmedi; delillerin toplanması ve korunmasına ilişkin talepler uzun süre karşılık bulmadı. O gece Şebnem’i odada son gören kişinin ifadeleri ise zaman içinde değişti. Dosya yıllar sonra yeniden ele alındı, ancak süreç yavaş ilerledi.
Sayılar artıyor
Resmi kayıtlara göre Türkiye’de kadın intiharlarının önemli bir bölümü “yüksekten düşme” olarak sınıflandırılıyor. Hak savunucularına göre bu artış, itme gibi şüpheli vakaların üstünün örtülmesine yol açıyor. 2024’te “düşerek” yaşamını yitirdiği kayda geçen kadın sayısının 250’yi aştığı bildiriliyor.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu kurucularından Gülsüm Kav, “Otopsiler olay yerinde başlar. Polis bu vakaları şüpheli kabul edip tüm delilleri toplamalı. Ancak dosyalar çoğu zaman kaza ya da intihar denilerek kapatılıyor” diyor. Platform verilerine göre 2024’te 394 kadın cinayeti ve 258 şüpheli ölüm kayda geçti; bunların 40’ı yüksekten düşme olarak sınıflandırıldı.
Adli tıp ne diyor?
Uzmanlara göre “yüksekten düşme” vakalarında itme ile kendi kendine düşmeyi ayırt etmeye yarayan yöntemler mevcut. Fizik hesaplamaları, vücut travma izleri ve olay yeri analizleriyle düşüşün dinamiği ortaya konabiliyor. Bu yöntemlerin her dosyada sistematik biçimde kullanılmaması eleştiriliyor.
Bu alandaki önemli emsallerden biri, 23 yaşındaki Şule Çet’in ölümüne ilişkin davada alınan fizik raporuydu. Rapora dayanılarak sanık mahkûm edilmişti. Hak savunucuları, benzer bilimsel incelemelerin tüm şüpheli vakalarda zorunlu hale getirilmesini istiyor.
Yargı süreci ve talepler
Şebnem Köker dosyasında aileyi temsil eden avukat, olay yerinde delillere müdahale edilmiş olabileceği ihtimalinin araştırılmasını ve bağımsız bir fizik raporu alınmasını talep etti. Dosya temyize taşındı; savcılık, kritik tanıkların dinlenmediğine ve delil güvenliğinin incelenmediğine dikkat çekti. Nihai değerlendirme için dosya Yargıtay gündeminde.
Ortak çağrı
Aileler ve sivil toplum örgütleri, “yüksekten düşme” vakalarının otomatik olarak intihar sayılmaması, olay yerinde savcının bulunması, delillerin eksiksiz toplanması ve bilimsel analizlerin standartlaştırılması çağrısında bulunuyor. Aksi halde, istatistiklerdeki artışın gerçek nedenleri aydınlatılamıyor.




