Kültür - Sanat

Dicle Öneriyor: "Ekmek istiyoruz ama gülleri de"

Ken Loach’un Ekmek ve Güller filmi, Los Angeles’ta göçmen temizlik işçilerinin sendikalaşma mücadelesi üzerinden emeğin onurunu ve dayanışmayı anlatıyor.

Abone Ol

Ken Loach’un 2000 yapımı filmi Ekmek ve Güller (Bread and Roses), Los Angeles’ta çalışan göçmen temizlik işçilerinin sendikalaşma mücadelesini konu alıyor. Film, düşük ücret, güvencesiz çalışma ve sağlık sigortasızlık gibi sorunlarla yüz yüze kalan işçilerin, yan yana gelerek hak talep etme sürecini anlatıyor. Aradan geçen yıllara rağmen filmde ele alınan meseleler güncelliğini koruyor.

Hikâyenin merkezinde, Meksika’dan ABD’ye yasa dışı yollarla gelen Maya vardır. Daha iyi bir hayat umuduyla çıktığı bu yolculuk, onu ablası Rosa’nın yanına, bir gökdelenin temizlik işine sürükler. Üniformaları sayesinde neredeyse görünmez hâle gelen bu işçiler, binanın sakinleri için yalnızca boşaltılan çöp kovalarından ibarettir. Maya kısa sürede bu düzenin tesadüfi olmadığını, sistematik bir sömürü üzerine kurulduğunu fark eder. Film tam da bu fark ediş anlarıyla güçlenir.

Üniforma Görünmez Kılar

Loach’un kamerası, temizlik işçilerinin gündelik hayatını omuz kamerasının yarattığı hareketle takip eder. Bu tercih, izleyiciyi konforlu bir mesafede tutmaz; tam tersine kalabalığın içine iter. Film boyunca işçilerin “üniformaları sayesinde görünmez” oluşu sık sık vurgulanır. Bu yalnızca fiziksel bir görünmezlik değildir; politik, sınıfsal ve toplumsal bir silinmedir. Ekmek parası için yapılan iş, insan onurunu aşındıran bir döngüye dönüşür.

Bu noktada sendika örgütleyicisi Sam’in hikâyeye dâhil olmasıyla film yeni bir evreye girer. Sam, temizlik işçilerini sendikalaşmaya ikna etmeye çalışır. Maya için bu, daha iyi ücret ve insanca çalışma koşulları demektir. Rosa içinse risklidir; çünkü işten atılmak, sınır dışı edilmek ve her şeyi kaybetmek ihtimali vardır. Film, bu ikilemi romantize etmeden, her karakterin ödediği bedeller üzerinden anlatır.

Ekmek Yetmez, Güller de Gerek

Filmin adı, 1912’deki Lawrence Tekstil Grevi’nden gelir. “Ekmek ve güller” sloganı, yalnızca ekonomik talepleri değil, insanca bir yaşam arzusunu simgeler. Loach’un filminde de mesele yalnızca ücret değildir. Sağlık sigortası, güvenlik, saygı ve gelecek umudu bu mücadelenin ayrılmaz parçalarıdır. Özellikle sağlık sigortası vurgusu, ABD’deki yapısal eşitsizliği net biçimde görünür kılar.

Filmin unutulmaz sahnelerinden biri, temizlik yaptıkları binada düzenlenen bir Hollywood ajansının ev partisinde gerçekleşen protestodur. Parlak elbiseler, pahalı içkiler ve lüksün ortasında yükselen işçi talepleri, sınıfsal uçurumu tek bir kadrajda özetler. Loach, burada ne bağırır ne de vaaz verir; yalnızca gösterir.

Ken Loach Kimdir?

Ken Loach, sinemayı politik bir sorumluluk alanı olarak gören, İngiliz toplumsal gerçekçi sinemanın en önemli yönetmenlerinden biridir. Filmografisi boyunca işçi sınıfını, işsizleri, göçmenleri ve sistemin dışında bırakılanları merkeze alır. Doğal oyunculuk, belgesel estetiğine yakın kamera kullanımı ve gündelik hayatın içinden hikâyeler, Loach sinemasının temel özellikleridir. Ekmek ve Güller, onun İngiltere dışına çıktığı ama bakışını hiç kaybetmediği filmlerden biridir.

Ekmek ve Güller, büyük laflar etmeden, sessiz ama ısrarlı bir umut taşır. Finali, emek filmlerine özgü bir inat ve huzur duygusuyla kapanır. İzleyiciyi alkışa değil, düşünmeye çağırır. Görünmezlerin hikâyesini görmek isteyenler için hâlâ güçlü, hâlâ güncel bir film.