Kürt tarihi ve kültürel hafızasında yer alan mitolojik anlatıları müzikle yeniden yorumlayan besteci ve müzisyen Kemal Yıldırım’ın “Hişyarî” adlı eseri, 5 Ekim’de Metropolitan Avrupa Orkestrası tarafından seslendirilecek. Yıldırım da orkestra ile birlikte çalışacak.
Yaklaşık 25 yıldır Mezopotamya Kültür Merkezi’nde (MKM) çalışmalarını sürdüren Yıldırım, sözlü gelenekten günümüze ulaşan mitolojik destan ve karakterleri bestelerine taşıyor. Gilgamêş Destanı, Şamîran, Derwêş û Edûlê ve Elo Dîno gibi farklı anlatıları müziğin diliyle yeniden yorumlayan sanatçı, geçmiş ile bugün arasında müzikal bir bağ kurmaya çalışıyor.
Yıldırım’ın çalışmaları yalnızca geleneksel Kürt müziğiyle sınırlı değil. Sanatçı, Kürt kültürüyle bağlantılı çalışmalarının yanında dünya müziğinden ve evrensel müzik anlayışından da yararlandığını belirtiyor.
“Mitoloji güçlü bir hafızadır”
Yıldırım, çalışmalarının merkezine mitolojiyi yerleştirmesinin nedenini Kürt tarihi ve kültürel hafızasıyla ilişkilendiriyor.
“Kürt tarihi ve Ortadoğu tarihi içerisinde mitolojinin çok önemli bir yeri var. Eskiden bu konu çok fazla dile getirilmiyordu. Ancak Kürtlük bilinci geliştikçe, mitolojik anlatılarda hak ettiği önemi görmeye başladı. Ben de müzik aracılığıyla mitoloji konusunu ele almak, bir araya getirmek istedim. Mitoloji bizim için güçlü bir hafızadır. Kürt tarihinde de çok önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle bunları bir araya getirmek ve çalışmalarımı bu çerçevede yürütmek istiyorum. Bu doğrultudaki çalışmalarım devam ediyor.”
Yıldırım’a göre mitolojik anlatılar yalnızca geçmişe ait hikâyeler değil, kültürel belleğin kuşaklar arasında taşınmasını sağlayan kaynaklar.
Sanatçı, özellikle Kürtlerin tarihinin önemli ölçüde sözlü aktarım yoluyla bugüne ulaştığını belirterek mitolojinin bu hafızadaki yerinin altını çiziyor.
Gilgamêş’ten Şamîran’a uzanan anlatılar
Yıldırım’ın bestelerinde farklı dönemlere ve anlatılara ait mitolojik karakterler bir araya geliyor.
Sanatçı, Gilgamêş Destanı’ndan Şamîran’a, Derwêş û Edûlê’den Elo Dîno’ya kadar uzanan hikâyeleri, taşıdıkları anlam ve içerikleri üzerinden müzikal olarak yeniden ele alıyor.
Yıldırım, birçok mitolojik anlatının tarihten günümüze farklı biçimlerde aktarıldığını belirterek şöyle konuştu:
“Gilgamêş Destanı’ndan günümüze kadar mitolojileri, taşıdıkları anlam ve güçlü içerikleriyle müzik aracılığıyla yeniden yorumlamak istiyorum. Mitolojik karakterlerin korkutucu ve farklı biçimlerde gösterilmesine karşı, müzikle tersine çevirmek ve gerçeğini ortaya koymayı önemli buluyorum. Kürtlerin tarihi yazılı bir tarih değildir; sözlü olarak bugüne kadar gelmiştir. Mitoloji Kürtlerin hafızasıdır ve bu bizim için çok önemlidir. Kürtlerin geleceği ve gelişimi açısından da önemlidir. İnsan kendi tarihini bilmeden yoluna devam edemez. Bu nedenle mitoloji çok önemli.”
Yıldırım’ın yaklaşımında müzik, geçmişte sözlü olarak aktarılan anlatıların yeni kuşaklara ulaştırılması için bir araç olarak öne çıkıyor.
“Kürt kültürünü müzikle görünür kılmaya çalışıyorum”
Yaklaşık 25 yıldır MKM’de çalışan Yıldırım, müzik alanında kendisine özgü bir çalışma alanı oluşturduğunu belirtiyor.
Sanatçı çalışmalarını şöyle anlatıyor:
“25 yıldır MKM’de çalışıyorum. Uzun bir süredir de müzik alanında faaliyet gösteriyorum. Kendime özgü bir alan oluşturdum ve bu alanda çalışmalarımı sürdürüyorum. Yaptığım müzik genel olarak Kürt kültürüyle bağlantılı. Bunun yanında dünya müziğinden ve evrensel müzikten de yararlanmak istiyorum. Çalışmalarım bu şekilde devam ediyor.”
Yıldırım’ın eserleri arasında “Elo Dîno” da bulunuyor. Eser, müzik platformlarında da yer alıyor; sanatçının 2026 yılında “Romanî” ve Amed Tiyatro Festivali için hazırlanan jenerik çalışmaları da yayımlandı.
“Yaklaşık 10 eser hazırladım”
Yıldırım, bugüne kadar yaklaşık 10 eser üzerinde çalıştığını ancak bu çalışmaların bir bölümünün gerekli maddi ve teknik imkânlar bulunamadığı için beklediğini söylüyor.
Özellikle orkestra için hazırlanan çalışmaların daha fazla imkân gerektirdiğini belirten sanatçı, Şamîran üzerine hazırladığı bir eserin de henüz yayımlanamadığını ifade etti:
“Kürt halkı ve kimliği dünyanın her yerinde tanınıyor. Ancak sanat alanı aynı seviyede değil. Artık dünyaya açılmamız gerekiyor. Kürt müziğinin ve sanatçılarının dünyada rahatlıkla kendilerini tanıtabilmeleri gerekiyor. Sanatımızın ve eserlerimizin hem Kürdistan’da hem de dünyanın her yerinde yayılmasını istiyoruz. Ancak bunun için yeterli imkanımız yok. Şamîran üzerine bir eser hazırladım ve çok güçlü bir çalışma oldu. Ancak yayımlanması için gerekli imkan bulunamadı. Yaptığımız çalışmalar orkestral ve kapsamlı çalışmalar; dolayısıyla imkâna ihtiyaç var.”
Sanatçı, çalışmalarının daha geniş kitlelere ulaşması için özellikle orkestral üretimlerin desteklenmesine ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
İlk büyük orkestra çalışması 5 Ekim’de
Yıldırım’ın üzerinde çalıştığı eserlerden biri olan “Hişyarî”, 5 Ekim’de Metropolitan Avrupa Orkestrası tarafından seslendirilecek.
Yıldırım, orkestra ile gerçekleştirilecek çalışmaya ilişkin şunları söyledi:
“Yaklaşık 10 eser hazırladım. Şu anda üzerinde çalıştığımız bir eser var. 5 Ekim’de eserlerimden birini senfoni orkestrası olan Metropolitan Avrupa orkestrası seslendirecek ve birlikte çalışacağız. Bu çalışmamız devam ediyor. Kürtlerin özgün müziği ve mitoloji üzerine yaptığımız orkestra çalışmalarımız da sürüyor. Gelecekte daha büyük ve daha iyi çalışmalar yapmak istiyoruz.”
Böylece Yıldırım’ın Kürt mitolojisi ve sözlü kültür üzerine yürüttüğü çalışmaların bir bölümü, senfoni orkestrasının icrasıyla yeni bir müzikal forma taşınmış olacak.
Yıldırım’ın çalışmaları, bir yandan Kürt mitolojisindeki anlatıları müzik aracılığıyla yeniden yorumlarken, diğer yandan sözlü kültürün çağdaş müzik içinde yeniden üretilmesine odaklanıyor.