Zonguldak’ta Şırnak’tan, Düzce’de ise Mardin’den mevsimlik tarım işçisi olarak bölgeye giden Kürt işçiler saldırı ve tehditlerle karşı karşıya kaldı. İki olayın ardından yetkili makamlar “münferit” vurgusu yaptı. Ancak Türkiye’de mevsimlik işçilik yapan Kürtlerin son 20 yıllık deneyimine bakıldığında, farklı kentlerde benzer saldırıların, tehditlerin, linç girişimlerinin ve zorunlu tahliyelerin tekrar tekrar gündeme geldiği görülüyor.
Bu vakaların tamamının aynı nedenle yaşandığını söylemek mümkün değil. Bazı olaylarda ücret, çalışma koşulları veya gündelik anlaşmazlıklar öne çıkarken, bazı vakalarda işçilerin Kürt kimliği ya da Kürtçe konuşması doğrudan saldırının gerekçesi olarak aktarıldı. Bazılarında ise resmi makamlar etnik saik bulunmadığını açıkladı. Ancak bu farklılıklara rağmen ortak bir tablo bulunuyor: Çalışmak için başka kentlere giden Kürt mevsimlik işçiler, yıllar boyunca farklı bölgelerde saldırı ve tehditlerin hedefi oldu.
Zonguldak: 70’ten fazla Kürt işçi saldırıların hedefinde
Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçelerinden Zonguldak’ın Alaplı ilçesine bağlı Bektaşlı köyüne fındık toplamak için giden 70’ten fazla Kürt işçi ve aileleri, 21 ve 22 Ağustos tarihlerinde yaşanan olayların ardından güvenlik endişesi yaşadı.
İşçilerin anlatımına göre ilk tartışma çeşme başında başladı. İşçilerin gençleri, çevreyi kirleten kişileri uyardı. Bunun ardından bazı köylülerle tartışma yaşandı. Daha sonra işçilerin kaldığı yere taşlı saldırı düzenlendi.
Saldırıya uğrayan işçilerden biri, kadın ve çocuklarla birlikte 72-73 kişi olduklarını ve karşılarında kalabalık bir köy bulunduğunu söyledi. Jandarmanın olay yerinde olduğunu ancak buna rağmen araçlarının taşlandığını anlatan işçi, büyük panik yaşadıklarını belirtti.
Zonguldak Valiliği ise olayın bir mevsimlik tarım işçisi ailesi ile köyde yaşayan bir aile arasındaki “münferit anlaşmazlıktan” kaynaklandığını ve olaylarda yaralanan olmadığını açıkladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek de Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığını duyurdu ve olayın “münferit” olduğunu belirtti.
Ancak işçilerin anlatımları ile resmi açıklamalardaki çerçeve arasında farklılıklar bulunuyor. Tartışmanın nasıl başladığı, saldırının nasıl büyüdüğü ve işçilerin neden güvenlik endişesi yaşadığı soruları olayın yalnızca “asayiş” boyutuyla ele alınmasının yeterli olup olmadığını gündeme getiriyor.
Düzce: Zonguldak’ın hemen ardından yeni saldırı
Zonguldak’taki olayın ardından benzer bir haber bu kez Düzce’den geldi. Mardin’den Düzce’nin Cumayeri ve Gümüşova ilçelerine mevsimlik işçi olarak giden Kürt işçiler, kaldıkları evin önünde bir kişinin bıçaklı tehdidine maruz kaldıklarını anlattı.
İşçilerin beyanına göre akşam saatlerinde bir grup evin bulunduğu bölgeye geldi. Gruptaki bir kişi bıçak çekerek işçilere küfür etti ve bölgeden gitmelerini istedi. İşçiler polisi aradı ve şüpheli gözaltına alındı.
Düzce Valiliği, şüphelinin alkollü olduğunu ve yedi suç kaydı bulunduğunu açıkladı. M.A. isimli şüphelinin elindeki kesici aletle işçilerin bulunduğu evin önünde tehditte bulunduğu, gözaltına alındıktan sonra sevk edildiği adli makamlarca tutuklandığı bildirildi.
Valilik olayın “münferit bir asayiş olayı” olduğunu ve mevsimlik tarım işçilerinin kimliklerine yönelik bir saldırı bulunmadığını belirtti. İşçiler ise saldırının ardından bölgede kalmaktan korktuklarını ve yeni bir saldırı yaşanması endişesiyle ayrılmayı düşündüklerini söyledi.
Zonguldak ve Düzce’deki olayların hukuki niteliği soruşturmalar sonucunda netleşecek. Ancak iki olayın art arda gündeme gelmesi, geçmiş yıllarda yaşanan benzer vakaların yeniden hatırlanmasına neden oldu.
2025: Niğde’de mevsimlik işçi silahla vuruldu
Urfa’dan Niğde’nin Bor ilçesine domates toplamaya giden mevsimlik işçiler ile tarla sahibi arasında 2025 yılında çıkan tartışma silahlı saldırıya dönüştü. 19 yaşındaki Orhan İdikurt silahla yaralandı.

