Avrupa’da Alevi, Êzidî, Kürt, kadın, göçmen, sürgün, barış yanlısı ve savaş karşıtı kuruluşların da aralarında bulunduğu 72 kurum, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşananların yalnızca bölgesel bir çatışma olmadığı, halklara, kadınlara ve birlikte yaşam iradesine yönelik sistematik bir saldırı olduğu vurgulandı. Kurumlar, Rojava’ya sahip çıkılması ve uluslararası dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu.
Halep’ten Rojava’ya uzanan kapsamlı saldırılar
Ortak açıklamada, 6 Ocak’tan bu yana Halep’ten başlayarak Rojava Özerk Bölgesi’ni hedef alan kapsamlı ve sistematik saldırıların sürdüğü belirtildi. Çoğunluğunu IŞİD ve benzeri cihatçı grupların oluşturduğu, Al Şara’ya bağlı Suriye Ulusal Ordusu’nun daha önce yapılan tüm anlaşmaları yok sayarak saldırılarını yoğunlaştırdığı ifade edildi. Rojava Özerk Yönetimi’nin sorunları diyalog yoluyla çözme yönündeki tutumuna rağmen bu askeri operasyonların başlatıldığına dikkat çekildi.
Açıklamada, saldırılar sonucunda çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiği, binlerce insanın zorla yerinden edildiği belirtildi. Kürt kadınlarının esir alınarak köleleştirilmeye çalışıldığı, Demokratik Suriye Güçleri’ne bağlı savaşçıların ise ağır işkencelere maruz bırakılarak savaş suçu kapsamında değerlendirilen yöntemlerle katledildiği vurgulandı. Bu saldırıların yalnızca askeri değil, Rojava’da inşa edilen toplumsal sisteme yönelik ideolojik bir yok etme girişimi olduğu kaydedildi.
Kadınlar ve azınlıklar doğrudan hedef alınıyor
Açıklamada, cihatçı grupların yalnızca Kürt halkını değil, Suriye’de yaşayan Alevileri, Dürzileri, Hristiyanları ve seküler Müslümanları da uzun süredir hedef aldığı hatırlatıldı. İnançları, kimlikleri ve yaşam tarzları nedeniyle makbul görülmeyen tüm halkların sistematik biçimde saldırıya uğradığı belirtilirken, bu durumun Suriye’yi karanlık bir barbarlığa sürüklediği ifade edildi.
Rojava halklarının, özellikle Kürt kadınlarının IŞİD barbarlığına karşı yalnızca kendi varlıklarını değil, tüm insanlığın onurunu savunduğu vurgulandı. Kürt kadınlarının direnişini simgeleyen Özgür Kadın Heykeli’nin yıkılmasının bu ideolojik saldırının açık bir göstergesi olduğu belirtildi. Demokratik Suriye Güçleri’nin denetimindeki IŞİD hapishanelerinin ele geçirilmesiyle binlerce IŞİD’linin serbest bırakıldığı, bunun Rojava’yı olduğu kadar tüm dünyayı da ciddi bir tehdit altına soktuğu ifade edildi. Açıklamada, aileleriyle birlikte yaklaşık 50 bin IŞİD’linin tutulduğu El Hol Kampı’nın hedef alınmasının bölgeyi tam bir kaosa sürükleyebileceği uyarısı yapıldı.
Uluslararası güçlere sorumluluk çağrısı
Açıklamada, Rojava’ya yönelik saldırıların arkasında ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği emperyalizmi, İsrail Siyonizmi ve Türkiye’nin de dahil olduğu gerici bir ittifakın bulunduğu savunuldu. Bu güçlerin bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etmeye çalıştığı, Rojava’da halkların eşitliği, kadın özgürlüğü ve demokratik yaşam temelinde filizlenen barış umudunu boğmayı hedeflediği belirtildi. Oysa Rojava’nın varlığının yalnızca bölge halkları için değil, Ortadoğu’da ve dünyada barış, özgürlük ve birlikte yaşam mücadelesi açısından tarihsel bir kazanım olduğu vurgulandı.
Kurumlar, ilerici, demokratik ve özgürlükçü tüm kesimleri Rojava’ya sahip çıkmaya, uluslararası dayanışmayı büyütmeye ve saldırılara karşı ses yükseltmeye çağırdı. Açıklamanın sonunda, demokratik bir Suriye kuruluncaya kadar Rojava’yı savunmaya ve Suriye halklarının yanında durmaya devam edecekleri ifade edildi.
Açıklamayı imzalayan kurumlar arasında Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi, Avrupa Kürt Kadın Hareketi, Avrupa Sürgünler Meclisi, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi, Demokratik Alevi Federasyonu, Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği, Mezopotamya Halk Kongresi, Yeşil Sol Parti Avrupa ve çok sayıda kadın, göçmen, emek ve dayanışma örgütü yer aldı.





