Dicle TV | Diyarbakır | Diyarbakır Cezaevi katliamının üzerinden 30 yıl geçti: Dosya zamanaşımından kapandı

Diyarbakır Cezaevi katliamının üzerinden 30 yıl geçti: Dosya zamanaşımından kapandı

Diyarbakır Cezaevi’nde 10 siyasi tutuklunun yaşamını yitirdiği katliamın üzerinden 30 yıl geçti. Dava 2019’da zamanaşımından düştü.

Diyarbakır Cezaevi’nde 10 siyasi tutuklunun yaşamını yitirdiği katliamın üzerinden 30 yıl geçti. Dava 2019’da zamanaşımından düştü.

Diyarbakır Cezaevi katliamının üzerinden 30 yıl geçti: Dosya zamanaşımından kapandı

Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 24 Eylül 1996’da 10 siyasi tutuklunun yaşamını yitirdiği saldırının üzerinden 30 yıl geçti. MED TUHAD-FED, katliamın yıl dönümünde yaptığı açıklamada, 89 sanığın yargılandığı davanın zamanaşımından düşürülmesine tepki göstererek faillerin hesap vermesini istedi.

MED TUHAD-FED Eşbaşkanları Kerem Canpolat ve Pınar Sakık Tekin’in katıldığı açıklamada, olayda yaşamını yitiren tutuklular anıldı. Canpolat, suçun cezasız kalmaması gerektiğini belirterek devletin cezasızlık politikasından vazgeçmesi çağrısında bulundu.

“İnsanlığa karşı işlenmiş suç”

Pınar Sakık Tekin, konuşmasına 1996’daki saldırıda yaşamını yitirenlerin isimlerini okuyarak başladı. Tekin, saldırının ardından sorumluların cezalandırılmadığını belirterek şöyle konuştu:

“Bu insanlık dışı katliamda; Erkan Hakan Perişan, Cemal Çam, Hakkı Tekin, Ahmet Çelik, Edip Dilekçi, Mehmet Nimet Çakmak, Rıdvan Bulut, Mehmet Kadir Gümüş, Kadir Demir ve Mehmet Aslan yaşamını yitirmiştir. Tutsakların işkence sonucu katledildiği otopsi raporlarıyla kesin olarak kanıtlanmış olmasına rağmen, sorumluluğu bulunan hiçbir kamu görevlisi cezalandırılmamış; aksine cezasızlık politikasıyla adeta ödüllendirilmişlerdir. Bu durum, insanlığa karşı işlenmiş açık bir suç olmanın yanı sıra, devletin siyasi tutsaklara yönelik tahammülsüzlüğünün ve inkar politikasının da tarihsel bir vesikasıdır. Diyarbakır Cezaevinde yaşanan bu katliam, tarihin utanç sayfalarındaki yerini almıştır.”

Tekin, yaşamını yitiren siyasi tutukluların toplumsal muhalefetin, aydın ve entelektüel birikiminin temsilcileri olduğunu ve düşünceleri nedeniyle cezaevinde tutulduklarını söyledi.

Devletin tutukluların can güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu belirten Tekin, saldırının devlet organlarının eliyle gerçekleştiğini savundu.

“Cezasızlık politikasını protesto ediyoruz”

Cezaevlerindeki baskı ve kötü koşulların farklı biçimlerde sürdüğünü ifade eden Tekin, insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının uygulanamayacağını söyledi.

Diyarbakır Cezaevi Katliamı Davası'nda zaman aşımı kararı onandı

Tekin, “Cezaevlerindeki gayriinsani koşullar devam etmekte, tutsaklara yönelik baskıcı ve olumsuz yaklaşım hâlâ varlığını korumaktadır. Federasyon olarak, tutsaklara yönelik gerçekleştirilen bu ağır katliamı bir kez daha lanetliyor; insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımının uygulanamayacağını hatırlatıyoruz” dedi.

Gardiyan, polis, asker ve cezaevi müdürü de dahil olmak üzere saldırıda sorumluluğu bulunduğu belirtilen kişilerin tarafsız bir yargı önünde hesap vermesi gerektiğini söyleyen Tekin, kalıcı barış için geçmişle yüzleşme çağrısı yaptı.

