Sağlık

İnsanlar neden ağlar? Gözyaşının bilinmeyen işlevi

Ağlamak sadece üzüntüyle mi ilgilidir? Bilim insanları gözyaşının türlerini, beyinle ilişkisini ve neden bazı insanların daha çok ağladığını anlatıyor.

Abone Ol

İnsanlar üzüldüklerinde, bunaldıklarında, öfkelendiklerinde ve hatta çok mutlu olduklarında ağlar. Bilinenin aksine, karmaşık duygulara yanıt olarak gözyaşı dökebilen tek tür insandır. Pek çok hayvan yavruyken sesli şekilde ağlayarak sıkıntısını ifade etse de, duyguların gözyaşını tetiklemesini sağlayan beyin bağlantılarına sahip değildir.

İsviçre İnsan Biyolojisi Enstitüsü’nden Dr. Marie Bannier-Hélaouët’e göre gözyaşı; mukus, elektrolitler, su, proteinler ve lipitlerden oluşur. Bu bileşenlerin her biri farklı bir işleve sahiptir. Proteinler antiviral ve antibakteriyel özellik taşırken, elektrolitler vücudun temel işleyişi için gereklidir.

Bilim insanları üç tür gözyaşı olduğunu söylüyor. Bazal gözyaşı göz yüzeyinde sürekli bulunur ve gözün kaygan kalmasını sağlar. Refleks gözyaşı, toz ya da böcek gibi tahriş edici bir madde göze girdiğinde salgılanır. Bu süreç, vücuttaki en yoğun sinir hücrelerine sahip bölgelerden biri olan korneadaki sinir uçları tarafından başlatılır. Bu sinyaller beyindeki lakrimal çekirdeğe iletilir ve gözyaşı bezleri daha fazla sıvı üretir.

Duygusal gözyaşı beynin hangi bölgeleriyle bağlantılı?

Üçüncü tür olan duygusal gözyaşı, bilim insanları için en karmaşık alanlardan biri. Beynin duyguları işleyen bölgeleri de lakrimal çekirdekle iletişim kurar, ancak bu basit bir refleks değil, çok daha karmaşık sinir yolları üzerinden gerçekleşir.

Hollanda’daki Tilburg Üniversitesi’nden klinik psikolog Prof. Ad Vingerhoets’e göre ağlamak genellikle tek bir duygudan değil, yoğun ve karmaşık bir duygusal yükten kaynaklanır. Duygular çoğu zaman iç içe geçer ya da hızla değişir. Yaş ilerledikçe ağlama nedenleri de değişir. Çocuklarda fiziksel acı önemli bir tetikleyiciyken, yetişkinlikte ve ileri yaşlarda bu etki azalır.

Zamanla ağlama, empatiyle daha fazla bağlantılı hale gelir. İnsanlar sadece kendi acıları için değil, başkalarının yaşadığı sıkıntılar karşısında da gözyaşı döker. Vingerhoets, sanatın ya da doğanın güzelliği gibi olumlu duyguların da ağlamayı tetikleyebileceğini vurguluyor.

Ağlamak rahatlatır mı, yoksa sosyal bir mesaj mı verir?

Birçok kişi ağladıktan sonra rahatladığını söylese de, bunun her zaman geçerli olup olmadığı bilim dünyasında tartışmalı. Pittsburgh Üniversitesi’nden klinik psikolog Dr. Lauren Bylsma, kalp atış hızını ölçen sensörlerle ağlamanın sinir sistemi üzerindeki etkisini inceliyor. İlk bulgular, ağlamadan hemen önce stres tepkisini yöneten sempatik sinir sisteminin zirveye çıktığını, ağlama başladıktan sonra ise sakinleşmeyi sağlayan parasempatik sistemin devreye girdiğini gösteriyor.

Ancak uzmanlar, depresyon ya da tükenmişlik yaşayan kişilerde ağlamanın her zaman rahatlatıcı olmadığını belirtiyor. Ağlamanın etkisi, durumun kontrol edilebilir olup olmamasına ve çevredeki insanların tepkisine de bağlı. Anlayış ve destek görmek rahatlama sağlayabilirken, alay edilmesi ya da utandırılmak tam tersine daha kötü hissettirebilir.

Araştırmalar, gözyaşlarının güçlü bir sosyal sinyal olduğunu da ortaya koyuyor. İsrail’de yapılan bir çalışmada, duygusal gözyaşı kokusuna maruz kalan erkeklerin daha az saldırgan davrandığı tespit edildi. Bilim insanları, gözyaşının yardıma ihtiyaç duyulduğunu gösterdiğini ve başkalarında destek verme isteğini artırdığını düşünüyor. Bu özellik, insanlık tarihinde işbirliğini ve dayanışmayı güçlendirmiş olabilir.

Bebeklerin ağlaması da hayatta kalma mekanizmasının bir parçası olarak görülüyor. Vingerhoets’e göre, uzun süren ebeveyn bağımlılığı nedeniyle gözyaşı insanlarda evrimsel olarak gelişmiş olabilir. Sesli ağlamanın yetişkinlerde saldırganlığı artırabileceği düşünüldüğünde, gözyaşının bunu azaltan bir koruma yöntemi olması mümkün.

Son olarak, neden bazı insanların daha çok ağladığı sorusu da araştırılıyor. Çalışmalar, kadınların erkeklere kıyasla daha sık ağladığını, bunun sadece kültürel değil nörolojik, hormonal ve kişilik farklılıklarıyla da ilişkili olabileceğini gösteriyor. Empati düzeyi yüksek, evhamlı ya da dışa dönük kişilerin ağlama olasılığının daha fazla olduğu belirtiliyor.

Bilim insanlarına göre ağlamak, güçlü duyguların altını çizen bir işaret gibi çalışıyor ve çevremize şu mesajı veriyor: “Bu gerçekten önemli.”