Kürt müziğinin modern dönemdeki en güçlü temsilcilerinden biri olan Mihemed Şêxo, ardında sadece kasetler değil, bir halkın direnişini, acısını ve bitmek bilmeyen özgürlük tutkusunu bıraktı. 9 Mart 1989 tarihinde aramızdan ayrılan sanatçı, yaşadığı 41 yıla sığdırdığı 14 albümle, parçalanmış bir coğrafyanın ortak sesi olmayı başardı. Gerçek adıyla Mihemed Salih Şêxmûs Ehmed, "Bavê Felek" (Feleğin Babası) lakabıyla hafızalara kazındı. Bugün, onun vefatının üzerinden tam 37 yıl geçmiş olmasına rağmen, Qamişlo’dan Mahabad’a, Erbil’den Diyarbakır’a kadar her evde onun yanık sesi duyulmaya devam ediyor.
Mihemed Şêxo’nun hayatı, sanatı ile kimliği arasındaki kopmaz bağın bir özeti gibidir. 1948 yılında Qamişlo yakınlarındaki Xecokê köyünde dünyaya gelen sanatçı, müzikle çok genç yaşlarda tanıştı. Ancak o dönemde Suriye’de Kürtçe şarkı söylemek, sadece bir sanatsal tercih değil, aynı zamanda siyasi bir meydan okumaydı. Baas rejiminin baskıları altında ezilen halkının sesini duyurmak isteyen Şêxo, bu uğurda defalarca gözaltına alındı ve ağır işkencelerden geçti. Bir defasında Dêrik’te tutuklandığında, parmaklarının ve dilinin kesilmesiyle tehdit edildi. Sanatçının bu tehdide verdiği yanıt, bugün bile dillerde bir destan gibidir: "Eğer parmaklarımı keserseniz, ben de ayak parmaklarımla sazımı çalar, şarkılarımı söylemeye devam ederim."

Mahabad Sürgününden "Ey Felek" İle Yükselen Ses
1970’li yıllar Şêxo için bir arayış ve göç dönemiydi. Beyrut’ta müzik eğitimi alan ve Arap dünyasının dev isimleriyle tanışan sanatçı, kalbinin sesini dinleyerek yönünü her zaman kendi köklerine çevirdi. 1974 yılında Güney Kürdistan’daki peşmerge saflarına katılan Şêxo, Cezayir Anlaşması sonrası yaşanan büyük kırılmanın ardından İran’ın Mahabad kentine geçti. Burada çıkardığı ilk kaseti "Ey Felek", sadece bir müzik albümü değil, bir devrin kapanışının ve halkın yaşadığı hayal kırıklığının feryadıydı. Mahabad’da bulunduğu süre boyunca Sorani lehçesinde de eserler vererek, sınırları ve lehçeleri müziğiyle birleştirdi. İran rejiminin onu Azerbaycan sınırına sürgün etmesi bile, onun üretim şevkini kıramadı; orada kaldığı sürede Farsçayı öğrenerek kültürel birikimini daha da derinleştirdi.
Makamların Efendisi ve Toplumsal Acıların Tercümanı
Mihemed Şêxo’nun müziği, sadece lirik bir anlatıdan ibaret değildir. O, Kürt müziğine Şir Arban, Acem, Nihavent gibi klasik makamları ustalıkla entegre ederek, halk müziğini modern bir çizgiye taşıdı. Eserlerinde sadece bireysel bir aşkı değil, toprağına duyduğu derin tutkuyu ve halkının çektiği kederi işledi. "Azade Şêrîn" ve "Ay Lê Gulê" gibi eserleri, dönemin direniş sembollerine adanmış birer nişane niteliğindedir. Mazlum Doğan gibi figürler için seslendirdiği şarkılar, onun sanatının ne denli politik ve toplumsal bir bilinçle örüldüğünü gösterir. Sanatçı için sazı bir silah, sesi ise karanlığı delen bir ışıktı. 1983 yılında tekrar Rojava’ya döndüğünde, evinin bir odasını stüdyoya çevirerek üretimini sürdürmeye çalışsa da, Baas rejiminin baskıları hayatının son anına kadar peşini bırakmadı.

Vasiyetiyle Yaşayan Ölümsüz Bir Miras
9 Mart 1989 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yuman Mihemed Şêxo, Qamişlo’da on binlerce kişinin katıldığı tarihi bir törenle uğurlandı. Hîlaliye Mezarlığı’nda toprağa verilen sanatçı, ölmeden önce sevenlerine bıraktığı vasiyetinde "Öldüğümde beni herkes gibi gömmeyin, mezarımı dağların gölgesine yapın ve her Mart ayında beni uyandırın ki halkımın yasını tutayım" demiştir. Bugün Qamişlo’da onun adını taşıyan kültür merkezi, bu vasiyetin bir parçası olarak yeni nesillere müzik eğitimi vermeye devam ediyor. Onun sesi, yasaklı olduğu yıllarda elden ele dolaşan gizli kasetlerden, bugün dijital platformlarda milyonlarca dinleyiciye ulaşıyor. Mihemed Şêxo, fiziksel olarak aramızda olmasa da, "milyonların dilindeki eserleriyle" Kürdistan’ın kalbinde atmaya devam eden bir nabızdır.




