DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Türkiye’nin içinden geçtiği süreci “tarihi bir fırtına” olarak nitelendirerek, barış rotasına yönelmenin artık zorunluluk hâline geldiğini söyledi. “Rüzgârın şiddetini değil, yelkenlerimizin dayanıklılığını düşünmemiz gereken bir dönemdeyiz” diyerek başlayan Hatimoğulları, Türkiye’nin hem kırılgan hem de fırsatlara açık bir kavşakta bulunduğunu vurguladı.

Ortadoğu’daki jeopolitik kırılmaların Türkiye’yi de etkilediğini belirten Hatimoğulları, Kürt meselesinin bugün yalnızca bir iç güvenlik meselesi olmaktan çıktığını, ülkenin geleceğini belirleyecek stratejik bir konuya dönüştüğünü ifade etti. Ona göre çözüm sürecinin yeniden canlanması, “gelecek yüzyılın şekillenmesinde kritik bir dönemeç.”

Cuma günü Meclis Komisyonu’nun İmralı’ya gidiş kararını oylayacak olmasıyla ilgili olarak, Hatimoğulları bunun sıradan bir prosedür değil, “27 Şubat’ta aralanan barış kapısından geçme şansı” olduğunu belirtti. Komisyonun atacağı adımın sadece bir ziyaret değil, “milyonların barış umuduna can vermek” anlamına geldiğini söyledi.

Halep’te ne oluyor? Kürt mahallelerinde çatışma ve kuşatma
Halep’te ne oluyor? Kürt mahallelerinde çatışma ve kuşatma
İçeriği Görüntüle

“İmralı’ya gitmek neden önemli?”

“İmralı’ya gitmek neden önemli?” sorusuna karşılık Hatimoğulları, kırk yılı aşkın çatışmanın sonlandırılması için bunun kaçınılmaz olduğunu savundu. Abdullah Öcalan’ın yıllardır çözüm önerileri sunduğunu, ateşkesler ilan ettiğini ve demokratik çözüm için çaba gösterdiğini hatırlatarak, “Bu birikimi yok sayarak barış mümkün mü?” diye sordu.

Öcalan’ın “demokratik cumhuriyet” tezinin Türkiye’nin çoğulcu, çok kültürlü bir yapıya kavuşması açısından ortaklaşılabilir ilkeler taşıdığını belirten Hatimoğulları, çatışmayı değil barışı esas alan bu yaklaşımın görmezden gelinmemesi gerektiğini söyledi.

Dünyadaki barış örneklerini hatırlatarak, İrlanda, Kolombiya, Güney Afrika ve Filipinler deneyimlerinin hepsinde tarafların doğrudan diyalog kurmasının belirleyici olduğunu belirtti. Bu nedenle İmralı’da yürütülecek görüşmelerin evrensel ve kanıtlanmış bir yönteme dayandığını vurguladı: “Taraflar masaya oturursa barış mümkün olur. Bu kadar yalın.”

Türkiye’nin geçmiş deneyimlerini de anımsatan Hatimoğulları, Özal ve Erbakan dönemlerindeki girişimlerden bugüne, birçok kez çözüm arayışlarının ortaya çıktığını ancak çabaların sonuçlanmadığını söyledi. Buna karşın bugün yürüyen sürecin “başarmaya en çok yaklaşılan süreç” olduğunu ifade etti.

Muhalefete de açık bir çağrı yapan Hatimoğulları, hiçbir siyasi partinin Türkiye’nin en önemli meselesinde seyirci kalamayacağını belirtti. Sürecin dışında kalmanın tarihi bir sorumsuzluk olacağını söyleyerek, tüm partileri İmralı’da doğrudan muhatapla görüşmeye davet etti. “Şeffaflık isteyenler için kapılar açılıyor” diyerek, eleştirilerin ve kaygıların muhatabıyla yüz yüze konuşulmasının önemini vurguladı.

“Bugün atılacak bir adım, yarın bin acıyı önler.”


Görüşmelerin siyasete nefes aldıracağını, güvenlikçi politikaların etkisini azaltacağını belirten Hatimoğulları, Özgür Özel’in geçmişteki dokunulmazlık oylamasıyla ilgili özeleştirisini hatırlatarak, “Barış fırsatını heba etmenin bir daha telafisi olmaz” dedi.

Komisyon üyelerine de seslenen Hatimoğulları, tarihin kendilerine büyük bir sorumluluk yüklediğini söyledi:
“Bugün atılacak bir adım, yarın bin acıyı önler.”
Gecikme ve durma lüksünün olmadığını belirterek, barış için cesur davranılması gerektiğini ifade etti.

Barışın tabu hâline getirilen görüşmeleri aşmaktan geçtiğini söyleyen Hatimoğulları, Öcalan’la görüşmenin demokratik çözüm için temel bir zemin oluşturduğunu, ön yargıların ancak diyalogla aşılacağını ifade etti. İmralı’da yapılacak görüşmenin Türkiye’nin demokratik olgunluğunu dünyaya göstereceğini ekledi.

Son olarak tüm topluma seslenen Hatimoğulları, barışın herkes için ortak bir kazanım olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Dalgalar büyüdü; şimdi yelkenleri şişirme, tarihin doğru tarafında durma zamanı. Barışa bir şans verelim.”

Kaynak: T24