Geçtiğimiz günlerde tedavi gördüğü hastanede 14 Nisan tarihinde yaşamını yitiren Zeynep Cansız’ın, yazar Gülçiçek Günel Tekin tarafından hazırlanan çalışmadaki son beyanları kamuoyuyla paylaşıldı. Belge Yayınları’ndan çıkan “Özgürlük Yolun Dayiken Kurdan – Kürt Kadınları Anlatıyor” adlı kitapta yer alan bu kapsamlı söyleşi, sadece bir aile dramını değil, aynı zamanda siyasi bir dönüşümün ve toplumsal belleğin yansımasını oluşturuyor. Zeynep Cansız, kızı Sakine Cansız’ın yaşamı boyunca sürdürdüğü kararlı duruşu ve bu süreçte bir anne olarak yaşadığı içsel hesaplaşmaları tüm açıklığıyla dile getirdi.

Mücadeleyle Geçen Bir Ömür ve Cezaevi Süreçleri
Zeynep Cansız, söyleşisinde kızının çocukluk yıllarından itibaren gelişen güçlü karakterini ve devrimci harekete katılım sürecini detaylandırdı. Kendi yaşam hikayesinin Dêrsim katliamı dönemine kadar uzandığını belirten anne Cansız, Sakine Cansız’ın lise yıllarında başlayan siyasi faaliyetlerinin aile içerisinde başlangıçta nasıl bir dirençle karşılaştığını anlattı. Çocuklarının siyasetle ilgilenmesine başlangıçta karşı durduğunu ifade eden Cansız, kızının Elazığ, Meletî ve Amed cezaevlerinde geçirdiği zorlu yıllara değindi.
Özellikle Amed Cezaevi dönemini "cehennem" sözleriyle niteleyen Zeynep Cansız, kızının maruz kaldığı ağır işkence koşullarına rağmen sergilediği direnişi vurguladı. Sakine Cansız’ın bu süreçte bir kez kaçma girişiminde bulunduğunu ancak sonrasında farklı cezaevlerine sürgün edildiğini hatırlatan anne, sürecin Çanakkale Cezaevi’nden tahliye ile sonuçlandığını belirtti. Bu tarihi tanıklık, Sakine Cansız’ın "Hep Kavgaydı Yaşamım" adlı üç ciltlik otobiyografisinde yer alan anıların bir anne gözüyle teyidi niteliğini taşıyor.

İnsani Değerler ve Geç Gelen Anlayışın Muhasebesi
Söyleşinin en dikkat çekici kısımlarından birini, Sakine Cansız’ın ideolojik kimliğinin ötesindeki insani yönleri oluşturdu. Zeynep Cansız, kızının çevresindeki yoksullara yardım etme konusundaki hassasiyetini, evdeki imkanları ihtiyaç sahipleriyle paylaşmasını ve kimsesizlere sahip çıkmasını büyük bir duygusallıkla anlattı. Sakine’nin insan sevgisinin her türlü ideolojik kalıbın ötesinde olduğunu belirten Cansız, kızının başkalarının ihtiyaçlarını daima kendi hayatının önünde tuttuğunu ifade etti.
Röportajın sonunda yer alan özeleştiri ise Zeynep Cansız’ın en büyük pişmanlığını ortaya koydu. Uzun yıllar boyunca kızının ne için mücadele ettiğini tam olarak kavrayamadıklarını ve ailece üzerinde baskı kurduklarını itiraf eden Cansız, Sakine Cansız'ın aslında tüm insanlık adına bir kavgaya tutuştuğunu ancak geç anladığını dile getirdi. "İçimdeki yara büyüktür" diyen anne Cansız, kızına zamanında yeterli desteği verememiş olmanın üzüntüsünü son nefesine kadar taşıdığını belirterek sözlerini noktaladı. Bu söyleşi, 9 Ocak 2013'te Paris'te suikasta uğrayan Sakine Cansız'ın yaşamına dair en samimi belgelerden biri olarak tarihe geçti.