Dilan Karaman’ın ölümüne ilişkin hazırlanan rapor kamuoyuyla paylaşıldı. Raporda, Karaman’ın yaşamını yitirmesine giden sürecin yalnızca bireysel bir krizle açıklanamayacağı, partner şiddeti, kurumsal ihmal, mobbing, ekonomik baskı ve politik yalnızlaşmanın iç içe geçtiği çok katmanlı bir kuşatma olduğu vurgulandı.

Diyarbakır’da 11 Kasım 2025’te Dilan Karaman intihara sürüklenmesinin ardından hastaneye kaldırılmış, 10 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra yaşamını yitirmişti. Ölümünün ardından kamuoyunda çok sayıda iddia ve tartışma gündeme gelirken, olayın tüm yönleriyle araştırılması amacıyla kadın kurumlarının yer aldığı bir komisyon kuruldu.

Karaman’ın yaşamını yitirmesinin ardından oluşturulan komisyon, hazırladığı kapsamlı raporu kamuoyuna açıkladı. Raporda, Dilan Karaman’ın ölümüne giden sürecin yalnızca özel yaşamına ya da ruhsal durumuna indirgenemeyeceği belirtilerek, kurumsal, ilişkisel ve yapısal nedenlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Komisyonun 25 Kasım 2025’te kamuoyuna duyurulduğu belirtilen raporda; komisyonun Tevgera Jinên Azad’nin çağrısıyla oluşturulduğu, üyeleri arasında Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, DAKAH-DER, Özgürlük için Hukukçular Derneği Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu ve Rosa Kadın Derneği temsilcilerinin yer aldığı belirtildi. Raporda komisyonun bir yargılama mercii olmadığı, ancak olayın insan hakları, toplumsal sorumluluk ve kurumsal işleyiş boyutlarını görünür kılmayı amaçladığı ifade edildi.

Ölümden önce partner şiddeti ve müdahale eksikliği

Raporda Dilan Karaman’ın yaşamını yitirdiği günün sabahında birden fazla kişiyi arayarak partneri Mazlum Toprak tarafından tehdit edildiğini, kesici aletle korkutulduğunu, saçlarının çekildiğini, evden kovulduğunu ve can güvenliğinden endişe ettiğini aktardığı kaydedildi.

Bu anlatımların aynı sabah farklı kişilere, birbirinden bağımsız biçimde aktarılmış olmasının olayın tekil ya da kurgulanmış bir anlatı olmadığını ortaya koyduğu belirtildi.

Raporda fail erkeğin fiziksel şiddeti reddetmesine rağmen kesici aleti aldığını, tehditte bulunduğunu ve ölüm çağrışımı içeren ifadeler kullandığını kabul ettiği aktarıldı. Komisyon, bu veriler ışığında Karaman’ın ölümünden hemen önce yakın partner şiddetine maruz bırakıldığını ve bu şiddetin mevcut psikolojik kırılganlığı akut biçimde derinleştiren bir tetikleyici rol oynadığını değerlendirdi.

Raporda ayrıca intihar girişiminin ardından Karaman’ın derhal sağlık kuruluşuna sevk edilmesi gerekirken sağlık ve kolluk birimlerinin müdahalede bulunmadığına dikkat çekildi. Bilincinin açık olduğu gerekçesiyle zorla müdahale edilemeyeceğinin söylenmesinin hukuken geçerli olmadığı vurgulandı.

Diyarbakır'da kadınlar için özel program
Diyarbakır'da kadınlar için özel program
İçeriği Görüntüle

Komisyon, bu süreçte yaşanan gecikmenin Karaman’ın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan zincirin önemli halkalarından biri olduğunu belirtti. Raporda 112 ve kolluk birimlerinin açık hayati tehlike altındaki bir kişiye yönelik koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve bunun ağır hizmet kusuru anlamına geldiği kaydedildi.

Uzun süreli baskı, mobbing ve politik yalnızlaşma

Raporda başvurucuların anlatımlarına göre Dilan Karaman’ın bir süredir psikolojik destek aldığı, çeşitli ilaçlar kullandığı ve geçmişte de intihar girişiminde bulunduğu belirtildi. Karaman’ın çocukluk ve ergenlik döneminden itibaren ağır ve süreklilik arz eden travmatik deneyimlere maruz bırakıldığı aktarılırken, bu süreçte destekleyici ve önleyici mekanizmaların neden devreye sokulmadığının sorgulanması gerektiği ifade edildi.

