Suriye Halk Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Üyesi İlham Ahmed, Erbil’de düzenlenen 2026 MERI Forumu’nda Suriye’deki siyasi dönüşüm, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile ordu arasındaki entegrasyon süreci, Kürtlerin dil ve eğitim hakları ile anayasal güvence ihtiyacına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kürt halkının varlığının, dilinin ve kültürünün ilk kez bir cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle tanındığını belirten Ahmed, kararın uygulamaya geçirilmesinde belirsizlikler bulunduğunu ve Kürtçe eğitim hakkı konusunda eksiklikler olduğunu söyledi.
Suriye’nin yeniden yapılanma sürecinde olduğunu ifade eden Ahmed, DSG ile ordu arasındaki entegrasyonun ülkedeki gelişmeleri etkilediğini ve belirli bir istikrarın oluşmasına katkı sunduğunu belirtti. Ancak kadınların kamusal yaşamdaki rolünde gerileme yaşandığına dikkat çeken Ahmed, entegrasyon sürecinin hem kazanımlar hem de çözülmesi gereken sorunlar barındırdığını vurguladı.

“Suriye’de ilk kez Kürt dili ve kültürü tanındı”
İlham Ahmed, entegrasyon sürecinin Kürt halkının Suriye’deki varlığının, dilinin ve kültürünün tanınması açısından önemli bir gelişmeyi beraberinde getirdiğini söyledi. Ahmed, cumhurbaşkanlığı kararnamesinin Kürtlerin Suriye toplumunun asli bir parçası olduğunu kabul ettiğini belirtti.
Ancak bu tanımanın tek başına yeterli olmadığını ifade eden Ahmed, özellikle Kürtçe eğitim hakkı konusunda eksiklikler bulunduğunu dile getirdi.
“Cumhurbaşkanlığı kararnamesi uygulama aşamasında. Ancak Kürtçe eğitim hakkı konusunda eksik olduğunu düşünüyoruz. Kararname, Kürt halkı açısından eksik bir çerçeve sunuyor. Bu kararnamenin pratikte nasıl uygulanacağı konusunda hâlâ mekanizmalara ihtiyaç var” diyen Ahmed, tanınan hakların hayata geçirilmesi için somut uygulama mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirtti.
Suriye hükümetinin aldığı kararların nasıl uygulanacağına ilişkin belirsizliklerin zaman zaman karmaşaya yol açtığını kaydeden Ahmed, kararların kapsamı ile uygulama süreçleri arasındaki boşluğa dikkat çekti.
DSG ile ordu arasındaki entegrasyon süreci
MERI Forumu’nda Suriye’deki siyasi ve askeri dönüşümü de değerlendiren Ahmed, DSG ile ordu arasındaki entegrasyon sürecinin ve silahlı grupların orduya dahil edilmesinin sahada değişim yarattığını söyledi.
Suriye’de yaşanan sürecin henüz tamamlanmadığını belirten Ahmed, ülkenin genelinde yeniden yapılanmanın sürdüğünü ifade etti.
Entegrasyonun Suriye kentleri arasındaki bağlantıların güçlenmesine ve sınır kapılarının açılmasına katkı sunduğunu belirten Ahmed, sürecin şu ana kadar belirli bir seviyede ilerlediğini ve istikrarın yerleşmesine yardımcı olduğunu söyledi.
Bununla birlikte Ahmed, entegrasyonun bütün sorunları çözdüğü anlamına gelmediğini vurguladı. Sürecin kazanımlarının kalıcı hale gelmesi için siyasi ve toplumsal alanlarda da ilerleme sağlanması gerektiğine işaret etti.
“Kadınların rolünde gerileme yaşandı”
Ahmed, Kuzey ve Doğu Suriye’deki Özerk Yönetim deneyiminin Suriye toplumunun hafızasında yerini koruduğunu belirtti. Bu deneyimin kadınların kamusal yaşamın farklı alanlarına katılımı açısından bir model oluşturduğunu ve olumlu sonuçlar ortaya çıkardığını söyledi.
Ancak entegrasyon sürecinde kadınların rolünde gerileme yaşandığına dikkat çeken Ahmed, sürecin bu açıdan çelişkiler barındırdığını ifade etti.
“Bu nedenle entegrasyon sürecinin bir açıdan kazanımlar sağladığını, diğer açıdan ise hâlâ bir sınav aşamasında olduğunu söyleyebiliriz” diyen Ahmed, kadınların elde ettiği kazanımların korunmasının ve kamusal yaşamdaki rollerinin güvence altına alınmasının önemini vurguladı.
Ahmed’in değerlendirmeleri, Suriye’deki yeni siyasi düzenin yalnızca askeri ve idari entegrasyonla sınırlı kalmaması, kadınların toplumsal yaşama katılımı gibi alanlarda da mevcut kazanımları gözetmesi gerektiğine işaret etti.
“Suriye’deki gerilimlerin nedeni bağnazlık ve ırkçılık”
Suriye’de son dönemde yaşanan gerilimlere de değinen Ahmed, bu gerilimlerin arkasında bağnazlık ve ırkçılık anlayışının bulunduğunu savundu.
Ahmed, “Bu zihniyet ister bazı çevreler ister Suriye’de istikrarı bozmaya katkı sunan bölgesel dış güçler tarafından olsun, toplumda hâlâ hâkimiyetini sürdürüyor” ifadelerini kullandı.
Suriye’de farklı toplumsal bileşenler arasındaki ilişkilerin geleceği açısından bu zihniyetle mücadele edilmesi gerektiğine dikkat çeken Ahmed, siyasi dönüşümün toplumsal gerilimleri azaltacak bir çerçevede ilerlemesinin önemini ortaya koydu.
“Anayasal güvencelere ihtiyacımız var”
İlham Ahmed, Suriye’de farklı halkların ve toplumsal bileşenlerin haklarının güvence altına alınabilmesi için anayasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Mevcut durumda bu güvencelerin bulunmadığını söyleyen Ahmed, aşırı merkeziyetçi bir yönetim anlayışının gelecekte yeni anlaşmazlıklara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Ahmed, “Suriye’de anayasal güvencelere ihtiyacımız var. Şu ana kadar bu güvenceler mevcut değil” dedi.
Aşırı merkeziyetçiliğin ülkedeki siyasi sorunları derinleştirebileceğini ifade eden Ahmed, Suriye toplumunun bütün bileşenlerinin haklarını koruyacak bir anayasanın hazırlanması gerektiğini vurguladı.
“ Aşırı merkeziyetçilik önümüzdeki günlerde çatışma ve anlaşmazlıklara yol açacak. Suriye toplumundaki tüm bileşenlerin haklarını güvence altına alan bir anayasa hakkında konuşmamız gerekiyor” diyen Ahmed, farklı halkların ve toplumsal kesimlerin haklarının anayasal düzeyde güvenceye kavuşturulması çağrısında bulundu.
Ahmed’in MERI Forumu’ndaki değerlendirmelerinde üç başlık öne çıktı: DSG ile ordu arasındaki entegrasyonun yarattığı değişim, Kürt dili ve kültürünün tanınmasına rağmen eğitim hakkının uygulanmasında yaşanan eksiklikler ve Suriye’de bütün toplumsal bileşenlerin haklarını koruyacak anayasal güvencelere duyulan ihtiyaç.