Rojhilat Kürdistanı’nın Merîwan kentinde 5 Mayıs 1958’de dünyaya gelen Merziye Ferîqî, Kürt müziğinin en güçlü kadın seslerinden biri olarak hafızalara kazındı. Asıl adı Merziye Şehab Abdullah olan sanatçı, daha çocukluk yıllarında müziğe duyduğu ilgiyle dikkat çekiyordu.

Henüz dokuz yaşındayken okul etkinliklerinde şarkı söylemeye başladı. O dönem İran’da Kürtçe kamusal alanda neredeyse tamamen yasaklıydı. Üstelik bir kız çocuğunun sahneye çıkması da toplumsal baskıyla karşılanıyordu. Buna rağmen Merziye’nin sesi kısa sürede çevresinde tanınmaya başladı. İlk yıllarında Farsça şarkılar söyledi. Bunun nedeni yalnızca müzikal tercih değildi; Kürtçe şarkı söylemenin önündeki politik engellerdi. Ancak ilerleyen yıllarda kendi diline yönelerek müziğini Kürtçe eserlerle şekillendirdi. Bu karar, onun sanat hayatında belirleyici bir dönüm noktası oldu.

Merîwan’daki okul yıllarının ardından eğitimini sürdürmek için Sine’ye gitti. Burada öğretmenlik eğitimi aldı ve bir süre öğretmen olarak çalıştı. Ancak müzik, hayatında giderek daha fazla yer kaplıyordu. Sahneye çıkmaya başlamasıyla birlikte öğretmenlik ile sanat arasında zor bir tercih yapmak zorunda kaldı. 1970’lerin sonuna gelindiğinde Merziye Ferîqî artık yalnızca yerel bir ses değildi. Sine’deki müzik çevreleri içinde tanınan bir sanatçıya dönüşüyordu.

Marzia fariqi

Devrim yılları, tutuklama ve kırılma

1970’lerin sonu İran için büyük bir politik dönüşüm dönemiydi. Ülkede büyüyen toplumsal hareketler ve protestolar 1979 İran Devrimi’ne giden süreci hızlandırdı. Bu çalkantılı dönemde birçok sanatçı ve aydın gibi Merziye Ferîqî de siyasi baskıyla karşı karşıya kaldı.

1978 yılında Kürt müziğinin önemli isimlerinden Nasır Rezazî ile evlendi. Bu evlilik hem kişisel hem de sanatsal hayatında yeni bir sayfa açtı. Çift kısa süre içinde Kürt müzik çevrelerinde birlikte anılan bir ikiliye dönüştü. Ancak devrim süreci beraberinde ağır baskılar getirdi. Merziye Ferîqî, siyasi faaliyetlere katıldığı gerekçesiyle tutuklandı. Serbest bırakıldığında ise öğretmenlik yapma hakkı elinden alınmıştı. Bu dönem onun hayatında önemli bir kırılma yarattı. Bir yandan sanatını sürdürmek istiyor, diğer yandan Kürt toplumunun yaşadığı politik baskının ortasında yaşamaya çalışıyordu.

İran’da yeni kurulan yönetimin Kürt bölgelerine yönelik operasyonları yoğunlaştıkça, sanat ve günlük yaşam giderek daha zor hale geldi. Birçok Kürt aydın gibi Merziye Ferîqî de şehirlerde kalamayacak hale geldi.

Merziye Ferîqî: Bir sanatçı, öğretmen ve pêşmerge – Yeni Yaşam Gazetesi |  Yeni Yaşam

Dağlarda söylenen şarkılar

1980’lerin başında Merziye Ferîqî’nin hayatı yeni bir yön aldı. İran rejiminin Kürt kentlerine yönelik operasyonları genişledikçe o ve eşi şehirleri terk etmek zorunda kaldı. Bu süreçte Kürt siyasi hareketinin önemli yapılarından biri olan Komala ile birlikte pêşmerge saflarında yer aldı. Bu dönem onun hayatında hem politik hem sanatsal açıdan en dikkat çekici evrelerden biri oldu. Dağlarda yaşanan zorlu koşullara rağmen müzikten vazgeçmedi. Aksine, bu dönemde ürettiği eserler geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı. Pêşmerge kamplarında ve dağ köylerinde kaydedilen şarkıları, radyo yayınları aracılığıyla Kürt coğrafyasının farklı bölgelerine yayıldı.