Komisyon raporunda Karaman’ın aynı anda birden fazla siyasal ve kurumsal alanda çalıştığı, danışmanlık, basın faaliyetleri ve dijital medya üretimi gibi birçok işi birlikte yürüttüğü belirtildi. Özellikle dijital medya faaliyetleri kapsamında saat, yer ve zaman fark etmeksizin sürekli içerik üretmek zorunda bırakılmasının çalışma ile özel yaşam arasındaki sınırları fiilen ortadan kaldırdığı kaydedildi.

Tanık anlatımlarına göre Karaman’ın uzun süre boyunca kurum içinde görmezden gelindiği, iletişim süreçlerinden dışlandığı, herkesin içinde azarlanıp küçük düşürüldüğü, emeğinin sistematik biçimde değersizleştirildiği ve kapasitesinin üzerinde iş yüküne maruz bırakıldığı ifade edildi. Raporda bu durumun klasik ve süreklilik arz eden ağır bir mobbing örüntüsüne işaret ettiği vurgulandı.

Raporda ayrıca Karaman’ın olay günü birçok arkadaşını, yoldaşını ve birlikte çalıştığı kişiyi aradığı; ancak bu temasların büyük bölümünün fiili dayanışmaya dönüşmediği belirtildi. Komisyon bu durumu bireysel duyarsızlıktan ziyade politik alanda giderek yaygınlaşan yüzeysel ilişkilenme biçimlerinin sonucu olarak değerlendirdi.

Raporda, “Politik yalnızlık, bireyin çevresinde kimsenin olmaması değil; çok sayıda temasın varlığına rağmen kimsenin gerçekten orada olmaması halidir” ifadelerine yer verildi ve Karaman’ın deneyiminin bu tür bir yalnızlaşmanın çarpıcı bir örneği olduğu vurgulandı.

Ekonomik baskı ve yapısal dönüşüm çağrısı

Raporda ekonomik bağımlılığın Karaman’ın aşırı iş yüküne ve kurumsal taleplere itiraz etme kapasitesini zayıflattığı belirtildi. Geçim kaygısı, borç yükü ve barınma maliyetlerinin Karaman’ı hayatta kalma pozisyonuna ittiği ve bunun da artan iş yüküne karşı sessizleşmeye neden olduğu ifade edildi.

Komisyona yansıyan iddialardan birinin de bölgede faaliyet gösterdiği ileri sürülen uyuşturucu ve fuhuş çetelerine ilişkin olduğu belirtildi. Raporda bu yapıların özellikle politik kimliğe sahip kadınları ve gençleri hedef aldığı, tehdit ve şantaj yoluyla baskı kurduğu yönündeki iddiaların daha geniş bir çerçevede araştırılması gerektiği kaydedildi. Komisyon bu konuda kesin bir hüküm kurmadığını ancak örgütlü suç yapılarının toplumsal etkilerinin araştırılması gerektiğini vurguladı.

Raporun genel değerlendirme bölümünde Dilan Karaman’ın ölümüne giden sürecin yalnızca bireysel değil; çalışma rejimi, yönetsel yapı, denetim mekanizmaları ve politik ilişkilenme biçimleriyle bağlantılı olduğu ifade edilerek yapısal dönüşüm çağrısı yapıldı.

Danışmanlık ve çalışma sisteminin açık görev tanımları, eşitlikçi yaklaşım ve yetki sınırlarıyla yeniden düzenlenmesi gerektiği belirtilirken, mobbing ve benzeri psikososyal ihlallere karşı bağımsız, güvenli ve yaptırım gücü olan denetim mekanizmalarının kurulması gerektiği kaydedildi.

Raporda ayrıca kriz anlarına ilişkin şu ifadeye yer verildi: “Bir kadın ‘çok kötüyüm’ dediğinde bu bir sohbet değil, alarmdır. Bir kadın ‘burada güvende değilim’ dediğinde bu bir duygu değil, acil durumdur.”

Sonuç bölümünde ise Karaman’ın kaybının yalnızca bir failin ya da bir kurumun değil, kolektif reflekslerin yetersizliğinin de sonucu olduğu vurgulandı. Olay sonrası dijital medyada yükselen öfke ve adalet talebinin önemli olduğu belirtilirken, asıl belirleyici olanın bu duyarlılığın kriz anlarında somut koruma ve dayanışmaya dönüşebilmesi olduğu ifade edildi.

Kaynak: Jinnews