HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı silahlı yapıların Rojava’da sivillere yönelik saldırıları sürerken, Kobane kuşatma altında bulunuyor. ABD başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin HTŞ lideri Colani’nin saldırılarına karşı sessizliği dikkat çekiyor. Jacques Derrida’nın öğrencilerinden Fransız filozof Catherine Malabou, Rojava’ya dönük saldırıları ve uluslararası tutumu değerlendirdi.
Malabou, Rojava’ya yönelik saldırıların yalnızca askeri bir çatışma olarak ele alınamayacağını belirterek, hedefin çok daha kapsamlı olduğunu vurguladı.
“Saldırıya uğrayan şey bütün bir model”
Catherine Malabou, saldırıların Kürtlerin öncülüğünde inşa edilen özerk yönetimin siyasal, toplumsal ve kurumsal kazanımlarını ortadan kaldırmayı amaçladığını söyledi. “Bu saldırıların, Rojava’nın kendine özgü siyasi örgütlenme biçimi nedeniyle modele yönelik doğrudan bir saldırı olduğunu düşünüyorum” diyen Malabou, şu ifadeleri kullandı:
“Bu saldırıların hedefi sadece toprak ya da toprakların kontrolü değil. Amaç, öz örgütlenme ve yerel demokrasi modelini ortadan kaldırmak ve bunu radikal İslamcı bir koalisyonla değiştirmek. Bu gerçek bir siyasi saldırıdır ve bence bir felakettir.”
“IŞİD ile HTŞ aynı ideolojik çizgide”
ABD ve uluslararası koalisyonun yıllardır DAİŞ’e karşı savaşan Kürt güçlerini HTŞ saldırıları karşısında yalnız bırakmasını eleştiren Malabou, bunun ciddi bir çelişki olduğunu söyledi. Kürt güçlerinin IŞİD’e karşı en etkili aktörler arasında yer aldığını hatırlatan Malabou şöyle konuştu:
“Bugün IŞİD ile aynı ideolojik çizgide olan HTŞ’nin hoş görülmesi son derece endişe verici. Bu, terörle mücadelenin kısa vadeli jeopolitik çıkarlara feda edildiğini gösteriyor. Radikal İslam’la mücadele araçsallaştırılıyor.”
DSG’nin kontrolündeki cezaevlerinin HTŞ’nin denetimine bırakılmasının küresel güvenlik açısından büyük bir risk yarattığını vurgulayan Malabou, bunun uluslararası terörizmin yeniden canlanmasına yol açabileceğini belirtti.
“Türkiye Kürtleri korumak için hiçbir şey yapmayacak”
Türkiye’de çatışmalı sürecin sona erdirilmesi yönünde Kürt tarafının açık bir irade ortaya koyduğunu ifade eden Malabou, buna karşın Ankara’nın Rojava’ya yönelik tutumunu sert sözlerle eleştirdi:
“PKK ve Öcalan tarafından başlatılan barış süreci, silahlı mücadelenin sona erdirilmesi ve demokratik çözüm talebi var. Buna rağmen Türk hükümetinin Rojava’ya saldırdığını ya da saldırıları desteklediğini görüyoruz. Bu açık bir çelişki. Bu, Türkiye’nin Kürtler için hiçbir şey yapmaya hazır olmadığını gösteriyor.”
Malabou, silahlı mücadelenin sona erdirilmesinin bir tuzak olabileceğini düşündüğünü belirterek, “Benim görüşüme göre Türk hükümeti Kürtleri korumak için hiçbir şey yapmayacak” dedi.
“Rojava’yı korumak küresel bir sorumluluktur”
Rojava’nın şiddete karşı eşitliği, cinsiyet eşitliğini ve toplumsal özerkliği önceleyen bir sosyal model sunduğunu vurgulayan Malabou, bu nedenle saldırıların tüm dünyayı ilgilendirdiğini söyledi:
“Rojava’yı korumak küresel bir sorumluluk meselesidir. Ama sahada ne görüyoruz? İnsanlar işkence görüyor, öldürülüyor. Saldırıya uğrayan şey bütün bir model, bir karşı faşist modeldir.”
Avrupa hükümetlerinin sessizliğini de eleştiren Malabou, bu tutumun demokrasiye yönelik küresel nefretin bir yansıması olduğunu belirtti.
“Kahramanca direnen kadınları destekliyorum”
Malabou, Rojava’da yaşananların yeterince anlatılmadığını ve bilinçli bir bilgi engellemesiyle karşı karşıya olunduğunu söyledi. Bu nedenle daha fazla konuşmayı ve anlatmayı sürdüreceğini ifade eden filozof sözlerini şöyle tamamladı:
“Rojava’daki insanları, özellikle de IŞİD’e karşı mücadelede kahramanca direnen kadınları destekliyorum. Yaşananlar son derece adaletsiz ve dayanılmaz. Bir çözüm bulunmasını umut ediyorum.”
Catherine Malabou kimdir
Londra Kingston Üniversitesi’ne bağlı Modern Avrupa Felsefesi Araştırma Merkezi’nde felsefe profesörü. Jacques Derrida ve Jean-Luc Marion gibi önemli Fransız düşünürlerinin öğrencisi olan Malabou’nun “plastikiyet” kavramı etrafında yoğunlaşan felsefi çalışmaları nörobilim, psikanaliz ve siyaset bilimi gibi birbirinden farklı disiplinlerin kesişiminde yer almaktadır.
İngilizce, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Felemenkçe ve Japonca gibi birçok dile de çevrilmiş olan Beynimizle Ne Yapmalıyız? dışında kaleme aldığı birçok kitap vardır.
Kaynak: Gülistan Gümüş / JINNEWS