Gündem

Osman Kavala: Yargı için ülkem adına üzgünüm

Osman Kavala, 3 bin 38 gündür tutuklu bulunduğunu belirterek yargının durumuna ülke adına da üzüldüğünü söyledi.

Abone Ol

Sivil toplum ve insan hakları aktivisti Osman Kavala, “Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla 3 bin 38 gündür cezaevinde bulunduğunu belirterek, “Yargının durumuna sadece kendimle ilgili değil, ülkem adına da üzülüyorum” dedi.

Avrupa Insan Haklari Mahkemesi’nin (AİHM) ihlal kararına rağmen tutukluluğunun sürdüğünü hatırlatan Kavala, T24’ten Murat Sabuncu’ya verdiği röportajda yargı sürecinin “ürkütücü” bir hal aldığını ifade etti. 2020 yılında Gezi davasında beraat kararının ardından aynı gün yeniden gözaltına alındığını belirten Kavala, daha sonra casusluk suçlamasının yöneltildiğini söyledi.

“Umudumu kaybetmedim”

Kavala, ülkede demokrasi ve hukuk ilkelerinin egemen olacağına dair umudunu kaybetmediğini belirterek, farklı siyasi kesimlerden hukuk devleti vurgusu yapılmasının önemli olduğunu dile getirdi. Yerel seçim sonuçlarının demokratik alanın tamamen kapanmadığını gösterdiğini ifade etti.

PKK’nın silah bırakma sürecine ilişkin kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporundaki AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyum çağrısını da “önemli” olarak nitelendiren Kavala, bu yöndeki siyasi iradenin somut sonuçlarının ne zaman ortaya çıkacağının belirsiz olduğunu söyledi.

“Cezalandırılmam bir uyarı”

Gezi protestolarına ilişkin suçlamaların zaman içinde değiştiğini savunan Kavala, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Gezi’nin “dış mihraklı kalkışma” olarak tanımlandığını belirtti. Açık Toplum Vakfı ile ilişkisi nedeniyle suçlandığını ifade eden Kavala, cezalandırılmasının sivil toplum için bir uyarı niteliği taşıdığını düşündüğünü dile getirdi.

Yargı kararlarının toplumsal algıyla bağlantılı olduğunu söyleyen Kavala, sekiz yıl boyunca oluşturulan suçlu algısının değişmesinin kolay olmadığını kaydetti. Toplumun geniş kesimlerinde yargının durumuna ilişkin rahatsızlık bulunduğunu ancak bireysel mağduriyetlerin zamanla önemsizleştiğini ifade etti.