Dicle TV | Gündem | Türkiye barışı konuşuyor, Demirtaş ve Yüksekdağ 10 yıldır tutsak

Türkiye barışı konuşuyor, Demirtaş ve Yüksekdağ 10 yıldır tutsak

4 Kasım 2016’da HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tutuklanmasının üzerinden 10 yıl geçti. Türkiye’de yeniden barış ve çözüm süreci tartışılırken iki siyasetçi hâlâ cezaevinde.

4 Kasım 2016’da HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tutuklanmasının üzerinden 10 yıl geçti. Türkiye’de yeniden barış ve çözüm süreci tartışılırken iki siyasetçi hâlâ cezaevinde.

Türkiye barışı konuşuyor, Demirtaş ve Yüksekdağ 10 yıldır tutsak

Türkiye, 10 yıl önce 4 Kasım sabahına HDP’ye yönelik operasyonlarla uyandı. Aralarında dönemin Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu milletvekillerinin evlerine eş zamanlı baskınlar düzenlendi. Milletvekilleri gözaltına alındı; aynı gün çıkarıldıkları mahkemelerde Demirtaş, Yüksekdağ ve aralarında HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken’in de bulunduğu dokuz milletvekili tutuklandı.

Kürt siyasi hareketinin “4 Kasım Darbesi” olarak tanımladığı operasyonların üzerinden 10 yıl geçti. Bu süre içinde HDP hakkında kapatma davası açıldı, Kobanê Davası’nda siyasetçilere ağır hapis cezaları verildi, Kürt siyaseti yeni bir parti çatısı altında faaliyetlerini sürdürdü.

Bugün ise Türkiye yeniden barış ve çözüm sürecini konuşuyor. Abdullah Öcalan’ın çağrısının ardından PKK fesih ve silah bırakma kararı aldı, Meclis’te süreç için komisyon kuruldu ve hukuki düzenlemeler gündeme geldi. Ancak 4 Kasım 2016’da tutuklanan Demirtaş ve Yüksekdağ başta olmak üzere çok sayıda Kürt siyasetçinin cezaevindeki tutukluluğu sürüyor.

AİHM, Demirtaş ve Yüksekdağ ile ilgili bir kez daha 'hak ihlali' kararı  verdi

Peki, Türkiye 4 Kasım’a nasıl geldi ve geride kalan 10 yılda neler yaşandı?

7 Haziran seçimlerinden 4 Kasım’a

4 Kasım operasyonlarına uzanan sürecin önemli dönüm noktalarından biri, 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri oldu. HDP, ilk kez parti olarak katıldığı seçimlerde yüzde 13,12 oy alarak 80 milletvekiliyle Meclis’e girdi. Bu sonuçla seçim barajını aşan HDP, AKP’nin tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaşmasını da engelledi.

Seçim öncesinde Kürt sorununun çözümüne ilişkin görüşmeler devam ediyordu. 28 Şubat 2015’te hükümet temsilcileri ile HDP heyeti Dolmabahçe Sarayı’nda bir araya gelmiş, çözüm sürecine ilişkin 10 maddelik ortak açıklama yapılmıştı. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilerleyen dönemde çözüm sürecine ilişkin “O iş bitmiştir” açıklamasıyla bu süreç sona erdi.

7 Haziran seçimlerine giden dönem ise HDP’ye yönelik saldırılarla geçti. Seçimden iki gün önce, 5 Haziran’da Diyarbakır’da düzenlenen HDP mitingine bombalı saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda 5 kişi yaşamını yitirdi, 400’e yakın kişi yaralandı. HDP’nin Adana ve Mersin il binalarında da bombalar patladı. Bingöl’ün Karlıova ilçesinde ise seçim anons aracının şoförü Hamdullah Öğe silahlı saldırıyla öldürüldü.

Kurtuluş Yok Tek Başına: Türkiye'de Siyasi Muhalefetin Toplumsal Çoğullukla  İmtihanı (2) Başarılı bir Çoğul Muhalefet Örneği: 7 Haziran 2015  Seçimlerinde HDP - Murat Özbank | Birikim Yayınları

Katliamlar ve çatışmaların gölgesinde 1 Kasım seçimi

7 Haziran seçimlerinin ardından Türkiye, çatışmaların yeniden başladığı ve art arda katliamların yaşandığı bir döneme girdi. 20 Temmuz 2015’te Urfa’nın Suruç ilçesinde IŞİD tarafından düzenlenen canlı bomba saldırısında Kobanê’ye destek amacıyla bir araya gelen 33 kişi yaşamını yitirdi.

