DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, Abdullah Öcalan ile Meclis Komisyonu arasında yapılan görüşmelere ait tutanakların Meclis Başkanlığı tarafından bilgileri dışında yayımlandığını belirtti. Daha önce kamuoyuna açıklanması talep edilen tutanakların paylaşılmadığını hatırlatan Buldan, bu kez herhangi bir istişare yapılmadan yayımlanmasının teamüllere aykırı olduğunu vurguladı. Komisyon üyelerinin görüşü alınmadan böyle bir adım atılmasını doğru bulmadıklarını ifade eden Buldan, bu yaklaşımın kolektif karar mekanizmalarını devre dışı bıraktığını söyledi.
Buldan, yayımlanan tutanaklarda Abdullah Öcalan’ın Suriye sahasına dair uzun süredir yaptığı uyarıların bir kez daha görünür hale geldiğini belirterek, bu değerlendirmelerin tesadüfi değil, yıllara yayılan bir analiz sürecinin ürünü olduğunu kaydetti.
Öcalan: Demokratik çözüm olmazsa despotizm derinleşir
Pervin Buldan, Abdullah Öcalan’ın Suriye’deki iç savaşı yalnızca askeri bir çatışma olarak değil; bölgesel rekabetlerin, vekâlet savaşlarının, enerji ve koridor hesaplarının iç içe geçtiği çok katmanlı bir kriz olarak ele aldığını aktardı. Öcalan’ın, demokratik bir çözüm geliştirilmemesi halinde krizin yalnızca Suriye’yle sınırlı kalmayacağı, küresel ölçekte yeni çatışmalara yol açacağı yönündeki uyarılarının tutanaklara yansıdığını ifade etti.
Buldan’a göre Öcalan, ne merkeziyetçi rejim modelini ne de dış müdahaleleri çözüm olarak görüyor. Bunun yerine halkların kendi iradeleriyle karar alabileceği, yerel demokrasiye dayalı ve dışa bağımlı olmayan bir “Üçüncü Yol” öneriyor. Bu yaklaşımın, Kürtleri bölgesel dengelerin nesnesi haline getiren politikalara karşı bir uyarı niteliği taşıdığını belirten Buldan, demokratik çözümün savaşın panzehiri olduğunu vurguladı.
Rojava modeli ve kadın devrimi vurgusu
Buldan, Abdullah Öcalan’ın Rojava’yı yalnızca askeri bir kazanım olarak değil, demokratik konfederalizmin somutlaştığı toplumsal bir inşa alanı olarak değerlendirdiğini aktardı. Rojava modelinin; kadınların, gençlerin, emekçilerin ve farklı inanç gruplarının ortak mücadelesiyle ayakta durduğunu ifade eden Buldan, Öcalan’ın kendisini bu sürecin “sahibi” değil, sorumluluk taşıyan bir öznesi olarak gördüğünü söyledi.
Öcalan’ın Rojava’yı “kadın ve ekoloji devrimi” olarak tanımladığını hatırlatan Buldan, bugün Rojava’ya yönelik saldırıların bu toplumsal modeli hedef aldığını belirtti. Kadınlara yönelik şiddetin sistematik bir karakter taşıdığına dikkat çeken Buldan, bunun erkek egemen zihniyetin özgürleşen kadına duyduğu korkudan kaynaklandığını ifade etti. Kadın bedenine yönelen saldırıların, barış ihtimaline yönelmiş bir saldırı anlamı taşıdığını vurguladı.
Buldan, Abdullah Öcalan’ın çözüm perspektifinde Türkiye’de Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülmesinin, Suriye, Irak ve İran’da da barışın önünü açacak bir domino etkisi yaratacağı görüşünü paylaştığını aktardı. Demokratik entegrasyonun ayrışma değil eşit yurttaşlık temelinde bir bütünleşme olduğunu belirten Buldan, dilin ve üslubun bu süreçte hayati bir rol oynadığını söyledi.