8 Temmuz 2018'de Tekirdağ'ın Çorlu ilçesine bağlı Sarılar Mahallesi yakınlarında meydana gelen ve 7'si çocuk 25 kişinin yaşamını yitirdiği, 300'den fazla kişinin yaralandığı Çorlu Tren Katliamı'nın üzerinden 8 yıl geçti. Aradan geçen yıllara rağmen hayatını kaybedenlerin yakınları, ihmaller zincirinin tüm sorumlularının yargılanmadığını belirterek adalet mücadelesini sürdürüyor. Faciada 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel'i kaybeden Mısra Öz, "Hakkımı helal etmiyorum, affetmiyorum ve hesap verecekleri günü bekliyorum" sözleriyle sekiz yıldır süren mücadeleyi bir kez daha dile getirdi.

Çorlu'da yaşanan facia ve 8 yıllık adalet mücadelesi
Kapıkule-İstanbul seferini yapan yolcu treninin altı vagonundan beşinin raydan çıkarak devrilmesi sonucu meydana gelen faciada 25 kişi yaşamını yitirirken, 300'den fazla kişi yaralandı. Hayatını kaybedenler arasında 10 aylık Beren Kurtuluş'tan 63 yaşındaki İrfan Kurt'a kadar farklı yaşlardan yurttaşlar bulunuyordu. Kazada yaşamını yitirenler arasında Mısra Öz'ün 9 yaşındaki oğlu Oğuz Arda Sel de yer aldı.
Facianın ardından başlayan yargı süreci yıllarca kamuoyunun gündeminde kaldı. Aileler, kazanın yalnızca sahadaki teknik görevlilerin değil, karar alma mekanizmalarında bulunan üst düzey kamu yöneticilerinin ihmalleri sonucunda yaşandığını savunarak gerçek sorumluların yargılanmasını talep etti.

Davanın ilk yıllarında yalnızca sınırlı sayıda TCDD görevlisinin yargılanması tepkiyle karşılandı. Aileler ve avukatları, bilirkişi raporlarının ardından soruşturmanın genişletilmesini, dönemin üst düzey yöneticileri hakkında da işlem yapılmasını istedi. Duruşmalar boyunca "Çorlu tren katliamı kaza değil, ihmal cinayetidir" vurgusu öne çıktı.
Dava sürecinde aileler her duruşma öncesinde adliye önünde bir araya gelerek yürüyüşler düzenledi. Oğuz Arda Sel'in dedesi Mehmet Öz, mahkeme salonunda yaptığı konuşmada "Bu davada doğru gitmeyen şeyler var" diyerek gerçeklerin ortaya çıkarılmasını istedi. Yakınlarını kaybeden aileler, dönemin TCDD yöneticileri ile karar verici kamu görevlilerinin de yargı önüne çıkmasını talep etti.

Mahkeme kararları ve dosyanın Yargıtay süreci
Yaklaşık 6 yıl süren yargılamanın ardından Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2024 tarihinde kararını açıkladı.
Mahkeme, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak" suçundan dönemin TCDD 1. Bölge Demiryolu Bakım Müdürü Mümin Karasu'ya 17 yıl 6 ay, Demiryolu Bakım Müdürü Turgut Kurt'a 16 yıl 3 ay, TCDD Bölge Müdürü Nihat Aslan'a 15 yıl, Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat'a ise 13 yıl 9 ay hapis cezası verdi.