İki gün sonra, 22 Temmuz’da Ceylanpınar’da iki polis evlerinde öldürüldü. Çözüm sürecinin sona ermesinde dönüm noktası olarak gösterilen olayın failleri ve arka planına ilişkin tartışmalar ise yıllarca devam etti. Yargılamada sanıkların beraat etmesiyle cinayetlere ilişkin sorular yanıtsız kaldı.

10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde düzenlenen Barış Mitingi de IŞİD’in saldırısına uğradı. İki canlı bombanın gerçekleştirdiği saldırıda 103 kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı.

Hükümet kurulamaması üzerine 1 Kasım 2015’te yeniden seçime gidildi. AKP yüzde 49,5 oy alarak tek başına hükümet kuracak çoğunluğa ulaştı. HDP ise yüzde 10,7 oyla Meclis’teki temsilini korudu.

Dokunulmazlıklar kaldırıldı, OHAL ilan edildi

Seçimlerin ardından milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması gündeme geldi. AKP ve MHP’nin hazırladığı anayasa değişikliği teklifi, CHP’nin de desteğiyle Meclis’ten geçti. Düzenlemeyle çok sayıda milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırıldı.

Türkiye'nin 'değiştiği' tarih: 7 Haziran ve sonrasında yaşananlar - Diken

Dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, teklifin Anayasa’ya aykırı olduğunu kabul etmesine rağmen partisinin evet oyu vereceğini açıklamıştı. Yıllar sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu tutumu hata olarak nitelendirerek Türkiye’den özür diledi.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından 21 Temmuz’da ülke genelinde OHAL ilan edildi. İki yıl süren OHAL döneminde kanun hükmünde kararnamelerle on binlerce kamu çalışanı ihraç edildi; çok sayıda basın kuruluşu, dernek ve kurum kapatıldı. Gazeteciler, akademisyenler, siyasetçiler ve iktidar politikalarını eleştiren çok sayıda kişi gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldı.

Bu gelişmelerin ardından 4 Kasım 2016’da HDP’li siyasetçilere yönelik operasyonlar gerçekleştirildi.

4 Kasım operasyonları: Eş genel başkanlar tutuklandı

HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın evlerine gece saatlerinde baskın düzenlendi. Aynı operasyon kapsamında milletvekilleri İdris Baluken, Abdullah Zeydan, Ferhat Encü, Gülser Yıldırım, Leyla Birlik, Nursel Aydoğan ve Selma Irmak da gözaltına alındı.

Demirtaş ve Yüksekdağ'a tutuklama talebi

Demirtaş, Diyarbakır’daki evinden gözaltına alınmasının ardından tutuklanarak Edirne F Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Yüksekdağ ise Kocaeli 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne konuldu. İki eş genel başkanın tutuklanması, Kürt siyasetinin sonraki yıllarını belirleyen gelişmelerden biri oldu.

Kobanê Davası’nda ağır hapis cezaları

4 Kasım operasyonlarının ardından Kürt siyasetçilerin yargılandığı en kapsamlı davalardan biri Kobanê Davası oldu. Davanın temelinde, IŞİD’in Kobanê’ye yönelik saldırıları sırasında 6-8 Ekim 2014’te Türkiye’nin birçok kentinde düzenlenen protestolar yer aldı.

HDP MYK’sinin protestolar sırasında yaptığı çağrılar soruşturmanın temel dayanaklarından biri haline getirildi. Yıllar süren soruşturmaların ardından 108 siyasetçi hakkında hazırlanan iddianame 30 Aralık 2020’de mahkemeye sunuldu. 26 Nisan 2021’de başlayan yargılama yaklaşık üç yıl sürdü.

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Mayıs 2024’te açıkladığı kararla Selahattin Demirtaş’a 42 yıl, Figen Yüksekdağ’a 30 yıl 3 ay, Ahmet Türk’e ise 10 yıl hapis cezası verdi. Davada çok sayıda siyasetçi hakkında da farklı sürelerde hapis cezaları kararlaştırıldı. Dosyaya ilişkin istinaf süreci devam ediyor.

