Almanya’nın başkenti Berlin’de Kürtçe ve Almancanın birlikte eğitim dili olarak kullanılacağı bir ilkokul açılması için hazırlıklar sürüyor. Kürt siyasetçi ve eğitimci Rıza Baran’ın adını taşıyacak okulun 2027 yılında ilk öğrencilerini kabul etmesi hedefleniyor. İlk etapta 24 öğrencinin alınmasının planlandığı okulda matematikten müziğe, hayat bilgisinden beden eğitimine kadar birçok ders iki dilde verilecek.
Projenin arkasında, 1993 yılından bu yana Kürt dili ve kültürü alanında çalışmalar yürüten Almanya Kürdistanlı Veliler Birliği (YEKMAL) bulunuyor. Berlin’de Kürtçe-Almanca eğitim veren iki anaokulu işleten birlik, yıllardır sürdürdüğü iki dilli eğitim deneyimini ilkokul düzeyine taşımayı amaçlıyor. Okulun açılabilmesi için Berlin Senatosu’nun resmi onayı bekleniyor.
Anaokullarından ilkokula uzanan eğitim mücadelesi
Rıza Baran İlkokulu projesinin temelleri, YEKMAL’in 2014 ve 2018 yıllarında Berlin’de açtığı iki Kürtçe-Almanca anaokuluna dayanıyor. Başlangıçta bazı ailelerin kuşkuyla yaklaştığı iki dilli eğitim modeli zamanla benimsendi ve anaokullarına ilgi arttı. Ancak çocukların ilkokul çağına gelmesiyle birlikte aileler, Kürtçe eğitimlerinin nasıl devam edeceğini sorgulamaya başladı.

YEKMAL Genel Müdürü Günay Darıcı, ailelerin taleplerinin ilkokul fikrinin ortaya çıkmasında belirleyici olduğunu belirtti. Darıcı, yıllarca anaokullarına devam eden çocukların ailelerinden aynı soruyu duyduklarını anlatarak şöyle konuştu:
“Bizim için yuvalar çok önemli ilk adımlar oldu. Ama bir işi yaparsınız, önünü açmazsanız, bir sonraki adımı atmazsanız bir süre sonra o işin gerileme ihtimali çok yüksek oluyor. Bunu en çok ailelerin taleplerinde gördük. Çocuklarını iki, üç, bazıları dört yıl yuvalarımıza getiren aileler bize hep aynı soruyu soruyordu: Çocuklarımız Kürtçeyi öğreniyor ama bundan sonrası ne olacak?”
Berlin’de 2019’dan itibaren bazı devlet okullarında Kürtçe anadil derslerinin verilmeye başlanması önemli bir gelişme olsa da bu dersler genel eğitim programından ayrı yürütülüyor. YEKMAL’in yeni projesi ise Kürtçenin yalnızca belirli saatlerde öğretilen bir ders olmaktan çıkarılarak doğrudan eğitim dili olarak kullanılmasını hedefliyor.

Bu amaçla 2021-2022 yıllarında eğitimci ve pedagoglardan oluşan bir çalışma grubu kuruldu. Berlin’deki iki dilli okullar incelendi, farklı eğitim modelleri araştırıldı ve Kürtçe-Almanca ilkokulunun müfredatı üzerinde çalışılmaya başlandı.
Matematikten müziğe dersler iki dilde verilecek
Birinci sınıftan altıncı sınıfa kadar eğitim vermesi planlanan okulun en önemli özelliği, Kürtçenin Almancayla birlikte eğitim dili olarak kullanılacak olması. Öğrenciler matematik, hayat bilgisi, müzik, resim ve beden eğitimi gibi dersleri hem Kürtçe hem Almanca görecek.
Berlin eğitim sisteminin standartları doğrultusunda haftada beş saat Almanca, dört saat Kürtçe dil dersi yapılması planlanıyor. Diğer derslerde ise iki dil birlikte kullanılacak. İngilizce, üçüncü sınıftan itibaren yabancı dil olarak öğretilecek.
Günay Darıcı, Kürtçe dil dersleriyle Kürtçenin temel eğitim dili olarak kullanılması arasındaki farka dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Okullarda Kürtçe dil derslerinin verilmesi başka bir şey. Bizim açacağımız okul birinci sınıftan altıncı sınıfa kadar eğitim verecek Kürtçe-Almanca bir ilkokul olacak. Yani sadece Almanya’da değil, Avrupa’da bir ilk. Almanca haftada beş saat, Kürtçe dört saat olacak. Aralarında yalnızca bir saat fark var. Bunun dışında matematik, hayat bilgisi, müzik, spor, resim gibi derslerin tamamı Kürtçe ve Almanca olacak.”

