Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 22 Ekim 1993’te yaşanan ve 17 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce ev ve işyerinin zarar gördüğü saldırının üzerinden 33 yıl geçti. Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın ilçe merkezinde vurularak öldürülmesinin ardından başlayan askerî operasyon sırasında Lice ağır bombardımana maruz kaldı. İlçede geniş çaplı yıkım yaşanırken çok sayıda kişi göç etmek zorunda kaldı. Aradan geçen yıllara rağmen olayın sorumlularının yargılanmasına ilişkin adalet arayışı sonuçlanmadı.

Lice saatlerce ateş altında kaldı
22 Ekim 1993 sabahı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Lice ilçe merkezinde vurularak yaşamını yitirdi. Olayın ardından ilçede askerî operasyon başlatıldı. Tanık anlatımlarına göre helikopterlerden ve karadan açılan ateş, ilçe merkezindeki evlere, işyerlerine ve diğer yapılara yöneldi.
O sırada okulda bulunan öğretmen Mahmut Cantekin, bombardımanın sabah saatlerinde başladığını ve öğleden sonraya kadar sürdüğünü anlattı. Cantekin, öğrencilerin okulda ağladığını, duvarlara sığındıklarını ve kendisinin de sırtından vurulduğunu belirtti.
Tanıklar, askerlerin mahalleleri kuşattığını, evlerin yakıldığını ve halkın saldırılardan korunmak için evlere, bodrumlara ve ahırlara sığındığını aktardı. İlçede yaşananlar, yalnızca can kayıplarına değil, geniş çaplı bir yıkıma ve kitlesel göçe de yol açtı.

17 kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce yapı zarar gördü
Lice’deki olaylarda 15 sivilin yanı sıra Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve Jandarma Uzman Çavuş Yüksel Bayar yaşamını yitirdi. İlçede 242 işyeri ve 401 konutun zarar gördüğü belirtildi.
Olayların ardından Lice üç gün boyunca dış dünyayla bağlantısı kesilmiş bir ilçe hâline geldi. Gazetecilerin, siyasetçilerin ve insan hakları savunucularının ilçeye girişine izin verilmedi. Yasak kaldırıldığında çok sayıda ev ve işyerinin yandığı, sokakların boşaldığı görüldü.
Saldırının ardından ilçeden göç dalgası başladı. Çok sayıda aile Diyarbakır’a, Mersin’e ve Türkiye’nin batısındaki kentlere yerleşmek zorunda kaldı.

Tanıklar: Yakınlarımızın cenazelerini günlerce alamadık
Saldırıda babasını kaybeden Güldar Gülen, babasının Lice’ye birkaç kilometre kala vurulduğunu ve ailesinin günlerce kendisinden haber alamadığını anlattı. Gülen, babasının cenazesini daha sonra yolda bulduklarını belirterek defin sırasında yaşadıkları zorlukları dile getirdi.
Tanıklardan Azize Dolan da cuma namazı için Lice’ye giden dedesinin geri dönmediğini, ertesi gün cenazesinin bulunduğunu söyledi. Dolan, dedesinin 11 kurşunla öldürüldüğünü ve güvenlik güçlerinin köyleri de taraması nedeniyle cenazeyi günlerce defnedemediklerini aktardı.

Cemal Gözen ise saldırının ardından mahallelerin kuşatıldığını ve evlerin ateşe verildiğini anlattı. Gözen, olay sırasında karşılıklı ateş yaşanmadığını savunarak yaşananların tek taraflı olduğunu ifade etti.
Yargılama yıllarca sürdü, dava sonuçsuz kaldı
Lice’de yaşananlarla ilgili soruşturmalar 1994’te başlatıldı ancak uzun süre sonuç alınamadı. Dava, askerî personelin sivil mahkemelerde yargılanmasına ilişkin süreçte farklı kentlere taşındı. Dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Eşref Hatipoğlu ile Üsteğmen Tünay Yanardağ, olaydan yaklaşık 20 yıl sonra sanık olarak yargılanmaya başladı.
Dava sürecinde Lice’de keşif yapılması taleplerinin reddedildiği, tanıkların evlerde hâlâ mermi izlerinin bulunduğuna ilişkin anlatımlarının karşılık bulmadığı belirtildi. Tünay Yanardağ’ın 2015’te Singapur’da öldüğünün açıklanmasının ardından hakkındaki suçlamalar düştü. Eşref Hatipoğlu ise 2022’de yaşamını yitirdi.

Dosyanın Yargıtay tarafından geri gönderilmesinin ardından yerel mahkeme davayı düşürdü. Böylece Lice’de yaşananların sorumlularının yargılanmasına ilişkin süreç sonuçsuz kaldı.
Öte yandan Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın öldürülmesiyle ilgili olarak iki itirafçının beyanlarına dayanılarak Mehmet Emin Özkan’a müebbet hapis cezası verildi. Özkan’ın cezaevinde bulunduğu belirtiliyor.
“Kuşlar hâlâ o dallara konmuyor”
Lice’de yaşananların üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen olayın mağdurları ve yakınları adalet talebini sürdürüyor. Lice Adalet Arıyor Platformu, her yıl yaptığı anmalarda yaşamını yitirenlerin hesabının sorulmasını istiyor.
Yakılan evlerin yerine yeni yapılar inşa edilse de saldırının toplumsal hafızada bıraktığı izler silinmedi. Her 22 Ekim’de düzenlenen anmalarda kaybedilenlerin fotoğrafları taşınıyor, aileler ve ilçe sakinleri yaşananları hatırlatıyor.
Lice, 1990’larda Kürt coğrafyasında yaşanan askerî operasyonların, köy boşaltmalarının ve zorunlu göçün simgelerinden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. İlçede yaşananların aydınlatılması ve sorumluların hesap vermesi yönündeki talepler ise aradan geçen yıllara rağmen devam ediyor.