Alman aktivist Paula Maier’in, Rojava’yla dayanışmak amacıyla geldiği Türkiye’de gözaltında tutulduğu sırada cinsel saldırıya maruz bırakıldığı yönündeki açıklamasının üzerinden günler geçti. Ancak Maier’in anlatımı gündemden düşmedi. İstanbul’da kadınların gerçekleştirdiği eylemin ardından konu bu kez Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşındı. DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, Maier’in beyanlarının tüm boyutlarıyla araştırılması ve geri gönderme merkezlerinde yaşanan hak ihlallerinin ortaya çıkarılması için Meclis Araştırması açılmasını istedi.
Maier’in açıklamasının ardından farklı kentlerde kadınların verdiği destek ise devam ediyor. Kadınlar Birlikte Güçlü’nün İstanbul’daki eyleminde “Paula Maier yalnız değildir” denirken, kadınlar gözaltında ve geri gönderme merkezlerinde cinsel şiddete karşı etkin soruşturma talep etti. Böylece ocak ayında yaşanan olay, aylar sonra Maier’in tanıklığıyla yeniden gündeme gelirken, tartışma yalnızca bir kişinin yaşadıklarıyla sınırlı kalmadı; geri gönderme merkezlerinde kadınların güvenliği, cinsel şiddet iddialarının soruşturulması ve cezasızlık tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı.
16 kişilik heyet Rojava’yla dayanışma için Türkiye’ye gelmişti
Paula Maier, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara dikkat çekmek ve Rojava halkıyla dayanışmak amacıyla Almanya’dan Türkiye’ye gelen 16 kişilik enternasyonalist aktivist ve gazeteci heyetinin üyelerinden biriydi.

Heyet, 23 Ocak 2026’da Türkiye’ye geldi. Grupta Almanya’daki sol siyasi yapılar ve gençlik örgütleriyle bağlantılı isimlerin de bulunduğu bildirildi.
Heyet üyeleri, Diyarbakır’dan Mardin’e giderken 28 Ocak’ta gözaltına alındı. Daha sonra haklarında sınır dışı kararı verildi. 29 Ocak’ta Mardin’den İstanbul’a götürülen grup, Almanya’ya gönderilmek üzere bindirildikleri uçaktan İstanbul Havalimanı’nda indirildi ve yeniden polis birimine götürüldü.
O dönemde avukatlar, grubun Mardin’de Göç İdaresi tarafından tutulduğunu ve avukatların aktivistlerle görüşmesine izin verilmediğini açıklamıştı. Almanya Dışişleri Bakanlığı da gelişmelerden haberdar olduğunu ve Ankara Büyükelçiliği ile İstanbul Başkonsolosluğu’nun durumu takip ettiğini duyurmuştu.
Heyet üyelerinin daha sonra Almanya’ya gönderildiği, bazı aktivistlerin ise gözaltı ve sınır dışı sürecinde darp edildiklerini aktardığı bildirildi.
Maier aylar sonra yaşadıklarını anlattı
Maier’in kamuoyuna yaptığı açıklama ise olaydan yaklaşık yedi ay sonra geldi.
13 Ağustos’ta yaşadıklarını anlatan Maier, İstanbul’daki geri gönderme merkezinde tutulduğu sırada tek kişilik hücrede kaldığını ve burada bir erkek görevlinin cinsel saldırısına maruz bırakıldığını söyledi.
Maier bununla birlikte gözaltı sürecinde yalnızca cinsel şiddet değil, fiziksel ve psikolojik şiddet de gördüğünü ifade etti. Aktivistin anlatımına göre heyet üyelerinin uyumalarına, gözlerini kapatmalarına ya da dinlenmelerine izin verilmedi; bazı üyeler darp edildi, hakarete ve aşağılayıcı muamelelere maruz bırakıldı.
Maier ayrıca kendilerine şiddet görüntülerinin izletildiğini ve kendi görüntülerinin de gösterildiğini söyledi.
Aktivist, yaşadıklarını kamuoyuyla paylaşmasının kolay olmadığını, özellikle cinsel şiddet deneyiminin ardından korku, utanç ve yalnızlık duygularıyla mücadele ettiğini anlattı. Ancak başka kadınların cinsel şiddet deneyimlerini anlatmasının ve gördüğü dayanışmanın konuşma kararında etkili olduğunu belirtti.
Maier’in anlatımı, olayın yalnızca ocak ayında yaşanıp geride kalmış bir gözaltı vakası olmadığını da gösterdi. Aktivist, yaşadıklarının münferit olmadığını ve cinsel şiddetin politik bağlamdan bağımsız düşünülemeyeceğini vurguladı. Mezopotamya Ajansı da Maier’in “Baskı, enternasyonel dayanışmayı durduramayacak” sözlerini aktardı.
Kadınlar Tünel’de buluştu: “Paula yalnız değildir”
Maier’in açıklamasından kısa süre sonra kadın örgütleri de harekete geçti.
Kadınlar Birlikte Güçlü’nün çağrısıyla 19 Ağustos’ta İstanbul Beyoğlu’ndaki Tünel Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar, Maier’in geri gönderme merkezinde cinsel saldırıya maruz bırakıldığı yönündeki beyanına tepki gösterdi.

Eylemde “Paula Maier yalnız değildir” ve “Cinsel işkence suçtur” yazılı dövizler taşındı. “Gözaltında tacize, tecavüze son” ve “Kadınların bedeni savaş meydanı değildir” sloganları atıldı.
Kadınlar Birlikte Güçlü adına açıklamayı Simay Ada Kart yaptı. Kart, geri gönderme merkezlerinde ve gözaltında kadınlara yönelik cinsel şiddetin münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.
Açıklamada, kadınların gözaltı ve hapishane süreçlerinde cinsel taciz, çıplak arama, darp ve hakaret gibi yöntemlerle sindirilmeye çalışıldığı ifade edildi. Kadınların bedenlerine yönelik şiddetin, aynı zamanda kadınların politik mücadelelerini ve seslerini bastırmaya yönelik bir araç olduğu vurgulandı.
Kadınlar ayrıca yetkililere doğrudan sorular yöneltti: Maier’in anlattığı iddialar soruşturulacak mı? Geri gönderme merkezlerinde yaşanan hak ihlalleri araştırılacak mı? Cinsel şiddet iddialarının failleri hakkında etkin soruşturma yürütülecek mi?
“Utanç duyması gerekenler failler”
Eylemin öne çıkan mesajlarından biri de cinsel şiddet karşısında utancın mağdura değil faile ait olması gerektiğiydi.
Kadınlar Birlikte Güçlü, kadınların cinsel şiddet nedeniyle susmaya zorlanmasına karşı Maier’in açıklamasını bir dayanışma çağrısı olarak değerlendirdi. Eylemde, cinsel şiddetin kadınların mücadelelerini bırakması için bir araç olarak kullanılmasına izin verilmeyeceği vurgulandı.

Bu yaklaşım Maier’in kendi açıklamasıyla da örtüşüyor. Maier, yaşadıklarını yalnızca kişisel bir travma olarak değil, cinsel şiddete maruz kalan kadınların ortak mücadelesinin bir parçası olarak değerlendirdi.
Böylece olayın üzerinden aylar geçtikten sonra Maier’in konuşması, başka kadınların da kendi deneyimlerini görünür kılmasına ve dayanışma ağlarının yeniden kurulmasına alan açtı.
Konu Meclis’e taşındı
Kadınların sokaktaki tepkisinin ardından Maier’in yaşadıkları Meclis gündemine de taşındı.
DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Halide Türkoğlu, 17 Ağustos’ta Maier’in gözaltı sürecinde tecavüz, işkence ve şiddete maruz kaldığı yönündeki beyanlarının araştırılması için Meclis Araştırması açılmasını istedi. Türkoğlu ayrıca İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.
Araştırma önergesinde, geri gönderme merkezlerinde kalan kadınların yaşadığı hak ihlallerine dikkat çekildi. Göçmen ve mülteci kadınların cinsel şiddet, kötü muamele, taciz ve ayrımcı uygulamalara maruz kaldığına ilişkin iddiaların araştırılması gerektiği belirtildi.

Önergede Maier’in beyanlarının yanı sıra 16 kişilik heyetin gözaltına alınması, Mardin’den İstanbul’a sevk edilmesi ve İstanbul Havalimanı’nda uçaktan indirilerek polis birimine götürülmesi de gündeme getirildi.
Türkoğlu, Maier’in yaşadıklarının tüm boyutlarıyla araştırılmasını, geri gönderme merkezlerinde yaşanan hak ihlallerinin açığa çıkarılmasını ve sorumlular hakkında gerekli cezai işlemlerin uygulanmasını istedi.
DEM Parti’nin açıklamasında ayrıca Maier’in yaşadıklarının yalnızca bireysel bir şiddet vakası olmadığı, kadınların enternasyonalist dayanışmasına yönelik bir saldırı olarak da ele alınması gerektiği savunuldu.
Kadınların dayanışması farklı kentlerde sürüyor
Maier’in açıklaması İstanbul’la sınırlı kalmadı. İzmir’deki feminist kadınlar da aktivistle dayanışmak için eylem gerçekleştirdi ve sorumluların yargılanmasını istedi.
Böylece Maier’in açıklamasından sonra ortaya çıkan tablo üç farklı alanda ilerledi: Kadınlar sokakta protesto düzenledi, siyasi temsilciler konuyu Meclis’e taşıdı ve uluslararası dayanışma ağları Maier’in yanında olduklarını açıkladı.
Bugün (24 Ağustos 2026) TSP | Prisoners Voice Platform da Maier’e yönelik dayanışma mesajını video ile duyurdu. Platform, “Your violence won’t break us – Our bodies, our struggle” mesajıyla Maier’in yanında olduğunu ve benzer deneyimler yaşayan kadınlarla dayanışma içinde olduğunu açıkladı.
Bu mesajlar, Maier’in yaşadıklarının unutulmaması ve cinsel şiddet iddialarının soruşturulması talebinin sınırları aşan bir dayanışma konusu haline geldiğini gösteriyor.
Şimdi soruşturma talebi büyüyor
Maier’in açıklamasının üzerinden yaklaşık bir hafta geçerken, kamuoyundaki tartışmanın merkezinde artık yalnızca “ne yaşandı?” sorusu bulunmuyor. Kadın örgütleri ve siyasi temsilciler, “Bu iddialar nasıl soruşturulacak?”, “Geri gönderme merkezlerinde kadınların güvenliği nasıl sağlanacak?” ve “Sorumlular hakkında işlem yapılacak mı?” sorularının yanıtlanmasını istiyor.
Kadınlar Birlikte Güçlü, geri gönderme merkezleri ve gözaltı alanlarında kadınlara yönelik cinsel şiddet iddialarının etkin biçimde soruşturulması çağrısını yinelerken, DEM Parti de Maier’in beyanlarının Meclis tarafından araştırılmasını talep ediyor.
Olayın ocak ayında yaşanmış olması, Maier’in anlatımının güncelliğini ortadan kaldırmıyor. Aksine, aktivistin aylar sonra konuşabilmesi ve ardından kadınların farklı alanlarda dayanışma göstermesi, cinsel şiddet iddialarının üzerinin zaman geçmesiyle kapanmadığını ortaya koyuyor.
Maier’in açıklamasıyla başlayan süreç bugün kadınların sokaktaki eylemlerinden Meclis’teki araştırma talebine, uluslararası dayanışma mesajlarından geri gönderme merkezlerindeki hak ihlallerine ilişkin daha geniş bir tartışmaya uzanmış durumda.
Kadınların ortak talebi ise açık: Maier’in beyanları etkili ve bağımsız biçimde araştırılsın, sorumlular ortaya çıkarılsın ve benzer deneyimlerin tekrar yaşanmaması için geri gönderme merkezlerinde kadınların haklarını güvence altına alan mekanizmalar oluşturulsun.
Paula Maier’in “yalnız değilim” diyebilmesini sağlayan dayanışma, şimdi yaşananların yalnızca bir tanıklık olarak kalmaması ve hesap sorulması talebiyle büyüyor.