Dava dosyasına yansıyan iddialara göre tarla sahibi ve yakınları işçilere yönelik tehdit ve hakaretlerde bulundu. Hazırlanan iddianamede tarla sahibi hakkında silahla kasten yaralama ve hakaret suçlamaları yer aldı.
Olayın etnik niteliği konusunda farklı değerlendirmeler yapılmış olsa da vaka, mevsimlik işçilerin çalışma koşulları, işverenle ilişkileri ve güvenlik sorunlarını yeniden gündeme taşıdı.
2022: Sakarya’da ücretini isteyen işçi saldırıya uğradı
Sakarya, Kürt mevsimlik işçilere yönelik saldırı haberlerinin geçmiş yıllarda birden fazla kez gündeme geldiği kentlerden biri.
2022 yılında Şırnak’tan Kocaali’ye fındık toplamaya giden Esat Atabay, yevmiyesini almak için gittiği yerde saldırıya uğradığını anlattı. Atabay’ın beyanına göre kendisine sopayla vuruldu ve hastanede yapılan kontrolde kafatasında çatlak tespit edildi.
Olay, mevsimlik işçilerin yalnızca etnik kimlikleri nedeniyle karşılaştıkları iddia edilen saldırıları değil, emeklerinin karşılığını talep ederken yaşadıkları güç ilişkilerini de tartışmaya açtı.
2021: Elmalı’da yüzlerce kişi toplandı
Antalya’nın Elmalı ilçesinde 2021 yılında mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan Kürt ailelerin saldırı ve tehditlere maruz kaldığı bildirildi.

İşçilerin anlatımlarına göre yaklaşık 300 kişilik bir grup, Kürt işçilerin bulunduğu bölgeye geldi. İşçiler tehdit edildiklerini ve kendilerine bölgeden ayrılmalarının söylendiğini aktardı.
Olayın ardından işçiler jandarma eşliğinde bölgeden ayrıldı. Böylece saldırı iddiasının ardından güvenlik önlemi alınan kişiler, çalışmak için bölgeye gelen işçiler oldu.
2021: Afyon’da Kürtçe konuşmak saldırının gerekçesi olarak gösterildi
Aynı yıl Afyonkarahisar’ın Sultandağı ilçesinde Diyarbakır ve Mardin’den gelen mevsimlik tarım işçileri saldırıya uğradıklarını açıkladı.

İşçilerin anlatımına göre olay, berberde Kürtçe konuşmaları üzerine başladı. İşçilere “terörist” denildiği ve ardından saldırıya uğradıkları aktarıldı. Olayda yedi işçi yaralandı.
Bu vaka, mevsimlik işçilerin karşılaştığı sorunların yalnızca çalışma ilişkileriyle sınırlı olmadığını; dil ve kimlik üzerinden ayrımcılık iddialarının da bu olayların bir bölümünde doğrudan gündeme geldiğini gösterdi.
2020: Sakarya’da “Burası bizim” tartışması
2020 yılında Mardin’in Mazıdağı ilçesinden Sakarya’ya fındık toplamaya giden 16 Kürt işçi de saldırıya uğradıklarını açıkladı.

İşçilerin anlatımına göre tarlada kendilerine hakaret edildi ve ardından sopalarla saldırıldı. İşçilerden Barış Demir, kendilerine “Siz burayı memleketiniz mi sandınız, burası bizim” denildiğini söyledi.
Olay, mevsimlik tarım işçilerinin gittikleri bölgelerde kendilerini “yabancı” olarak konumlandıran söylemlerle karşılaşması tartışmasını da beraberinde getirdi.
2019: Sakarya’da Şirin Tosun yaşamını yitirdi
Sakarya’nın Karasu ilçesinde 2019 yılında mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan 19 yaşındaki Şirin Tosun ve arkadaşı Mahsun Zeren silahlı saldırıya uğradı.
Tosun başından vuruldu ve 51 gün süren yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybetti.

