DEM Parti, 20 Eylül'de Ankara'da gerçekleştirilecek 5. Olağan Büyük Kongresi'ne "değişim ve yeniden yapılanma" hedefiyle hazırlanıyor. Bianet'ten Nalin Öztekin'in röportajına göre parti, yalnızca örgütsel bir yenilenmeyi değil; Demokratik Cumhuriyet perspektifini güçlendirmeyi, ittifak siyasetini genişletmeyi ve farklı toplumsal kesimlerle daha güçlü bağlar kurmayı amaçlıyor. DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Mahfuz Güleryüz, kongrenin hazırlık sürecini, program ve tüzük çalışmalarını, Genişleme Komisyonu'nun rolünü ve yeni döneme ilişkin hedeflerini anlattı.

Bu kez gerçekten bir değişim kongresi olmak zorunda
DEM Parti bu kongreye "değişim ve yeniden yapılanma" başlığıyla gidiyor. Parti açısından bugün en temel sorun ya da değişmesi gereken en kritik alan nedir?
Biz geçmişten bu yana her kongreyi bir yeniden yapılanma, değişim ve dönüşüm kongresi olarak tanımladık. Ama bu kez gerçekten bir değişim ve dönüşüm kongresi olmak zorunda.
Bunun birinci nedeni partinin geçiş süreci. HDP'ye kapatma davası açıldıktan sonra seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında girdik. Seçimden sonra da HDP'ye dönemediğimiz için Yeşil Sol Parti'nin adını Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi olarak değiştirdik. Ancak bu süreçte gerçek anlamda bir program ve tüzük kurultayı yapamadık. DEM Parti'de siyaset yürütürken eski HDP program ve tüzüğünü baz aldık. İşleyişimizi bunun üzerinden kurduk ama formal olarak kendi programımızı oluşturamadık. Bu nedenle bu kongrede program ve tüzük bakımından gerçek bir yenilenmeye ihtiyacımız var.

İkinci neden yeni siyasal koşullar. PKK'nin kendini feshetmesi, 50 yıllık bir hareketin yeni bir stratejiyle yola devam etme kararı alması sadece Kürt demokratik siyasetini değil, coğrafyanın bütün siyasetini, Türkiye'deki sol-sosyalist yapıları ve DEM Parti'nin bütün bileşenlerini de şu veya bu şekilde etkileyecek bir gerçeklik. DEM Parti'nin kendisini bu yeni döneme uyarlaması gerekiyor. Bu yeni denklemi ıskalamamız mümkün değil.
Demokratik Cumhuriyet ve Türkiyeleşme hedefi
Üçüncü neden ise Demokratik Cumhuriyet fikriyatı.
HDK kurulurken en büyük tezi Demokratik Cumhuriyet'ti. Ancak kabul etmek gerekir ki bu eksende bugüne kadar istediğimiz ölçüde yol alamadık. "Türkiyeleşme" ve "Türkiyelilik" kavramları daha geniş çevrelere yayılması gerekirken belli bir çevreyle sınırlı kaldı.
Elbette bunda ülkedeki antidemokratik uygulamaların büyük etkisi var. Ama bizim de yeterince büyük bir açılım sağlayamadığımızı görmek gerekir. Bu dönemde demokratik cumhuriyet dediğimiz eksen üzerinde kendisini daha güçlü kuran, bu fikriyatın bütün bileşenleriyle buluşan bir yol haritası oluşturmak istiyoruz.
Değişimin esasını buraya oturtuyoruz. Mesele "şu isim değişti, bu gitti, bu geldi" meselesi değil. Türkiye'nin ihtiyaçları doğrultusunda kendisini yeniden kurgulayan, daha geniş çevrelerle buluşan, mevcut bileşenli yapıyı daha geniş bir yelpazeye taşıyan bir değişimden söz ediyoruz.

"Kendimizi var edeceğimiz ana merkez ittifak siyasetidir"
Bu kongre yalnızca örgütsel bir yenilenme mi, yoksa DEM Parti'nin Türkiye siyasetine ilişkin yeni bir pozisyon alma süreci mi?