Tekin açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Bölgede ve ülkede yürütülen çözüm ve barış arayışlarının kalıcı bir sonuca ulaşabilmesi, geçmişte işlenen bu tür insanlık suçlarıyla yüzleşilmesine ve hesabının sorulmasına bağlıdır. Yapılan saldırıyı ve cezasızlık politikasını protesto ediyor; yitirdiğimiz tutsakların anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Onurlu bir barışın tesisi ve katledilen canlarımızın özgürlük hayallerinin hayata geçirilmesi için demokratik mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz.”

24 Eylül 1996’da ne oldu?

Diyarbakır Cezaevi’nde 24 Eylül 1996’da gardiyan ve askerlerin tutuklulara yönelik saldırısı sırasında 10 tutuklu yaşamını yitirdi, 24 tutuklu yaralandı. Olay, cezaevi nakillerine karşı başlatılan isyanı bastırma gerekçesiyle gerçekleştirilen operasyon sırasında yaşandı.

Mezopotamya Ajansı on X: "Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nde 24 Eylül 1996'da 11  tutuklunun öldürüldüğü katliam davası zamanaşımı gerekçesiyle düşürülürken,  sanıklar 23 yıldır hiçbir ceza almadan görevlerine aynen devam etti.  https://t.co/OEYU6GGVeF" / X

Saldırıda yaşamını yitirenler; Erkan Hakan Perişan, Cemal Çam, Hakkı Tekin, Ahmet Çelik, Edip Dilekçi, Mehmet Nimet Çakmak, Rıdvan Bulut, Mehmet Kadir Gümüş, Kadir Demir ve Mehmet Arslan olarak kayıtlara geçti.

Olayın ardından asker, polis, gardiyan, cezaevi doktoru ve müdürünün de aralarında bulunduğu 72 sanık hakkında dava açıldı.

SolHafıza på X: «25Eyl1996: D.Bakır Cezaevi'nde 10 mahkumun cop ve dipçik  darbeleriyle dövülerek öldürüldükleri anlaşıldı» / X

89 sanıklı davada yıllarca süren yargılama

Dava 2007 yılında sonuçlandı. Mahkeme, 62 sanığı “kastın aşılması suretiyle birden fazla kişiyi öldürmek” ve “görevi kötüye kullanmak” suçlarından 5’er yıl hapis cezasına ve 3’er yıl kamu hizmetinden men cezasına çarptırdı. Üç sanık beraat ederken, yedi sanık hakkında zamanaşımı kararı verildi.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle 2007’de kararı bozarak dosyayı yerel mahkemeye gönderdi.

Bu süreçte saldırıda ağır yaralanan ve daha sonra yaşamını yitiren Kadir Demir’in tedavi edilmeden Antep Cezaevi’ne sevk edilmesi nedeniyle haklarında dava açılan 17 kamu görevlisinin dosyası da ana davayla birleştirildi. Böylece sanık sayısı 89’a yükseldi.

Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014 yılında verdiği kararda 62 sanık hakkında 5’er yıl hapis cezası verilirken, 20 sanık beraat etti. Mahkeme ayrıca yedi sanık hakkındaki suçlamaları zamanaşımı nedeniyle düşürdü.

Yargıtay kararı ve 2019’da dosyanın kapanması

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2016 yılında kararı bir kez daha bozdu ve 89 sanık hakkında açılan davanın zamanaşımından düşürülmesine karar verdi.

Mağdur avukatları ise davanın makul sürede sonuçlandırılmadığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu.

AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkını güvence altına alan 2’nci maddesi ile işkence ve kötü muameleyi yasaklayan 3’üncü maddesinin ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme, Türkiye’yi 2010 yılında 798 bin euro tazminat ödemeye mahkûm etti.

Dosya, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2019 yılında zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldü. Yargıtay 1. Ceza Dairesi de yerel mahkemenin kararını oy çokluğuyla onadı.

Katliamın 30’uncu yılında MED TUHAD-FED ise davanın zamanaşımından düşürülmesine tepki göstererek, olayın sorumlularının hesap vermesi ve geçmişte yaşananlarla yüzleşilmesi çağrısını yineledi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız