Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden Sebahat Tuncel, Rojava’daki son gelişmelerin Türkiye’de yürüyen süreci kritik bir aşamaya taşıdığını belirterek “Süreç ipten döndü, masa devrilebilirdi” dedi. Tuncel, Rojava’daki Kürtlerin emperyalist güçlerle kurduğu ilişkilerin “stratejik değil taktik” olduğunu savundu.
Tuncel, Suriye’deki gelişmelerin yalnızca son aylara indirgenemeyeceğini, Orta Doğu’nun yeniden dizayn sürecinin yüz yıllık arka plana sahip olduğunu ifade etti. İngiltere’nin tarihsel rolüne dikkat çeken Tuncel, Sykes-Picot düzeninin güncellendiğini ileri sürdü.
“Rojava’daki ittifaklar taktik”
Tuncel, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ABD ve Batılı aktörlerle ilişkisini değerlendirirken, “Kürtler emperyalistlerle stratejik değil, taktik ittifak kuruyor. Güvendikleri için değil, zorunluluktan ilişki yürütüyorlar” dedi.
Rojava’da inşa edilmeye çalışılan modelin “demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü” bir paradigma olduğunu söyleyen Tuncel, Kürt hareketinin esas stratejik ittifakını “halklarla ve ezilen kesimlerle” kurduğunu belirtti.
“Öcalan’ın Rojava’yla teması olmuş olabilir”
Tuncel, Abdullah Öcalan’ın Rojava yönetimiyle görüşme talebi bulunduğunu ifade ederek, “Bir şekilde görüşmüş olabilirler” dedi. Suriyeli Kürtlere yönelik saldırıların durdurulmasının ve mesaj iletiminin sağlanmasının sürecin kritik eşiği olduğunu savundu.
Tuncel’e göre, Barzani, Talabani ve Öcalan’ın da dahil olacağı, Rojava’nın da ortaklaşacağı yeni bir statü arayışı söz konusu.
“Yeni Sünni eksen” değerlendirmesi
Orta Doğu’da radikal Sünni grupların Batı tarafından normalize edildiği yönündeki yorumlara ilişkin Tuncel, inanç ve mezhep merkezli siyasetin bölgeye uzun süredir müdahale aracı olarak kullanıldığını belirtti. Ahmed El Şara’nın yükselişini de bu bağlamda değerlendiren Tuncel, “Bir günde ortaya çıkmadı, önceden hazırlanmış bir figür” iddiasında bulundu.
Süreçte kırılma riski
Tuncel, Türkiye’deki sürecin Rojava’daki gelişmeler nedeniyle kopma noktasına geldiğini öne sürerek, devletin bu kez hem Kürtlere hem Türklere güven aşılamayı hedefleyen bilinçli bir politika yürüttüğünü savundu.
Kürt siyasetinin önümüzdeki dönemde hem Suriye hem Türkiye hattında yeni bir statü arayışını gündeme taşıyacağı değerlendiriliyor.