Berlin’de İngilizce-Almanca, Fransızca-Almanca ve Türkçe-Almanca eğitim veren okullar bulunduğunu hatırlatan Darıcı, Kürtçenin de bu model içerisinde yer almasının hedeflendiğini belirtti. Yeni okulda Kürtçe ve Almanca temel eğitim dilleri olarak kabul edilecek.
Kürtçe ders materyalleri için Rojava’daki kaynaklar inceleniyor
Okulun hazırlık sürecindeki önemli başlıklardan biri de Kürtçe ders kitapları ve eğitim materyalleri. Müfredat Berlin eğitim sistemine göre hazırlanırken farklı bölgelerdeki Kürtçe eğitim deneyimlerinden de yararlanılıyor. Bu kapsamda Rojava’da kullanılan ilkokul kitapları ve eğitim materyalleri Berlin’e getirildi.
Darıcı, materyallerin doğrudan kopyalanması yerine Berlin’in eğitim programına uygun biçimde yeniden hazırlanacağını söyledi:
“Rojava’dan hemen hemen bütün ilkokul materyallerini aldık. Onları inceliyoruz. Ama bizim okulumuzun materyalleri buradaki okul sistemine, Berlin’in ilkokul müfredatına göre hazırlanacak. Almanca kitapları seçtik. Şimdi bir komisyonumuz var. O komisyon Almanca materyallere paralel Kürtçe materyaller hazırlıyor.”

İlk aşamada üçüncü sınıfa kadar kullanılacak materyallere ağırlık veriliyor. Okulun ilerleyen sınıflarında okutulacak dersler için de hazırlıkların sürdürülmesi planlanıyor.
Berlin Senatosu’ndan resmi onay bekleniyor
Eğitim müfredatından öğretmen kadrosuna kadar farklı alanlarda çalışmalar devam ederken okulun açılması için Berlin Senatosu’nun onayı gerekiyor. YEKMAL, hazırladığı eğitim konseptini Senatoya sundu. İlk incelemenin ardından istenen değişiklikler yapılarak dosya yeniden gönderildi.
Darıcı, sürecin olumlu ilerlediğini belirterek ekim ayı sonunda kesin yanıt beklediklerini söyledi. Senatoya sunulan konseptte müfredat, pedagojik çalışmalar ve derslerin işleniş biçiminin yer aldığını aktaran Darıcı, şu değerlendirmede bulundu:
“Konseptimiz şu anda Senato’da. Önce bizimle bir diyaloğa girdiler. Müfredatımızı, eğitim konseptimizi, pedagojik çalışmalarımızın nasıl olacağını, derslerin nasıl verileceğini gönderdik. Bazı konularda değişiklik yapmamızı istediler. Biz de onların önerileri doğrultusunda düzenlemeleri yapıp yeniden gönderdik. Büyük ihtimalle bu ayın sonunda kesin bir cevap gelecek. Biz bunun olumlu olacağından yüzde 99 eminiz.”

Okulun açılış sürecinde finansman da önemli bir başlık oldu. Berlin’de özel kurumlar tarafından kurulan ilkokulların ilk beş yıllık giderlerinin kurucu kurum tarafından karşılanması gerekiyordu. Ancak yasal değişiklikle bu süre iki yıla indirildi. Darıcı, değişikliğin projeyi hayata geçirmelerini kolaylaştırdığını belirterek, beş yıllık giderleri karşılamanın büyük bir mali yük oluşturduğunu söyledi.
Öğretmenlik için yaklaşık 40 kişi başvurdu
Okulun açılması için öğretmen kadrosunun oluşturulması yönündeki çalışmalar da sürüyor. YEKMAL’in öğretmen alımı çağrısına Berlin’den ve Almanya’nın farklı kentlerinden yaklaşık 30-40 kişinin başvurduğu bildirildi.
Ancak Kürtçe bilen, pedagojik yeterliliğe sahip ve Almanya’da resmi olarak öğretmenlik yapma hakkı bulunan eğitimcileri bulmak kolay değil. Darıcı, önceliklerinin Almanya’da öğretmenlik yetkisi olan adaylar olduğunu belirtti. Başka ülkelerde eğitim almış, Kürtçesi güçlü ve pedagojik formasyona sahip bazı kişilerin ise doğrudan öğretmen olarak çalışamadığını; bu kişilerle yedek öğretmen sistemi üzerinden çalışılabileceğini aktardı.
Okulun açılması için Almanya’da resmi öğretmenlik yetkisine sahip en az iki ya da üç eğitimcinin kadroda bulunması gerekiyor.
26 eğitimci için sertifika programı başlatıldı
YEKMAL, öğretmen ihtiyacını uzun vadede karşılamak amacıyla kendi eğitim kadrosunu yetiştirmek için de adım attı. YEKMAL Akademi tarafından Bremen Üniversitesi ve ilgili eğitim kurumlarıyla iş birliği içinde bir yıllık sertifika programı başlatıldı. Programa 26 eğitimci katılıyor ve mezuniyetlerin Temmuz 2027’de gerçekleşmesi bekleniyor.