Bu yıllarda seslendirdiği “Pêşmerge” adlı eser, kısa sürede Kürt toplumunda en çok bilinen marşlardan biri haline geldi. Aynı zamanda bu marşı söyleyen ilk kadın sanatçılardan biri olması, Merziye Ferîqî’yi Kürt müziğinde özel bir yere taşıdı. Müzik onun için yalnızca sahneyle sınırlı değildi. Şehir, dağ, köy ya da radyo stüdyosu… Nerede olursa olsun şarkı söylemeye devam etti. Bu yönüyle onun müziği coğrafyaya bağlı olmayan bir ifade biçimine dönüştü. Şarkılarında yalnızca politik temalar yoktu. Aşk, sürgün, özlem ve kadınların yaşadığı eşitsizlikler de eserlerinde sık sık yer buldu.

Sürgünde büyüyen bir ses

1980’lerin ortasında Merziye Ferîqî ve ailesi İran’dan ayrılmak zorunda kaldı. 1985 yılında İsveç’e göç etti. Bu göç, hayatında yeni bir sürgün döneminin başlangıcıydı. Ancak Avrupa’daki yıllar onun sanatını daha geniş bir kitleyle buluşturdu.

İsveç’te yaşadığı dönemde konserler vermeye devam etti. Kürt diasporasının yoğun olduğu Avrupa kentlerinde sahne aldı. Uydu televizyonlarının yaygınlaşmasıyla birlikte sesi Kürt coğrafyasının farklı bölgelerine yeniden ulaşmaya başladı. Özellikle Med TV ve daha sonra kurulan Kürt televizyonlarında yayımlanan programlar sayesinde Merziye Ferîqî’nin eserleri geniş bir izleyici kitlesi tarafından tanındı. Televizyonda kadın hakları odaklı programlara katıldı ve Kürt kadınlarının toplumsal sorunlarını gündeme taşıdı.

Aynı zamanda İsveç’te çocuk hakları ve kadın hakları çalışmalarına da katıldı. Bu faaliyetler onun yalnızca bir sanatçı değil, aynı zamanda toplumsal meselelerle ilgilenen bir figür olarak görülmesini sağladı. Bu yıllarda kaydettiği şarkılar arasında sürgün temasını işleyen eserler dikkat çekti. Özellikle “Be To” adlı parça, sürgünde yaşayan Kürtlerin memleket özlemini anlatan en bilinen şarkılardan biri haline geldi.

Ali Tutal’a veda: "Diyarbakırlıydı, iyi bir devrimciydi"
Ali Tutal’a veda: "Diyarbakırlıydı, iyi bir devrimciydi"
İçeriği Görüntüle

Kısa ama derin bir hayat

Merziye Ferîqî üç çocuk annesiydi: Dilnya, Kardo ve Mêrdîn. Sanat hayatı boyunca hem annelik hem de müzik kariyerini birlikte sürdürmeye çalıştı. Şarkılarında sık sık kadınların yaşadığı toplumsal baskıları dile getirdi. Ataerkil toplum yapısına karşı eleştirel bir dil kullandı. Bu yönüyle yalnızca müzikal bir figür değil, aynı zamanda kadın özgürlüğü konusunda söz söyleyen bir sanatçı olarak da tanındı. 18 Eylül 2005’te İsveç’in Stockholm kentinde geçirdiği bir ameliyatın ardından 47 yaşında hayatını kaybetti. Ölümü Kürt müzik çevrelerinde büyük bir boşluk olarak değerlendirildi. Vasiyeti memleketi Merîwan’a defnedilmekti. Ancak bu talep gerçekleşmedi. Cenazesi Kürdistan Bölgesi’ne götürüldü ve Süleymaniye’deki Girê Şehîdan Mezarlığı’na defnedildi.

Listen to Marzie Farighi - Hiwa Magri | مه‌رزه فه‌ریقی - هیوا مه‌گری by  nojavan in Naser Razazi playlist online for free on SoundCloud

Bugün Merziye Ferîqî’nin adı Kürt müzik tarihinde önemli bir yerde duruyor. Onun sesi yalnızca Rojhilat’ta değil, Kürdistan’ın dört farklı parçasında tanınan bir ses haline geldi. Aradan geçen yıllara rağmen şarkıları hâlâ dinlenmeye devam ediyor. Dağlarda kaydedilen eski kasetlerden, diaspora konserlerine kadar uzanan bu müzik yolculuğu, Kürt müziğinde güçlü bir kadın sesinin bıraktığı iz olarak hatırlanıyor.