Suruç Katliamı'nın üzerinden 11 yıl geçerken, 20 Temmuz 2015'te Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde yaşanan saldırıya ilişkin adalet tartışmaları yeniden gündeme geldi. Suruç İçin Adalet Platformu ile Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), yıl dönümü dolayısıyla yaptıkları açıklamalarda yargılama sürecine ve kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin eleştirilerini yineledi. Açıklamalarda, geçen 11 yıllık süreçte etkin bir soruşturma yürütülmediği, delillerin yeterince araştırılmadığı ve kamu görevlileri hakkında etkili işlemler yapılmadığı savunuldu.

ETKİN SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİĞİ İDDİASI
Suruç İçin Adalet Platformu, saldırının ardından başlatılan soruşturmanın birçok yönüyle eksik bırakıldığını belirtti. Açıklamada, canlı bombanın Suruç'a nasıl ulaştığı, patlayıcıları nasıl temin ettiği ve sınır geçişlerinde kimlerden destek aldığına ilişkin başlıkların kapsamlı biçimde araştırılmadığı ifade edildi. Platform, yargılamanın yalnızca tutuklu sanık Yakub Şahin ile firari sanıklar üzerinden yürütüldüğünü, IŞİD bağlantıları ve diğer olası sorumluların soruşturma kapsamı dışında bırakıldığını öne sürdü.

Açıklamada ayrıca, soruşturmanın ilk günlerinde getirilen gizlilik kararları nedeniyle ailelerin ve avukatların dosyaya erişiminin sınırlandığı hatırlatıldı. Katliam gününe ait güvenlik kamerası kayıtlarının yaklaşık beş saatlik bölümünün eksik olduğu, buna rağmen etkin bir bilirkişi incelemesinin gerçekleştirilmediği ifade edildi. Firari sanık İlhami Balı'nın Türkiye'de bulunduğuna ilişkin bazı iddiaların araştırılması yönündeki taleplerin de mahkeme tarafından reddedildiği belirtildi.
KAMU GÖREVLİLERİNE İLİŞKİN ELEŞTİRİLER
Platformun açıklamasında, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri raporlarında yer alan tespitlere de dikkat çekildi. Raporlara göre, Adıyaman ve Şanlıurfa Emniyeti'nde görev yapan bazı personelin saldırıdan önce canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz hakkında sistem üzerinden sorgulama yaptığı belirtilmesine rağmen bu kişiler hakkında adli ya da idari işlem uygulanmadığı ifade edildi. Katliam günü güvenlik tedbirlerini yeterince almadığı gerekçesiyle yargılanan dönemin Suruç Emniyet Müdürü hakkında ise yalnızca adli para cezası verildiği hatırlatıldı.

Platform, saldırıyla ilgili firari sanıklar İlhami Balı ve Deniz Büyükçelebi'nin Suriye'de bulunduğunun bilindiğini belirterek, bu kişilerin Türkiye'ye iade edilmesi yönündeki çağrısını yineledi. Açıklamada, daha önce Türkiye'ye getirilen bazı IŞİD üyeleri örnek gösterilerek benzer adımların bu dosya açısından da atılması gerektiği ifade edildi.
SGDF: MÜCADELE VE ADALET VURGUSU
Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu da yayımladığı açıklamada Suruç saldırısının yalnızca 33 kişinin yaşamını yitirdiği bir katliam olmadığını, aynı zamanda dayanışma ve birlikte yaşam iradesine yönelik bir saldırı olduğunu savundu. SGDF, geçen 11 yıl boyunca katliamın asli sorumlularının yargılanmadığını ileri sürerken, anmalara katılan ailelerin, yaralıların ve hak savunucularının ise çeşitli davalarla karşı karşıya bırakıldığını belirtti.

Federasyon, Türkiye'ye getirilen bir IŞİD mensubunun ifadelerinin yıllardır dile getirilen bazı iddiaları desteklediğini öne sürerek, kamuoyuna adalet mücadelesinin sürdürülmesi çağrısında bulundu.
SURUÇ KATLİAMI DAVASINDA 11 YIL
20 Temmuz 2015'te Kobani'ye yardım götürmek amacıyla Suruç'taki Amara Kültür Merkezi önünde toplanan SGDF üyelerine yönelik gerçekleştirilen canlı bomba saldırısında 33 kişi yaşamını yitirmiş, çok sayıda kişi yaralanmıştı. Saldırının ardından başlatılan soruşturma gizlilik kararıyla yürütülmüş, iddianame yaklaşık 18 ay sonra hazırlanmıştı. Dava kapsamında biri tutuklu olmak üzere üç sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açılırken, süreç içinde davanın tek tutuklu sanığı Yakub Şahin olarak kaldı. Dosyada kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin herhangi bir suçlama yer almadı.

Katliamın 11. yılında yapılan açıklamalar, dava dosyasında yer alan belgeler ve yıllardır dile getirilen iddialar doğrultusunda cezasızlık tartışmalarını yeniden gündeme taşırken, Suruç İçin Adalet Platformu ile SGDF adalet taleplerini yineledi.