Darıcı, programın özellikle Kürtçe dil dersleri veren öğretmenlerin yeterlilik kazanması açısından önemli olduğunu söyledi. Uzun vadede Humboldt Üniversitesi veya Freie Universität gibi kurumlarda Kürtçe öğretmen yetiştirme programlarının açılabileceğini de dile getirdi.
İlk etapta 24 öğrenci kabul edilecek
2027’de açılması hedeflenen Rıza Baran İlkokulu, ilk yılında 24 öğrenci kabul etmeyi planlıyor. Okul yalnızca Kürtçe bilen çocuklara yönelik olmayacak. Kürtçe bilmeyen çocuklar da kayıt yaptırabilecek ve eğitim sürecinde dili öğrenebilecek.
YEKMAL’in hedefi, ilk yılın ardından öğrenci sayısını artırarak daha fazla çocuğa iki dilli eğitim olanağı sunmak. Darıcı, bu hedefin gerçekleşmesi için ailelerin projeyi sahiplenmesi ve çocuklarını okula kaydettirmesinin önemli olduğunu vurguladı.
“Bizim şimdilik 24 çocuğu sorunsuz bulabilmemiz lazım. İleriki dönemlerde yüzlerce çocuğun olması gerekiyor. Bunun için öncelikle ailelerin sahip çıkması, çocuklarını kaydettirmesi gerekiyor” diyen Darıcı, Kürt ailelere çağrıda bulundu.
“Dilimizin kabul görmesi, Kürt toplumu olarak muhatap alınmamız demek”
Günay Darıcı’ya göre Rıza Baran İlkokulu yalnızca bir eğitim kurumu açma girişimi değil, aynı zamanda Kürt toplumunun ve Kürtçenin Almanya’da tanınması açısından da önem taşıyor. Darıcı, Kürtlerin uzun yıllar geldikleri ülkelerin kimlikleri üzerinden tanımlandığını belirterek Kürtçe eğitim kurumlarının bu görünmezliği aşmada rol oynadığını söyledi.
Darıcı, geçmişte Kürtlerin ve Kürt kurumlarının varlığının çoğu zaman göz ardı edildiğini ifade ederek şöyle konuştu:
“Kürtlerin kişi olarak, toplum olarak, Kürt olarak, Kürt dili olarak kabul görmesi buralarda uzun bir zaman neredeyse imkansızdı. Biz burada çalışmalar yaptığımız zaman Kürtlerin ve Kürt kurumlarının varlığı görülüyordu. Ama biz olmadığımız zaman hemen görmezden geliniyorduk. Çünkü dört farklı ülkenin çatısı altında ismimiz geçiyordu.”

Anaokulları ve ilkokul gibi kurumların kamu kurumlarıyla birlikte çalışmasının Kürt toplumunun tanınması açısından önemini vurgulayan Darıcı, “Bu tür kurumların olması, devlet kurumlarıyla birlikte çalışması bizim varlığımızın kabul görmesi demektir. Aynı zamanda dilimizin kabul görmesi, Kürt toplumu olarak burada muhatap alınmamız demektir” dedi.
YEKMAL’den Kürt kurumlarına ve ailelere dayanışma çağrısı
Darıcı, okulun yalnızca YEKMAL’in projesi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek Kürt kurumlarını, aileleri ve destekçileri çalışmaya katkı sunmaya çağırdı. Desteğin maddi yardımla sınırlı olmadığını; okulun tanıtılması ve öğrenci kayıtlarının artırılması gibi alanlarda da dayanışmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
“Ben kendim de eğitimciyim, anneyim ve bir Kürt kadınıyım. Biz Kürtler için böylesi çalışmaların çok büyük bir anlam ifade ettiğini düşünüyorum. Bu sadece YEKMAL’in çalışması olarak görülmemeli. Bu hepimizin çalışması. Hem birey olarak hem kurumlar olarak bütün Kürt kurum ve kuruluşlarının buna sahip çıkması gerekiyor. Hangi parçadan gelirlerse gelsinler.”
Darıcı’nın hedefi, ilkokulla sınırlı değil. Berlin’de Kürtçe eğitim veren bir ilkokulun açılmasının gelecekte lise ve daha ileri eğitim kurumlarının kurulmasına da zemin hazırlayabileceğini düşünüyor.
“Bu sadece bir okul değil. Bu aynı zamanda bizim varlığımızın da kabul görmesidir. Dilimizin kabul görmesidir. Nasıl yuvadan ilkokula adım atabildiysek, ilkokuldan liseye, liseden daha ileri aşamalara geçmek de mümkün. Ama bunlar hep adım adım oluyor.”
Okulun açılması için son kararın Berlin Senatosu tarafından verilmesi beklenirken YEKMAL, 2027 yılında ilk öğrencilerini kabul etme hedefi doğrultusunda müfredat, materyal, öğretmen ve öğrenci kayıtlarına ilişkin hazırlıklarını sürdürüyor.