Bu yapı kurulduğu günden beri kendisini bir ittifak siyaseti olarak tanımladı. HDP'nin varlık gerekçesi de buydu. DEM Parti de bu çizginin devamı olarak kurgulandı. Dolayısıyla biz en başından beri aynı zamanda bir ittifak partisi, bir ittifak siyasetiydik. Bugün de kendimizi var edeceğimiz ana merkez ittifak siyasetidir.
Şunu özellikle söylemek isterim: Bizim şu anki arayışımız yeni bir Kürt orijinli parti kurmak değil. Evet, Kürt meselesi ve Kürtlerin Türkiye'de yaşadığı sorunlar bakımından Kürtlerin kendilerini en fazla ifade ettikleri yapı her zaman DEM Parti ve muadilleri oldu. Bu böyle olmaya devam edecek.
Ama sadece Kürt mahallesine sıkışan, yalnızca Kürt meselesi etrafında dönen bir siyaset değil; işçiyi, emekçiyi, sosyalisti, mütedeyyini, ekolojisti, kadın yapılarını, gençlik yapılarını gören ve onlarla hayatın her alanında ortaklaşan bir mekanizma hayal ediyoruz.
"Sadece kendi tespitlerimizi anlatmak istemiyoruz"
Parti dışındaki farklı kesimlerle bir araya gelme ihtiyacı nereden doğdu? DEM Parti bu temaslarda neyi duymak, neyi tartışmak istiyor?
Türkiye büyük bir çürüme yaşıyor. Bunun ana meselesi Kürt sorununun 100 yıllık çözümsüzlüğüdür. Kürt sorunu bu ülkeyi çürütmüştür; ekonomisini, siyasal ahlakını, dış politikasını etkilemiştir.
Devletin bütün mekanizmaları büyük ölçüde Kürt meselesinin inkârı ve Kürt'ün imhası üzerine kurgulandı. Biz esas çürümenin buradan başladığını düşünüyoruz. Ama özellikle AKP iktidarıyla birlikte toplumsal yozlaşmanın, ahlaki çöküntünün ve toplumsal sorunlardaki çözümsüzlüğün çok daha fazla derinleştiğini de görüyoruz.
Bu nedenle toplumla buluşurken sadece kendi tespitlerimizi anlatmak istemiyoruz. Ülkenin sosyoekonomik politikalarına, günlük yaşama, emek sorunlarına, ekolojiye, gençliğe, kadınların yaşadığı problemlere, halkların ve inançların taleplerine dair bütün başlıkları konuşmak istiyoruz.
Bunu birkaç kişinin oturup karar vereceği bir süreç olarak görmüyoruz. Çalışmaları mümkün olduğunca ilçelerden başlatacağız. İl ve bölge konferanslarının ardından atölyeler ve çalıştaylar düzenleyeceğiz. Programımızı, tüzüğümüzü ve genişleme perspektifimizi masa başında değil, sahada yürüteceğimiz çalışmalar üzerinden netleştirmek istiyoruz.
"Türk milliyetçileriyle kan davası gütmüyoruz"
Temas kurulacak isimler ve çevreler hangi ölçütlere göre belirlenecek? Bu listede bugüne dek yan yana gelmediğiniz bir topluluk olacak mı?
Bu konuda kendimizi sınırlandıran bir skalamız yok. HDP'yi oluştururken de hemen hemen herkesle görüşmüştük. Ancak her dönemin kendi ruhu vardır. Bu dönemin de farklı bir ruhu var.
O zaman da herkesle görüşmeyi, ortaklaşmayı önemsedik; ama bu kez bu konuda daha ısrarcıyız. Son bir, bir buçuk yıldır temas etmediğimiz neredeyse kimse kalmadı. Sağdan sola bütün kesimlerle temas kurduk. Kurmaya da devam edeceğiz.
"Şu bizim kırmızı çizgimizdir" dediğimiz çok az çevre var. Biz Türk milliyetçileriyle kan davası güden bir yapı değiliz. Türkiye'nin hassasiyetleri konusunda kendileriyle görüşmek isteriz. Bu kapılar bize açık olursa bunda hiçbir sakınca görmeyiz.
MHP'lilerle görüşmelerimiz oldu; bunlar kamuoyuna da yansıdı. İYİ Parti ise kapıları kapattığı için kendileriyle özel bir temas kurma girişimimiz olmadı. Ama onlar dahil olmak üzere Türkiye'nin sorunlarını herkesle konuşmak istediğimizi defalarca ifade ettik.
Genişleme Komisyonu'nun rolü
Genişleme Komisyonu'nun rolü tam olarak ne olacak?
Genişleme Komisyonu hem bu süreci bizim dışımızdaki çevrelere anlatacak hem de o çevrelerin önerilerini alacak. Aynı zamanda bugüne kadar bizim dışımızda kalmış ama yüzü bize dönük olan, bizden umut bekleyen çevrelerin partiye dahil olmasını sağlamaya çalışacak.
Bu komisyon iki alanda da faaliyet yürütecek. Bence bu dönem yürüteceğimiz en önemli ve en ağırlıklı çalışma Genişleme Komisyonu üzerinden olacak.
"Yüzde 60 bileşen, yüzde 40 birey"
Komisyonlarda görev alacak isimler ve görev dağılımı nasıl belirlenecek?
Partimizin bütün organları kuruluş mimarisine göre oluşturuluyor. DEM Parti'nin altı bileşeni var; bir de birey yapısı var. Biz bütün komisyonlarımızı ve organlarımızı bu şemaya uygun biçimde oluşturuyoruz.
Yönetimlerde yüzde 40 birey, yüzde 60 bileşen kotasını esas alıyoruz. Ayrıca oluşan organların en az yarısının kadınlardan oluşması ilkesini benimsiyoruz. Komisyonlarımız da bu şekilde oluştu.
LGBTİ+'ları komisyon görevlerinde görecek miyiz?
LGBTİ+'lar da hiçbir zaman parti mekanizmalarımızın dışında kalmadı. Ancak bu mesele Türkiye'de çok farklı bir kulvarda ele alındığı için çok fazla görünür olmadı. Bu nedenle ayrı bir kota uygulaması yapmadık ama bu alana dair hiçbir zaman politikasız kalmadık.
Komisyonların kimlerden oluşacağına dair şu aşamada neler söyleyebilirsiniz? Örneğin Gülten Kışanak, Sebahat Tuncel, Ayla Akat Ata gibi tahliye olan isimler yer alacak mı?
Komisyonlarda kimlerin görev aldığına dair şu aşamada ayrıntı vermem doğru olmaz. Ancak sorduğunuz Gülten Kışanak, Sebahat Tuncel, Ayla Akat gibi isimlerin bu dönem çalışmalarının merkezinde olduğunu söyleyebilirim. Resmi olarak hangi kurulda yer alıp almadıklarından bağımsız; cezaevinden çıktıkları günden bu yana partimizin her türlü çalışmasında yer alıyorlar.
"Kimin söylediğine değil, ne söylediğine bakacağız"
Farklı çevrelerden gelecek eleştiri ve öneriler kongre kararlarına nasıl yansıyacak?
Bu toplantılarda konuşulanların tamamını tutanak haline getireceğiz. Hiçbir görüşü ıskalamadan, hepsini tek tek değerlendireceğiz. Kim ne dedi, ne istedi, bunun Türkiye'nin geleceği açısından ne ifade ettiğini ele alacağız.
Kimin söylediğine değil, ne söylediğine bakacağız. Alınan notlar üzerinden çalıştaylar ve atölyeler yaparak konferansa gitmeyi hedefliyoruz. Bu nedenle toplantılara katılımı ve fikir ifade edilmesini çok önemsiyoruz.
Bizim bütün toplantılarımız aynı zamanda eleştiri ve öz eleştiri toplantılarıdır. Gerçekten istemesek bile buna dönüşür. Bu adeta genlerimize sirayet etmiş bir şey. Dolayısıyla bu kongre süreci yalnızca yeni dönem programını değil, bugüne kadar eksik bıraktığımız alanları da tartışacağımız bir zemin olacak.
"Değişimi kişiler üzerinden okumuyoruz"
Kongre sürecinde isim değişikliği ya da parti adının değişmesi de tartışılıyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
İsimler gelir geçer. Elbette her sürecin kendine has özneleri olabilir. Ama esas mesele orada değil. Parti ismi meselesini bugüne kadar konuşmadık. Herkes bizim yerimize konuşuyor ama biz konuşmadık. Böyle bir ihtiyaç doğarsa, halkımızın, üyelerimizin, yapımızın böyle bir beklentisi oluşursa parti bunu oturur, sahici biçimde tartışır.