Dicle TV | Kültür - Sanat | 26 Yıl Gizlenen Fotoğraf: Pulitzer Tarihinde Kürtler

26 Yıl Gizlenen Fotoğraf: Pulitzer Tarihinde Kürtler

109 yıl önce bugün, 1917'de başlayan Pulitzer Ödülleri'nin en sarsıcı hikâyelerinden biri, 26 yıl boyunca ismi gizlenen bir fotoğrafçı ve Sanandaj'da kurşuna dizilen 11 Kürttür.

109 yıl önce bugün, 1917'de başlayan Pulitzer Ödülleri'nin en sarsıcı hikâyelerinden biri, 26 yıl boyunca ismi gizlenen bir fotoğrafçı ve Sanandaj'da kurşuna dizilen 11 Kürttür.

26 Yıl Gizlenen Fotoğraf: Pulitzer Tarihinde Kürtler

1917 yılında gazeteci Joseph Pulitzer’in mirasıyla kurulan Pulitzer Ödülleri, gazetecilik ve edebiyat alanında dünyanın en prestijli ödülleri arasında kabul ediliyor. Yüz yılı aşkın geçmişe sahip ödülün arşivleri incelendiğinde, doğrudan Kürt kimliğiyle Pulitzer kazanan bir gazeteci ya da yazar kaydına rastlanmıyor. Ancak Kürtlerin yaşadığı savaşlar, sürgünler, insan hakları ihlalleri ve siyasal kırılmalar, Pulitzer tarihinin en dikkat çekici dosyaları arasında yer alıyor.

Kürt coğrafyasında yaşanan olaylar, özellikle uluslararası muhabirlerin haberleri ve fotoğrafları aracılığıyla Pulitzer komitesinin gündemine defalarca taşındı. Bu durum, Kürtlerin küresel medyada görünürlük kazanmasının çoğu zaman büyük krizler ve çatışmalar üzerinden gerçekleştiğini ortaya koyuyor.

Pulitzer tarihinin en büyük gizemlerinden biri Sanandaj’da başladı

Kürtlerin Pulitzer tarihindeki en dikkat çekici izi, 1980 yılında verilen Spot News Photography (Anlık Haber Fotoğrafçılığı) ödülünde ortaya çıktı.

1979 yılının Ağustos ayında, İran İslam Devrimi’nin ardından İran’ın Sanandaj kentinde gözleri bağlı 11 Kürt muhalif idam mangasının önüne çıkarıldı. İnfaz anında çekilen ve daha sonra “Firing Squad in Iran” olarak dünya basın tarihine geçen fotoğraf, kurşunların hedefe ulaştığı saniyeyi dondurdu.

Fotoğraf ilk olarak İran’ın Ettela’at gazetesinde yayımlandı ve kısa süre içerisinde uluslararası haber ajansları tarafından tüm dünyaya servis edildi. Pulitzer Komitesi, 1980 yılında bu kareyi ödüle layık gördü. Ancak fotoğrafçının kimliği açıklanamadığı için Pulitzer tarihinde ilk kez kazanan bölümüne “Anonymous” (İsimsiz) yazıldı.

Fotoğrafı çeken kişinin kimliği tam 26 yıl boyunca bilinmedi. 2006 yılında yapılan araştırmalar sonucunda fotoğrafın İranlı foto muhabiri Jahangir Razmi tarafından çekildiği ortaya çıktı. Razmi daha sonra Columbia University’ne davet edilerek ödülünü aldı.

Bu olay yalnızca Pulitzer tarihinin en uzun süre çözülemeyen gazetecilik gizemlerinden biri değil, aynı zamanda Sanandaj’da infaz edilen 11 Kürt muhalifin hikâyesini dünya basın tarihine taşıyan önemli bir dönüm noktası oldu.