Diğer sanıklardan Tevfik Baran Önder 10 yıl, Deniz Parla, Kubilay Başkaya ve Levent Muammer Meriçli 9 yıl 2'şer ay, Nizamettin Aras ise 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Celaleddin Çabuk, Levent Kaytan, Çetin Yıldırım ve Burhan Ortancıl hakkında ise beraat kararı verildi.
Yerel mahkemenin kararından 72 gün sonra İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi, verilen hapis cezalarını oy birliğiyle onadı. Dosya daha sonra Yargıtay'a taşındı ve süreç halen yüksek mahkemede devam ediyor.
Mısra Öz: "Yargının eli asıl sorumlulara uzanmadı"
Facianın sekizinci yılında ANKA Haber Ajansı'na konuşan Mısra Öz, yıllardır yürüttükleri adalet mücadelesine rağmen yargının gerçek sorumlulara ulaşmadığını söyledi.
Öz, dönemin TCDD Genel Müdürü İsa Apaydın'ın soruşturmadan dahi geçmediğini, dönemin Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan'ın ise milletvekili seçildiğini hatırlatarak Türkiye'de cezasızlık sorununun sürdüğünü ifade etti.
Çorlu'nun ardından yaşanan farklı toplumsal felaketleri de anımsatan Öz, cezasızlık kültürünün yeni ihmallerin önünü açtığını savundu. Ankara Tren Katliamı, Hendek Havai Fişek Fabrikası patlaması, 6 Şubat depremlerinde yaşanan can kayıpları ve Bolu Kartalkaya yangınına değinen Öz, bu olayların ortak noktasının denetimsizlik ve tedbirsizlik olduğunu söyledi.

"Her şey daha da kötüye gidiyor" diyen Öz, çocukların yaşam hakkının korunamadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Bizlere bunları yaşatanlara hakkımı helal etmiyorum, affetmiyorum ve hesap verecekleri günü bekliyorum. Devletin en güvenli ulaşım aracına emanet ettiğim çocuğumu öldürdüler. Bilseydim güvenmezdim. Emanet etmezdim."
Mısra Öz ayrıca, kamu görevlilerine hakaret suçlamasıyla hakkında açılan davalarda verilen mahkûmiyet kararlarının Yargıtay tarafından bozulduğunu, yeniden görülen davalarda ise açıklamalarının "ağır eleştiri niteliğinde" değerlendirilerek beraatine karar verildiğini hatırlattı.
Adalet beklerken bir baba hayatını kaybetti
Çorlu Tren Katliamı'nda kızları Özge Nur Dikmen ve Gülce Dikmen'i kaybeden Erdinç Dikmen, adalet mücadelesini yıllarca sürdüren ailelerden biri oldu. Çorlu davasının her aşamasını takip eden Dikmen, gerçek sorumluların yargılanmasını talep eden ailelerin arasında yer aldı.
Erdinç Dikmen, geçen süreçte kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Yakınları, Dikmen'in kızlarının ölümünün ardından yaşadığı derin acıyı ve yıllarca süren adalet arayışını sık sık dile getirdiğini ifade etti.

Faciada oğlu Oğuz Arda Sel'i kaybeden ve yıllardır ailelerin sözcülerinden biri olan Mısra Öz de Erdinç Dikmen'i anarak, onun da gerçek sorumluların yargılanmasını beklediğini vurguladı.
Öz, yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
"Çorlu Tren Katliamı'nda iki kızını kaybeden Erdinç Dikmen de aramızdan ayrıldı. O da hepimiz gibi kızlarının ölümüne sebep olanların yargı karşısına gelmesini bekliyordu."
Dikmen'in yaşamını yitirmesi, sekiz yıldır süren adalet mücadelesinde ailelerin taşıdığı yükü ve geçen zamana rağmen tamamlanmayan yargı sürecini bir kez daha gündeme taşıdı.
8 yıl sonra aynı soru gündemde
Çorlu Tren Katliamı'nın üzerinden geçen 8 yılın ardından mahkeme kararları verilmiş, istinaf süreci tamamlanmış ve dosya Yargıtay aşamasına taşınmış olsa da yaşamını yitirenlerin yakınları açısından temel tartışma değişmedi. Aileler, yargılamanın yalnızca belirli kamu görevlileriyle sınırlı kaldığını, karar alma süreçlerinde sorumluluğu bulunan üst düzey isimlerin hesap vermediğini savunmayı sürdürüyor.
Sekiz yıldır devam eden adalet mücadelesi, Çorlu'da yaşamını yitiren 25 kişinin anısı ve gerçek sorumluların yargılanması talebi etrafında devam ediyor.