Suriye Eğitim Bakanlığı, 2026-2027 eğitim öğretim yılından itibaren Kürtçenin, Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde devlet okullarında okutulmasına karar verdi. Uygulama kapsamında Kürtçe haftada üç saat seçmeli ders olarak verilecek. Ayrıca haftada bir ders saati Kürtçe “etkinlikler” dersine ayrılacak.
Devlet haber ajansı SANA'nın aktardığına göre Kürtçe bütün sınıf düzeylerinde okutulacak ve dersin notu öğrencilerin genel başarı ortalamasına eklenecek. Ancak Kürtçe dersindeki başarı, öğrencinin sınıf geçmesini belirlemeyecek. Hangi okullarda Kürtçe dersinin açılacağına ise il eğitim müdürlüklerinin önerileri doğrultusunda bakanlık karar verecek.

Bu karar, Suriye'de Kürtçe açısından tarihî bir adım olarak değerlendiriliyor. Baas yönetimi döneminde kamusal eğitimden dışlanan Kürtçe, ilk kez Suriye devletinin resmî eğitim sistemi içerisinde yer alacak.
Düzenleme aynı zamanda Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın ocak ayında yayımladığı 13 sayılı kararnameyle Kürtçeyi “ulusal dil” olarak tanımasının eğitim alanındaki ilk somut uygulaması niteliğinde.
Şam ile Kürtler arasındaki müzakerelerin ilk sonucu
Kürtçenin devlet okullarına girmesi, eğitim politikasındaki değişimin yanı sıra Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yürütülen entegrasyon görüşmelerinin de bir sonucu.
10 Mart 2025'te başlayan ve 29 Ocak 2026 mutabakatıyla genişleyen görüşmelerde askerî entegrasyonun yanı sıra vatandaşlık, yerel yönetimler ve eğitim sistemi de müzakere başlıkları arasında yer aldı.

Şam yönetimi, Kürtçenin eğitim sistemine dahil edilmesini “çeşitlilik içinde birleşik Suriye” anlayışının bir parçası olarak sunuyor. SANA da düzenlemeyi, Baas döneminin ayrımcı politikalarından kopuş ve Kürtlerin kültürel haklarının tanınması kapsamında değerlendiriyor.
Ancak taraflar arasındaki temel anlaşmazlık eğitim dilinde devam ediyor.
Kürt tarafı: Kürtçe yalnızca ders olmamalı
Kürt tarafının itirazı, Kürtçenin yalnızca haftada birkaç saat okutulan seçmeli bir ders olarak düzenlenmesine yönelik.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'nin kontrolündeki bölgelerde 2014'ten bu yana Kürtçe, yalnızca öğretilen bir ders değil, aynı zamanda eğitim dili olarak kullanılıyor. Matematik, fen, tarih ve coğrafya gibi dersler de öğrencilerin anadilinde veriliyor.
SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi de Kürtçenin üç saatlik seçmeli derse indirgenmesini yeterli bulmadıklarını belirterek Kürt bölgelerinde anadilde eğitim modelinin korunmasını istediklerini açıkladı.

Abdi'nin açıklamalarına göre eğitim dosyası, Şam ile yürütülen görüşmelerin en önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor.
Şam yönetimi ise ortak müfredatın korunmasından yana. Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulmasının ülkenin eğitim sistemindeki bütünlüğü koruyacağını savunan yönetim, tarafların bazı sosyal bilim derslerinin Kürtçe okutulabileceği ara modeller üzerinde de görüştüğünü belirtiyor.
Onlarca yıllık yasaktan devlet okullarına
Kürtçenin devlet okullarına girmesi, Suriye'deki Kürtlerin dil hakları açısından önemli bir kırılma noktası.
Baas yönetimi döneminde Kürt kimliği ve dili üzerindeki baskılar nedeniyle Kürtçe kamusal eğitim sisteminin dışında tutulmuştu. Ocak ayında çıkarılan 13 sayılı kararnameyle ise Kürtler Suriye halkının “asli ve ayrılmaz parçası” olarak tanındı, Kürtçe “ulusal dil” statüsüne kavuştu, 1962 sayımı nedeniyle vatandaşlıktan çıkarılan Kürtlerin vatandaşlık haklarının iadesi ve Newroz'un resmî tatil ilan edilmesi gibi düzenlemeler getirildi.
Ancak Arapça Suriye'nin tek resmî dili olarak kalmaya devam ediyor. Kürtçeye henüz resmî dil veya öğretim dili statüsü verilmiş değil.
Bu nedenle devlet okullarında Kürtçe dersinin başlaması tarihî bir eşik olsa da, anadilde eğitim tartışmasını sona erdirmiyor.
Eğitimde yeni pazarlık dönemi
Şam'ın attığı adım, Kürtçenin onlarca yıl sonra devlet okullarında görünür hale gelmesi bakımından önemli bir değişim yaratıyor. Ancak Kürt tarafının 2014'ten bu yana uyguladığı anadilde eğitim modelinin tanınıp tanınmayacağı henüz netleşmiş değil.

Dolayısıyla üç saatlik Kürtçe dersi, Şam ile Kürtler arasındaki eğitim anlaşmazlığının sonu değil; Suriye'nin gelecekte nasıl bir eğitim ve dil politikası izleyeceğine ilişkin müzakerelerin yeni aşaması olarak öne çıkıyor.