Kürt coğrafyası Pulitzer’e uzanan haberlerin merkezi oldu

Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Irak, Suriye ve Türkiye sınır hattı, özellikle 1991 Körfez Savaşı, 2003 Irak işgali ve 2011 sonrası Suriye iç savaşı dönemlerinde uluslararası gazetecilerin en önemli çalışma alanlarından biri haline geldi.

Lübnan asıllı Amerikalı gazeteci Anthony Shadid, Ortadoğu haberciliği alanındaki çalışmalarıyla 2004 ve 2010 yıllarında iki kez Pulitzer Ödülü kazandı. Shadid’in ödüllü haberlerinde Bağdat’tan Erbil’e uzanan savaş coğrafyasında yaşayan Kürt, Arap ve Türkmen ailelerin gündelik yaşamları, savaşın insani sonuçları ve bölgedeki dönüşüm süreçleri yer aldı.

Anthony Shadid | The Pulitzer Prizes

Benzer şekilde Reuters ve Associated Press bünyesinde çalışan foto muhabirlerinin Kobani, Halep, Musul ve çevresindeki çatışmalarda çektiği fotoğraflar da kurumlarına Pulitzer ödülleri kazandırdı. Ancak bu görünürlük çoğu zaman Kürt gazetecilerin kendi anlatılarıyla değil, uluslararası medya kuruluşlarının kriz haberciliği üzerinden gerçekleşti.

Bu nedenle Kürtlerin Pulitzer arşivlerindeki varlığı çoğunlukla savaş, göç, çatışma ve insan hakları ihlalleri ekseninde şekillendi.

Behrouz Boochani’nin dijital direnişi dünya çapında yankı uyandırdı

Pulitzer Ödülleri dışında dünya edebiyatındaki önemli ödüller incelendiğinde ise Kürt kimliğinin daha görünür hale geldiği örnekler bulunuyor.

İranlı Kürt gazeteci ve yazar Behrouz Boochani, Avustralya’nın Manus Adası’ndaki göçmen gözaltı merkezinde tutulduğu yıllarda kaleme aldığı No Friend But the Mountains adlı eserle uluslararası alanda büyük yankı uyandırdı.

No Friends But the Mountains (2023)

Boochani, altı yıl boyunca tutulduğu kampta yaşadıklarını akıllı telefonuyla Farsça yazarak WhatsApp mesajları halinde dışarıya gönderdi. Daha sonra bir araya getirilen bu metinler kitaplaştırıldı.

Eser, 2019 yılında Avustralya’nın en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olan Victorian Prize for Literature’a layık görüldü. Boochani ödül törenine fiziksel olarak katılamadı ve Manus Adası’ndan canlı bağlantıyla törene iştirak etti.

Bu olay, bir Kürt gazeteci ve yazarın sürgün, göç ve insan hakları ihlalleri üzerine kurduğu anlatının dünya çapında nasıl yankı bulduğunu gösteren önemli örneklerden biri olarak kayıtlara geçti.

Kürtler Pulitzer tarihinde daha çok anlatılan taraf oldu

Pulitzer tarihine bakıldığında, Kürtlerin çoğu zaman ödül alan gazetecilerden çok, haberlerin ve fotoğrafların konusu olarak yer aldığı görülüyor. Sanandaj’daki infazlardan Körfez Savaşı’na, Kobani direnişinden Musul operasyonlarına kadar birçok olay Pulitzer ödüllü haberlere konu oldu.

Bu durum, Kürtlerin küresel medya hafızasında çoğunlukla krizler ve çatışmalar üzerinden temsil edildiğini ortaya koyarken, aynı zamanda bu hikâyelerin uluslararası kamuoyuna ulaşmasında gazeteciliğin oynadığı rolü de gözler önüne seriyor.

Bir asrı aşan Pulitzer tarihinde doğrudan Kürt kimliğiyle ödül kazanan bir gazeteci bulunmasa da Kürtlerin hikâyeleri, fotoğrafları ve yaşadığı tarihsel kırılmalar, ödülün kurumsal hafızasında kalıcı bir yer edinmiş durumda.

 
 
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız