2008’de gösterime girdiğinde sert tartışmalar yaratan Bahoz, yıllar sonra yeniden konuşuluyor. Zamanın içinden geçerek günümüze ulaşan bu film, yalnızca bir dönemi anlatmakla kalmıyor; izleyicisini hâlâ rahatsız eden, düşündüren ve yer yer sarsan sorular sormaya devam ediyor. Üniversiteye yeni başlayan Cemal’in hikâyesi üzerinden şekillenen anlatı, bireysel bir arayıştan kolektif bir yüzleşmeye doğru genişliyor.
Apolitik Bir Başlangıçtan Uyanışa
Cemal, Kürt olduğunu dahi kabullenmek istemeyen, ideolojilerden uzak durmaya çalışan “sıradan” bir gençtir. Devlete şükrederek büyümüş, ailesinin beklentileriyle İstanbul’a gelmiştir. Üniversite ortamı ise onu kaçamayacağı bir gerçeklikle yüzleştirir. Yurtsever öğrenciler, sol gruplar, İslamcılar ve apolitik çoğunluk arasında sıkışan bu yeni dünya, Cemal’in tarafsız kalma çabasını giderek anlamsızlaştırır.
Otobüste Kürtçe konuştukları için aşağılanan işçiler, filmin kırılma anlarından biridir. Bu sahne, yalnızca Cemal’in değil, izleyicinin de boğazında düğümlenen bir an yaratır. Bahoz, kimliğin kitaplardan değil, hayattan öğrenildiğini hatırlatan filmlerden biridir.
Fırtına Öncesi Sessizlik
Filmin ritmi bilinçli olarak ağır akar. Karakterler tanıtılır, ortam kurulur, ilişkiler yavaş yavaş derinleşir. Bu durgunluk, yaklaşan fırtınanın habercisidir. Helin, Ali, Rojda, Orhan ve diğer karakterler yalnızca birer temsil değildir; her biri dönemin ruhunu taşıyan canlı figürlerdir. Dostluklar, aşk, ihanet ve dayanışma iç içe geçer.
Feribotta aynı anda bir düğünle bir cenazeye tanıklık ettiğimiz sahne, filmin metafor dünyasını en iyi özetleyen anlardandır. Hayatın çelişkisi, tam da bu iki uç arasında kuruludur. Bahoz, bu çelişkiyi romantize etmeden, doğrudan ve sert bir biçimde gösterir.
Politik Sinemanın Zor Alanı
Film, yıllardır kendisine yöneltilen “propaganda” eleştirilerini de boşa düşüren bir yerde durur. Bahoz, yalnızca devlet baskısını değil, hareket içi çelişkileri, dogmatizmi ve kör noktaları da görünür kılar. Öğrenci hareketleri, kahramanlaştırılmadan ama küçümsenmeden ele alınır. İşkence sahneleri acıtır; birlikte söylenen türküler ise kısa bir nefes aldırır.
Görsel anlatım ve metafor kullanımı, filmin en güçlü yanlarından biridir. Yol sahneleri, Cemal’in içsel yolculuğunun bir uzantısı gibidir. “Fırtına” yalnızca coğrafyanın değil, bireyin içinde kopan dönüşümün adıdır.
Yönetmen ve Senarist: Kazım Öz | Kimdir?
Kazım Öz, Kürt sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olarak politik hafıza, kimlik ve toplumsal mücadele ekseninde üretimler yapıyor. MKM Sinema Kolektifi içinde yetişen Öz, sinemayı yalnızca estetik bir alan değil, düşünsel ve etik bir mücadele zemini olarak ele alıyor. Bahoz, onun otobiyografik tanıklıklarından beslenen, uzun yıllara yayılan bir emeğin ürünü olarak dikkat çekiyor.
Bahoz, kolay izlenen bir film değil. Uzun süresi, ağır ritmi ve sert yüzleşmeleriyle izleyicisinden sabır talep ediyor. Ama tam da bu nedenle, iz bittikten sonra akılda kalıyor. Bir dönemi anlamak, bugünü sorgulamak ve “ben neredeyim?” diye sormak isteyenler için hâlâ güçlü bir çağrı niteliğinde.