AİHM kararlarına rağmen tahliye gerçekleşmedi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 22 Aralık 2020’de Selahattin Demirtaş’ın başvurusuna ilişkin kararında tutukluluğunun hak ihlali oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması gerektiğini belirtti.

Demirtaş'tan çözüm süreci mesajı: Devletin ve örgütün sorumluluğu ayrı

Ancak kararın ardından Demirtaş tahliye edilmedi. Daha önce bir başka dosyadan tahliye kararı verilmesinin ardından hakkında Kobanê soruşturması kapsamında yeni bir tutuklama kararı çıkarıldı. AİHM, sonraki değerlendirmelerinde bu sürecin önceki kararın etkisini ortadan kaldırdığına dikkat çekti.

HDP’den DEM Parti’ye uzanan süreç

HDP hakkında 17 Mart 2021’de kapatma davası açıldı. Anayasa Mahkemesi, ilk iddianameyi usul eksiklikleri nedeniyle iade etti. Yeniden düzenlenen iddianame 2021’de kabul edildi ve kapatma davası süreci başladı.

Olası kapatma kararına karşı HDP, 14 Mayıs 2023 seçimlerine Yeşil Sol Parti listelerinden katıldı. 15 Ekim 2023’te gerçekleştirilen olağanüstü kongrede partinin adı Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) olarak değiştirildi. Böylece Kürt siyasi hareketi faaliyetlerini yeni parti çatısı altında sürdürmeye başladı.

DEM Parti: Kent Uzlaşısı ile halklar yönetecek

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde DEM Parti, çok sayıda belediyeyi kazandı. Ancak seçimlerin ardından bazı belediyelere kayyum atamaları yeniden gündeme geldi.

Türkiye yeniden barışı konuşuyor

22 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a yönelik çağrısıyla Türkiye siyasetinde yeni bir süreç tartışılmaya başlandı. Bahçeli, Öcalan’ın PKK’ye silah bırakma ve fesih çağrısı yapması halinde gerekli hukuki zeminin oluşturulabileceğini söyledi. Açıklamasında umut hakkını da gündeme getirdi.

DEM Parti heyetinin İmralı’da Öcalan’la görüşmelerinin ardından 27 Şubat 2025’te Öcalan’ın çağrısı kamuoyuyla paylaşıldı. Öcalan, PKK’ye silahlı mücadeleyi sonlandırma ve örgütü feshetme çağrısı yaptı. PKK ise Mayıs 2025’te kongresini gerçekleştirerek fesih ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı aldığını duyurdu.

DEM Parti'den 'fotoğraf' açıklaması: O kare esnasında insanlar ayakta  durmaya çalışıyor... | soL haber

Süreç daha sonra Meclis zeminine taşındı. TBMM’de siyasi partilerin temsil edildiği Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kuruldu. Komisyonun çalışmaları ve hazırlanan raporun ardından geçiş sürecine ilişkin hukuki düzenlemeler gündeme geldi.

Bahçeli’den Demirtaş çağrısı

Barış süreci tartışmaları devam ederken Devlet Bahçeli, Selahattin Demirtaş’ın tahliyesine ilişkin açıklamalarıyla da gündeme geldi. Bahçeli, gazeteci Sinan Burhan’a yaptığı açıklamada, “Selahattin Demirtaş evine, Ahmetler görevine, Öcalan umut hakkına kavuşmalıdır” dedi. Sözlerinin arkasında olduğunu da belirterek, “Bizim bir özelliğimiz var; sözümüz sözdür” ifadelerini kullandı.

Ancak siyasi açıklamalara, İmralı görüşmelerine ve Meclis’te yürütülen çalışmalara rağmen Demirtaş ve Yüksekdağ’ın tutuklulukları sona ermedi.

DEM Parti İmralı Heyeti ile Bahçeli görüşmesi sona erdi

4 Kasım 2016’da başlayan süreç, aradan geçen 10 yılda Türkiye siyasetinde önemli kırılmalara yol açtı. HDP’nin Meclis’teki seçim başarısının ardından gelen operasyonlar, Kobanê Davası, kapatma davası ve yeni siyasi süreç birbirini izledi.

Bugün Türkiye yeniden barışı ve demokratik çözümü konuşurken, 10 yıl önce tutuklanan iki eş genel başkan hâlâ cezaevinde. Demirtaş ve Yüksekdağ’ın özgürlüklerine kavuşup kavuşmayacağı ise barış sürecinin en önemli hukuki ve siyasi başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız