Mardin’in Mazıdağı ilçesinde uzun süredir faaliyet gösteren sanayi tesislerinin çevre ve halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, siyasetin ve ekoloji örgütlerinin ana gündem maddesi haline geldi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, bölgedeki madencilik, gübre üretimi ve asit fabrikalarının yol açtığı iddia edilen kirliliği üç ayrı bakanlığa verdiği soru önergeleriyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Altın, Eti Bakır A.Ş. bünyesindeki tesislerin yeraltı su seviyelerinden tarım arazilerine, hava kalitesinden kronik hastalıklara kadar geniş bir yelpazede ciddi riskler barındırdığını vurguladı. Özellikle su kaynaklarındaki yüzde 60’a varan azalma ve atık sulardaki ağır metal kirliliği, bölgedeki ekolojik dengenin sürdürülebilirliği noktasında büyük endişe yaratıyor.

Milletvekili Altın’ın sunduğu önergelerde, mevcut kirlilik ve tahribatın boyutları giderilmeden aynı bölgede yeni tesislerin planlanması "kümülatif yıkım" olarak nitelendirildi. Projelerin çevresel etki değerlendirme (ÇED) süreçlerinin birbirinden bağımsız yürütülmesinin, toplam zararın görünürlüğünü engellediğini savunan Altın, bu durumun hem bilimsel ilkelere hem de şeffaflık kriterlerine aykırı olduğunu ifade etti. Mardin Ekoloji Derneği’nin Nisan 2026 tarihli raporuna da atıfta bulunan Altın, kalkınma adı altında doğanın geri dönülemez bir şekilde tahrip edildiğini ve bu durumun Mezopotamya’nın genelini etkileyebilecek bir ekolojik krize kapı araladığını belirtti.
Üç Bakanlığa Kritik Sorular ve Halk Sağlığı Vurgusu
Hazırlanan soru önergeleri; Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na hitaben ayrı başlıklar altında sunuldu. Tarım ve Orman Bakanlığı’na yöneltilen sorularda, yeraltı su seviyelerindeki dramatik düşüşün nedenleri ve tarımsal üretimdeki verim kayıpları ön plana çıkarıldı. Çiftçilerin sulama suyu temininde yaşadığı zorluklar ile toprakta biriken ağır metallerin gıda güvenliği üzerindeki etkileri bakanlıktan yanıt beklenen temel konular arasında yer aldı. Bölgedeki su kalitesinin mevzuata uygunluğu ve sulama kanallarındaki kirlilik oranları, tarımsal geleceğin korunması açısından kritik önem taşıyor.

Sağlık Bakanlığı’na verilen önergede ise çevresel faktörlerin bölge halkı üzerindeki doğrudan etkileri sorgulandı. Mazıdağı ve çevresinde solunum yolu hastalıkları, kanser vakaları ve içme suyuna bağlı enfeksiyonlarda son yıllarda bir artış olup olmadığına dair istatistiksel veriler talep edildi. Sanayi tesislerinden yayılan emisyonların ve su kaynaklarına karışan kimyasalların halk sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerinin takip edilip edilmediği, bölgedeki sağlık taramalarının kapsamı Altın’ın dikkat çektiği bir diğer önemli nokta oldu.
Denetim Mekanizmaları ve Kümülatif Etki Analizi
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yönelik sorularda ise tesislerin denetim sıklığı ve uygulanan yaptırımlar masaya yatırıldı. Tesislerin hava, su ve toprak kirliliği ölçümlerinin düzenli yapılıp yapılmadığını soran Altın, ÇED süreçlerinde neden kümülatif bir analiz yönteminin benimsenmediğini sorguladı. Bölgedeki sanayi faaliyetlerinin birbirinden bağımsız parçalar gibi değerlendirilmesinin, ekosistem üzerindeki toplam baskıyı gizlediği savunuldu. Bakanlığın bu konuda ne tür bir izleme stratejisi yürüteceği ve yerel halkın karar alma süreçlerine katılımının nasıl sağlanacağı merak konusu olmaya devam ediyor.
Milletvekili Beritan Güneş Altın, Mazıdağı’ndaki durumun sadece yerel bir çevre sorunu değil, tüm Mezopotamya havzasını tehdit eden bir risk olduğunu ifade etti. Su kaynaklarının korunmaması ve sanayi tesislerinin sıkı denetimden geçirilmemesi halinde, bölgedeki yaşam alanlarının topyekûn bir yıkımla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Şeffaf bir yönetim ve bilimsel temelli bir ekoloji politikası çağrısı yapan Altın, doğanın ve insan sağlığının ekonomik getirilerin önünde tutulması gerektiğini vurguladı.