Saldırı sonrasında olayın Kürt kimliği nedeniyle gerçekleştirildiği yönündeki iddialar gündeme geldi. Tanık anlatımlarında saldırganların işçilerin Diyarbakırlı olduğunu öğrendikten sonra hakaret ettiği ve ateş açtığı aktarıldı.
Şirin Tosun’un ölümü, mevsimlik Kürt işçilere yönelik saldırı tartışmasının en ağır sonuçlarından biri olarak kayıtlara geçti.
2017: Samsun’da çadıra ateş açıldı
Samsun’un Terme ilçesinde Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinden fındık toplamaya gelen işçilerin kaldığı çadıra tüfeklerle ateş açıldı.

36 yaşındaki Perihan Akın yaşamını yitirdi, 27 yaşındaki Nurcan Patak yaralandı. Olayın ardından çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Dönemin Samsun Valiliği, olayı siyasi veya ideolojik bir saikle bağlantılı olmayan “münferit” bir olay olarak değerlendirdi. Akın’ın ailesi ve bazı hak örgütleri ise saldırının ırkçı saikle gerçekleştiğini savundu.
Bugün Zonguldak ve Düzce’de kullanılan “münferit” ifadesinin geçmişteki örneklerinden biri de Samsun’daki bu saldırı oldu.
2015: Giresun’da fındık işçilerine saldırı
Giresun’un Espiye ilçesinde fındık toplamak için bölgeye gelen Kürt işçilerin bulunduğu araçlara yaklaşık 100 kişilik bir grubun saldırdığı bildirildi.
Araçların camlarının kırıldığı, kadın ve çocukların da bulunduğu işçilerin saldırıdan etkilendiği aktarıldı. Olayla ilgili haberlerde saldırganların “Karadeniz Kürtlere mezar olacak” şeklinde slogan attığı yönündeki iddialara yer verildi.
Bu olay da Karadeniz’de fındık sezonunda çalışan Kürt mevsimlik işçilerin karşılaştığı saldırılar tartışmasının önemli örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti.
2013: Erzurum’da Kürtçe müzik tartışması
Diyarbakır’dan Erzurum’un Narman ilçesine mevsimlik tarım işçisi olarak giden iki Kürt işçinin, Kürtçe müzik dinledikleri gerekçesiyle bir grubun saldırısına uğradığı bildirildi.
Olayın ardından 21 Kürt işçinin ilçeyi terk ettiği aktarıldı. Burada da tartışmanın merkezinde ücret veya çalışma koşulları değil, işçilerin kullandığı dil vardı.
2012: Kütahya’da 500 kişilik grup çadır ları ateşe verdi
Kütahya’nın Emet ilçesinde işçiler ile ilçe sakinleri arasında başlayan tartışmanın ardından, Kürt işçilerin kaldığı şantiyede PKK bayrağı asıldığı yönünde bir söylenti yayıldı.
Yaklaşık 500 kişinin şantiye önünde toplandığı ve işçilerin kaldığı çadırların yakıldığı bildirildi. Güvenlik güçlerinin müdahalesiyle olay kontrol altına alındı.

Dönemin Kütahya Valiliği ise yaptığı incelemede PKK bayrağı açıldığı yönündeki iddianın doğru olmadığını açıkladı.
Doğrulanmamış bir iddianın kısa sürede yüzlerce kişilik bir kalabalığın toplanmasına yol açması, söylentilerin ve etnik gerilimlerin nasıl hızla büyüyebildiğini gösteren örneklerden biri oldu.
2011: Eskişehir’de tarım işçileri bölgeden çıkarıldı
Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde Doğu ve Güneydoğu’dan gelen tarım işçileri ile köylüler arasında kiraz toplama meselesi nedeniyle tartışma çıktı.

Tartışmanın büyümesi üzerine sekiz kişi yaralandı. Ardından yaklaşık 50 tarım işçisi güvenlik güçlerinin gözetiminde ilçeden çıkarıldı.
Olayın ardından yine saldırıya uğrayanların bölgeden ayrılması, mevsimlik işçilerin güvenlik sorunlarının nasıl sonuçlandığına ilişkin dikkat çekici örneklerden biri oldu.
2009: Rize’de 12 işçi linç girişiminin hedefi oldu
Rize’de inşaatta çalışan Kürt işçiler ile mahalle sakinleri arasında başlayan tartışmanın ardından olay büyüdü.
Mahalle sakinlerinin işçilerin kaldığı şantiyeye yöneldiği ve 12 işçinin linç edilmek istendiği bildirildi. Polis müdahalesiyle olay kontrol altına alınırken iki kişinin yaralandığı aktarıldı.
Bu olaydan 17 yıl sonra, Zonguldak ve Düzce’deki saldırıların ardından yeniden aynı kavram gündeme geldi: “Münferit.”
2008: Mersin’de yaklaşık 150 Kürt işçi saldırıya uğradı
Mersin’in Tepeköy beldesinde şeftali toplamaya giden çoğunluğu kadın yaklaşık 150 Kürt işçinin saldırıya uğradığına ilişkin kayıtlar bulunuyor.
Olayın, işveren ile işçiler arasındaki ücret anlaşmazlığının ardından başladığı, daha sonra işçiler hakkında “PKK’liler köyümüzü bastı” şeklinde bir söylenti yayıldığı ve işçilere sopalarla saldırıldığı aktarıldı.
Bu vaka, ekonomik bir anlaşmazlığın kısa sürede etnik bir çatışma çerçevesine taşınabildiği örneklerden biri olarak dikkat çekiyor.
2006: Sakarya’da işçiler il dışına çıkarıldı
2006 yılında Diyarbakır’dan Sakarya’nın Akyazı ilçesine fındık toplamaya gelen dört Kürt işçinin de saldırıya uğradığı bildirildi.
İşçilerin “PKK’li” olduğu yönündeki söylentilerin ardından yüzlerce kişinin toplandığı ve saldırı gerçekleştiği aktarıldı. Güvenlik güçlerinin gözaltına aldığı işçilerin daha sonra il dışına çıkarıldığı bildirildi.
Sakarya böylece yıllar içerisinde Kürt mevsimlik işçilere yönelik birden fazla saldırı iddiasının gündeme geldiği kentlerden biri oldu.
“Münferit” tanımı tekrar eden tabloyu açıklıyor mu?
Bu kronoloji, söz konusu olayların tamamının aynı saikle gerçekleştiğini göstermiyor. Aksine vakaların önemli bir bölümü kendi koşulları içerisinde değerlendirilmek zorunda. Kimi olaylarda ücret ve çalışma ilişkileri, kimi olaylarda gündelik anlaşmazlıklar, kimi olaylarda ise Kürt kimliği veya Kürtçe konuşma doğrudan tartışmanın merkezinde yer aldı.
Ancak farklı olayların ortak bir toplumsal bağlamı bulunuyor. Türkiye'nin farklı kentlerine mevsimlik tarım işçisi olarak giden Kürtler, yıllar boyunca yalnızca ağır çalışma ve güvencesizlik koşullarıyla değil, bazı durumlarda etnik kimlikleri üzerinden yöneltilen tehdit ve saldırılarla da karşılaştı.
Üstelik bu olayların önemli bir bölümünde güvenlik sorunu yaşayan taraf, çalışmak için bölgeye gelen işçiler oldu. Bazı vakalarda işçiler jandarma veya polis eşliğinde başka bölgelere götürüldü, bazı vakalarda ise çalıştıkları yerleri terk etmek zorunda kaldı.
Bu nedenle bugün Zonguldak ve Düzce’de yaşananları değerlendirirken yalnızca iki ayrı adli dosyaya bakmak, daha geniş bir tarihsel tabloyu gözden kaçırma riski taşıyor.
Bir olayın hukuken “münferit” bir suç olarak değerlendirilmesi, benzer olayların toplumsal bağlamının araştırılmasına engel değil. Tam tersine, aynı gruba mensup insanların farklı kentlerde yıllar boyunca benzer saldırı ve tehditlerle karşılaşması, bu tekrarın nedenlerini ayrıca tartışmayı gerektiriyor.
Zonguldak ve Düzce’deki soruşturmalar sürerken asıl soru da burada ortaya çıkıyor: Rize’den Samsun’a, Sakarya’dan Afyon’a, Elmalı’dan Niğde’ye ve bugün Zonguldak ile Düzce’ye uzanan bu vakaların her biri ayrı ayrı “münferit” ise, yıllar boyunca tekrar eden bu tabloyu nasıl açıklayacağız?